8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
14.Yüzyılda kara ölüm diye bilinen veba pireler ve kemirgenler vasıtasıyla bulaşan yüksek ölüm riski taşıyan bir hastalıktır. ortaçağda 1347-1353 yılları arasında avrupa nüfusunun 3/1 ini kaybetmesine yol açmıştır.1347 de kırımda başlayan salgın italya üzerinden avrupaya 1350 yıllarında kuzey avrupa’ya ve rusya’ya ulaşmıştır. Ortaçağ da veba bir çok nedene bağlanmış kuyruk yıldızların etkili olduğu söylenmiş bir kısımda yahudilerin su kuyularının zehirledikleri iddia ederek onları suçlamıştır.papa hristiyanlığı oratadan kaldırma amacı güttüklerini açıklayarak Yahudi katlimanına destek vermiştir.Basel,Freiburg,Strasburg gibi yerlerde diri diri yakılma,canlı toprağa gömme şeklinde cezalar uygulanmıştır. Neden böyle bir bilgi vererek başladık annesi yukarıda bahsettiğim nedenlerden yakılan bir çocuk dedesinin ona verdiği vasiyeti uygulamasıyla başlıyor. Turgay beyin serisini okuduğumda ülkemiz için planlanan ve geçmişten süregelen bir çok olayın kitaplarda geçtiğine şahit oluyoruz . Seriyi geçmiş ve gelecek Türkiye olarak planlayıp aktarmış fakat gözüme çarpan bazı olaylar daha yaşanmadan önce kurguya taşınması beni şaşırttı.Bu kitapta aselsan ölümlerine de yer vermiş petrol kaynaklarının kapatılması üretimin sınırlandırılması yada kökten kaldırılması dışa bağımlılık medya sirkülasyonu iç ve dış güçler diye adlandırdığımız sızma girişimleri daha neler neler serinin kurgusu içerisinde yer alıyor. Seri geçmişe ve günümüze ışık tutan sırlı bir alemin kapısını aralıyor.
Sır KüpüTurgay Güler · Hayat Yayın · 2013749 okunma
Mustabir ve Müteşekkir
Puan vermedi·336 syf.··
2026 1. kitabı
Eskiler ilmi ancak nass'ı derlemek ve onda kapalı olan noktaları şerh etmek olarak görmüşler. İbn Kayyım El-Cevziyye (1292-1350) iman sahibinin iki önemli vasfını inceliyor bu kitapta: Onlar sabrederler ve şükredeler. Bunlarsız bir mü'min düşünemiyor Cezviyye (rhm). Sabrın ve şükrün lügat anlamı üzerinde burada uzun uzun durmaya gerek olmasa da, Allah Rasülü'nün (sav) dünyasında bu kavramların nasıl tanımlara sahip oldukları, sınırları ve keyfiyetleri önemlidir. Bunları öğrenmek amacıyla da bu kitap elzemdir; yoksa bilinir ki nass'ın sınırlarını anlamak çoğu kez akla kapalıdır. İbn Kayyım El-Cevziyye (rhm) ilgili ayetleri ya da ilgili hadis-i şerifleri tefsir ve şerh ederek aslında kendisinden sonra gelenlerin imanlarını muhafaza etmeleri için bir cephane sağlamıştır; hikmete dokunduğu noktalarda. Allah (cc) ondan razı olsun. Suyunun suyunun suyunun suyu bir özet ile bir şey söyleyecek isek; Sabır vakanın gerçekleştiği halden başlamalıdır; dil ve beden burada beraberce sebat etmelidir. Kişinin tüm hali de bunu yansıtmalıdır. Ancak gözden engel olunamadığı için gelen bir kaç göz yaşına müsade vardır en çetrefilli hallerde. Şükür bahsinde ise kul'un üzerindeki herhangi bir nimete şükredemeyeceğini bilmesi gerekir; ancak "elhamdülillah"sızlıkta kişinin nankörlüğüne işarettir. Ayrıca İbn Kayyım El-Cevziyye sabır ve şükrün hangisinin daha efdal olduğunu tartışmıştır, seleflerinin görüşlerini de iktibas ederek. Hatta bazen konuyu spesifikleştirerek bu tartışmasını da zenginin şükrü ve fakirin sabrı olarak iki kategoriye ayırmış hangisinin daha faziletli olduğunu aramıştır; lakin vardığı sonuç bu kavramların birbirlerine fazilet konusunda üstünlüğü olmadığını ortaya koymaktır. Mü'min de her ikisi de bulunmalıdır; ve durumlara göre daha efdal olan fiil
Din
Sabredenler ve Şükredenlerİbni Kayyim El Cevziyye · İnsan Yayınları · 2019658 okunma
Reklam
Puan vermedi·128 syf.·
2025 838. kitabı
