Müferridlik yapan çeşitli kişilere değinilmiştir. Bunlar çoğunlukla yolsuzluk vakalarını araştırmak üzere taşraya gönderilirlerdi. En çarpıcı örnekler, Timur ve Şahruh'un H.806-7'de (M.1404) Herat'a gönderdiği, Fahreddin Ahmed Tusi'yle Ahmed b. Şeyh Hasan'ın durumlarıdır. Bunlar Herat eşrafından zorla çok büyük miktarlarda para topladılar, çeşitli kâtipleri işkenceyle öldürttüler ve bir o kadarını da Moğolistan'a sürgüne gönderdiler.
Türkler arasında yaygın olan Şamanizm dini de, örneğin İslam öncesi İranlıların dini olan Zerdüşt ile karşılaştırıldığında, çok daha hoşgörülüydü. Şamanizm kadını "kutsal" sayarken, Zerdüştler kadını şeytanın yansıması gibi görüyorlardı, İslam öncesi Araplarda kadının bir deve kadar bile değeri yokken, Türk kadını erkeğe eşitti. "Emirname"ler Hakan ve Hatun tarafından imzalanmadan yürürlüğe giremiyordu. Kadınlar elçi, kale muhafızı ve hatta devlet başkanı olabiliyordu. (Bu konuda geniş bilgi için, Bkz. Ahmet Taner Kışlalı, Siyaset Bilimi, "İslam'da ve Türklerde Kadın" bölümü) Türkler İslam dinini kabul ettikten sonra da, bu farklılık devam etti. Örneğin Türkistan'da Peygamber'den sonra en yüce insan sayılan Ahmet Yesevi (1093- 1166) "cemiyette ve dergahta kadın ve erkek birlikteliği"ni savunuyordu. Timurlenk'in 1404 yılında Semerkant'ta verdiği bir ziyafete, erkeklerin yanı sıra kadınların da katıldığı, Kastilya Elçisi Klaviya 'nın anılarında yazılıdır. Türklerde kadının örtünmesi olayı ise, Fatih döneminden sonra Bizans'ın etkisiyle başladı. Çok kadınla evlilik ve "harem" gibi uygulamalar da, daha çok saray ve saray çevrelerinde yerleşti.
30 Mart 1432’de Sultan II. Murad’ın (1404-1451) bir oğlu daha dünyaya geldi. Müneccimlerin bu çocuğun geleceğin “Fatih”i olacağına dair yorum ve rivayetleri olduğu biliniyor.
Timur Üç Yıllık Sefer (1386 1388) ile İran'a, Beş Yıllık Sefer (1392-1397) Hindistan. Seferi, Deps Kıpçak Seferleri, Yedi Yıllık Sefer (1399-1404) ile Hindistan'dan Anadolu'ya kadar geniş bir coğrafyayı hâkimiyeti altına aldı
Timur'un oğlu Şahruh (1404-1447) Osmanlı sultanlarının Anadolu'da Timur'un kurmuş olduğu statüyü ortadan kaldırarak Osmanlı üstünlüğünü kurmalarını kabul etmiyordu. Çelebi Mehmed Şahruh'un bağımlılık isteğini reddedememişti. Mehmed Çelebi içinde bulunduğu güç koşullar dolayısıyla Şahruh'a tâbi hareket ediyordu. II. Murad da 1447'de Şahruh'un ölümüne kadar Timurluları kışkırtmaktan kaçınan bir baş eğikliği kabul etmiş görünmektedir. Şahruh, ilk defa 1420'de ikinci defa 1429'da Karakoyunlulara karşı büyük ordularla Doğu Anadolu'ya girdi. Timuroğlu'nun batıya doğru bu istilası Osmanlıları ziyadesiyle tedirgin ederken, Venedik ve Macaristan'ı sevindirmiştir. Bu baskıdan ve Osmanlı kuvvetlerinin Balkanlar'da eli bağlı olmasından yararlanan Karamanoğlu, Hamideli bölgesini yeniden işgal etti. Timurlu tehdidi karşısında Osmanlılar kuzeyde Altınordu, güneyde Memluklularla dostça ilişkiler kurdular ve Yıldırım Bayezid zamanındaki gibi bir ortak cephe oluşturmaya çalıştılar. Bu olaylar, Osmanlıların Venedik'e karşı daha enerjik bir tarzda harekete geçmelerini önlüyordu. Venedik, doğuda Osmanlılara karşı bir Karaman ve Kıbrıs ittifakını gerçekleştirmeye çalışıyordu. Şahruh'un ordusu Anadolu'dan çekilince, Osmanlılar rahat bir nefes aldılar ve güçlerini tekrar Venedik'e karşı Selânik üzerinde topladılar.
30 Mart 1432'de Sultan II. Murad'ın (1404-1451) bir oğlu daha dünyaya geldi.
Tevafuk bu ya, kitap kaç zamandır okunmayı bekliyordu. Nasip Sultan’ın doğum gününde okumaya başlamakmış. Mutlu etti.