İçini boşalttılar aşkın, Sen ne desen inanmam artık! Mücahit Özcanan Felsefi Lisanla Varoluşa Dair
Hayata Dair
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yargıladığımız ile yargılanırız. Niyet Defteri s(64)
1000Kitap
129 No.lu Apartman
Bulutlar kara kanatlarını açmıştı yeryüzünün üzerine. Çok geçmeden yağmurlarını yağdırmaya başlamıştı. Teninde hissettiği soğuklukla Dilara pencereye doğru yöneldi. “Bu kadar havalandığı yeter,” diye söylenerek pencereyi kapattı. Mutfak dolaplarını silmeye devam etti. Ne zamandır temizlik yüzü görmeyen bu eve yeni taşınmıştı. Daha doğrusu arkadaşıyla yeni kiralamıştı bu evi. Dilara, Canan ile üniversite açıldığında yurtta tanışmışlardı. Öyle böyle bir yılı devirip geriye kalan eğitim hayatlarını yurtta geçiremeyeceklerine karar vermişlerdi. Ve bir gün dolanırlarken Ankara sokaklarında, 129 nolu apartmanda kendileri için bir daire bulmuşlardı. Tabi komşular, kendilerine deli gözüyle bakıyordu orası ayrı konu. Söylenene göre bundan iki yıl önce yani 2007 yılında yaşlı bir kadın tutmuş bu daireyi. Kadın oldukça tuhaf bir tipmiş. İnsanlarla iletişim kurmazmış. Sokakta gördüğü genç kızlara uzun uzun bakarmış. Öyle bir bakarmış ki torunu yaşındaki kızları kıskandığını düşünürmüş mahalleli. Onların güzelliğini, yaşam enerjisini kıskanırmış sanki. Zaten kadının evdeki misafirliği de uzun sürmemiş. Yaşlı kadın eve taşındıktan 3 ay sonra daireden kötü bir koku yayılmaya başlamış. Komşular, kadının kapısını çalmış fakat açan olmamış. Durumdan işkillenen komşular polisi aramış. Polisler eve geldiğinde kadının yerde yatan cesedini bulmuşlar. Yaşlı bir kadının ani ölümü kimseyi şüpheye düşürmese bile daha ilginç bir şeyle karşılaşmışlar evde. Her yerde normal sayılamayacak sayıda erimiş mumlar ve yanmış tütsüler bulunuyormuş. Polisler başka bir yerden de koku gelmesi üzerine diğer odalara da bakınmışlar. Mutfağa vardıklarında çöp kutusunun yanında birkaç damla kan görmüşler. Çöp kutusunun içine baktıklarındaysa kan lekeleri barındıran enjektörlerle karşılamışlar. Mutfaktan yayınlan
Beklemiyorum artık
Kimsenin yazmasını Bekleyince salak yerine koydular Oyuzden onlar beni beklesin bundan sonra.. Deneme Çekimi
Alıntı
Solaris 1972, Andrei Tarkovski
Aşıklarla şairlerinin ölümünden daha kalıcı olan aşkın gücüne duydukları o sonsuz inanç, şu bizi yüzyıllardır peşinden sürükleyen finis vitae sed non amoris* (Lat. çev: Ömür tükense de aşk (sevgi) tükenmez.) inanışı bir yalandı. Komik olmayan, beyhude bir yalandı. Peki ama insanın zamanının akışını ölçen, kâh parçalanan kâh yeniden bir araya getirilen bir saat olması? Mekanizmasında -tasarımcısı çarklarını döndürdüğünde- çarkların ilk hareketiyle birlikte umutsuzluğun ve aşkın harekete geçtiği bir saat olması? İnsanın yinelendikçe komikleşen, komikleştikçe derinleşen işkenceyi kendisinin yinelendiğini bilmesi? İnsan varoluşunu yinelemeliydi... tamam, ama bunu bir sarhoşun müzik kutusuna durmadan madeni para atarak klişe bir ezgiyi sürekli çalması gibi yinelemeliydi? Bu akışkan dev yüzlerce insanın canını almıştı ve benim tüm insan soyum onlarca yıldır onunla hiç olmazsa küçücük bir iletişim kurmak için boşuna çabalamıştı. Şu an beni bir toz zerresi gibi üstünde bilinçsizce taşıyan bu akışkan devin iki insanın trajedisinden etkileneceğine bir an olsun inanmamıştım. Bundan bile tam emin olmadığım doğruydu. Solaris Stanislaw Lem sayfa: 310
1000Kitap