"Louis-Ferdinand Céline yirminci yüzyıl Fransız edebiyatının önde gelen yenilikçilerinden. Öfkeli ve dağınık üslubuyla dürüstlük, güzellik ve her türlü değerden yoksun dünyaları kasvetli bir hava içinde betimlemede usta bir yazar. "1 Temmuz 1961), Fransız yazar ve doktor. Céline, yazarın büyükannesinin ismidir. Yeni yazı tarzı ile Fransız ve Dünya edebiyatını geliştirmiştir. 20. yüzyılın en etkili yazarlarından biri olarak kabul edilir." Umutsuzluk, ahlak dışılık, şiddet ve pornografik öğelerle dolu yapıtlarında dünyaya ve insanlara duyduğu öfkesi her satırda hissedilir." Kahramanı Ferdinand Bardamu aracılığıyla savaşın anlamsızlığını, sömürünün dehşetini, insanın kendi varlığı karşısındaki şaşkınlığını anlatır. Céline'in dili sert, doğrudan ve sarsıcıdır. Cümleleri kısa, ritmik ve duygusal bir yoğunluk taşır. "Bir ara benimsediği Yahudi karşıtı tutumu ve Nazilerle işbirliği yaptığı için cezaevinde kalması 1930’lardaki saygınlığını azaltmıştır azaltmasına ama bu durum Céline’in pek de umurunda değildir zaten. "Louis-Ferdinand Céline, Yahudiler arasında ayrım yapılmasına da karşı çıkmaktaydı. Her ne kadar yer yer hedefinde sermayeyi, daha doğrusu gücü elinde tuttuğuna inandığı Yahudiler varmış gibi gösterse de, niyetinin bu olmadığı başka satırlarına yansıyacaktı: “Her Yahudi şeytanın altınlarının bir görevlisidir. Büyük ya da küçük Yahudi! Hiçbir ayrım yok!” “Edebiyatla tıp arasında seçebilecek olsaydım tıbbı seçerdim” diyen ve bu sözleri ile on yıllar sonra Türkçe çevirmeni Yiğit Bener tarafından “hekimliğinden vazgeçemeyen bir yazar” olarak nitelenecek Céline, bu yönünü Naziler gibi bir “ırk hijyencisi” olarak da" Fransa, 1,750,000 maktul verdi. Büyük Harp’te ölen Fransız Yahudileri ise 1350 kişiden ibarettir. Demek ki harpte 1300 Fransız ölüsüne mukabil 1
Roman - Tarih - Edebiyat
SavaşLouis Ferdinand Celine · Can Yayınları · 202569 okunma
BİLİNÇSİZ DEVRİM…
Puan vermedi
“Batı’ya Yön Veren Metinler” serisinin ilk cildini daha önce incelemiştim. Serinin ikinci cildi de nihayet bitti. İlk cildi incelerken, Tanrı’nın buyruklarını yorumlayan ve bu buyruklarla çelişir vaziyetteki hususları “kılıfına uydurmaya” çalışan yazıları, Batı’ya yön veren metinlerin en önemlilerinden gördüğümü belirtmiştim. Serinin ikinci cildinde de, bana göre, işte bu tür “uzlaştırmacı” ve hatta bir bakıma “akılcı” olan metinlerin gelişmiş hâllerini buluyoruz. Aslında bu metinleri bir tür bilinçsiz devrim olarak da yorumlayabiliriz. İkinci cilt, 1350 – 1650 tarih aralığını kapsıyor. İçerdiği metinler şu şekilde sınıflanıyor: 1- Rönesans 2- Protestan Reformu 3- Erken Modern Dönem 4- Bilim Çağı Metinlerin yazarlarına uzaktan yakından aşinayız. Metinlerin ise burada tek tek ele alınması imkânsız (Eserin bir tür “ansiklopedi” olduğunu hatırlamalı). Peki, sayılan kategorilere yerleştirilen bu metinlerin tümü için basitçe ne söylenebilir? Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Aşağıdaki fikirlerin hâkim olmaları ve zaman içinde (yavaş yavaş) hayata geçirilmeleri, Batı’yı bugünkü Batı hâline getirmiş. Materyalist şartların da bunda etkisi olduğu tartışılmaz, ama burada yalnızca dikkatimi çeken ve birbirleriyle bağlantılı sayılabilecek zihinsel değişimlere yoğunlaşacağım. “Farklı bir açıdan bakalım”: Rönesans’ta, sanat alanında dış dünyaya (özellikle de doğaya, insan duygularına ve bedenine) yönelik geliştirilen yeni bir ilgi ve merak göze çarpıyor. Kabından taşmak isteyen duygular ve ifade yöntemlerinin yanısıra, geleneğin çerçevesinin dışına çıkmak arzusu söz konusu. Ama hakikat (Hıristiyan Tanrı) ve ona yönelik referanslar sabit kalıyor. “Geçmişte şöyle olmuş, peki neden şimdi de böyle olmasın”: Bana göre bu, çok devrimci bir görüş.
Batı'ya Yön Veren Metinler 2Alev Alatlı · Alfa Yayıncılık · 201491 okunma
7/10
·412 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2025 00:20
Yazar bu roman serisinde Ahmet Kabaklının eleştirisini haklı çıkarmış: "Sözü kısa kesmek, teknik meselelere, üslup özelliği gibi şartlara dikkat etmemek adeta çalakalem yazmak..." Sepetçioğlu bu seride gerçekten insanı boğacak derecede gereksiz lafı uzatmış, betimlemelerinse haddi hesabı yok. Tek kitapta anlatabileceği meseleyi üç kitaba yaymış. Anlatılan doğru düzgün bir olay ya da olay örgüsü de yok. Basit bir olayın gerçekleşmesi sayfalar boyunca anlatılır mı ? Cezbedemiyor, 1350 sayfa boyunca bize bilinenlerın dışında kurgusal birtakım kişiler üzerinden kurgusal olaylar sunmaya çalışıyor ama ne sürüklüyor ne ilgi çekiyor. Dünkü Türkiye serisinin 6 kitabını okudum ve sıkı bir hayranıyım serinin. Ama bu seri olmamış. Seriye TRT'nin siparişiyle başlanmış olması mı bu seriyi yapay hale getirmiş bilemiyorum. Edebi anlamda sanat, sanatçının öz benliğinden kendiliğinden çıkmayınca doğallığını kaybediyor bana kalırsa.
...ve Çanakkale GeldilerM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayıncılık · 199085 okunma
5/10
·350 syf.··
2025 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2025 23:49
Yazar bu roman serisinde Ahmet Kabaklının eleştirisini haklı çıkarmış: "Sözü kısa kesmek, teknik meselelere, üslup özelliği gibi şartlara dikkat etmemek adeta çalakalem yazmak..." Sepetçioğlu bu seride gerçekten insanı boğacak derecede gereksiz lafı uzatmış, betimlemelerinse haddi hesabı yok. Tek kitapta anlatabileceği meseleyi üç kitaba yaymış. Anlatılan doğru düzgün bir olay ya da olay örgüsü de yok. Basit bir olayın gerçekleşmesi sayfalar boyunca anlatılır mı ? Cezbedemiyor, 1350 sayfa boyunca bize bilinenlerın dışında kurgusal birtakım kişiler üzerinden kurgusal olaylar sunmaya çalışıyor ama ne sürüklüyor ne ilgi çekiyor. Dünkü Türkiye serisinin 6 kitabını okudum ve sıkı bir hayranıyım serinin. Ama bu seri olmamış. Seriye TRT'nin siparişiyle başlanmış olması mı bu seriyi yapay hale getirmiş bilemiyorum. Edebi anlamda sanat, sanatçının öz benliğinden kendiliğinden çıkmayınca doğallığını kaybediyor bana kalırsa.
...ve Çanakkale GördülerM. Necati Sepetçioğlu · İrfan Yayıncılık · 199077 okunma
Reklam
Reklam