8/10
·128 syf.··
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:19
Prens’i nihayet bitirdim ve kafamda bir sürü şey dönüyor. Dürüst olayım, 500 küsur yıl önce yazılmış bir kitap bu kadar güncel ve sert olabilir mi diye düşünmüyordum ama Machiavelli resmen tokat gibi vuruyor. Kitap aslında yeni bir prense (yani yöneticiye) iktidarı nasıl elde edeceğini, elde ettikten sonra da nasıl koruyacağını anlatıyor. Ama bunu yaparken romantik, ahlaklı, “herkes mutlu olsun” tarzı laflar etmiyor. Tam tersine, insan doğasının gerçek yüzünü ortaya koyuyor: İnsanlar nankör, korkak, çıkarcı ve değişkendir. Bu yüzden prens de buna göre hareket etmeli. Bazen merhametli, bazen acımasız; bazen dürüst, bazen yalancı olmak zorunda. Önemli olan sonuç. En çok çarpıldığım yer, “Korkulmak mı yoksa sevilmek mi daha iyidir?” sorusuna verdiği cevap. Machiavelli net diyor ki: İkisi birden olursa süper ama ikisi bir arada zor olduğu için korkulmak, sevilmekten daha güvenli. Çünkü sevgi insana bağlı, korku ise senin elinde. Tabii ki nefret edilecek kadar korkutmayacaksın, o da ayrı bir denge meselesi. Ayrıca “Aslan ve tilki” metaforu da efsane. Güçlü olacaksın ama kurnaz da olacaksın. Sadece kuvvet yetmiyor, zekâ da lazım. İnsanları nasıl okuyacağını, fırsatları nasıl değerlendireceğini, talihi (fortuna) kendi lehine nasıl çevireceğini anlatıyor. Bence bu kısım bugün bile siyasete, işe, hatta günlük hayata uyarlanabilir. Eleştireceğim tarafı da var tabii. Kitap yer yer aşırı soğuk ve ahlak dışı gelebiliyor. “Amaç aracı meşru kılar” mantığı ağır basıyor. Fakat Machiavelli’nin derdi ideal bir dünya yaratmak değil, gerçek dünyada ayakta kalmak. O yüzden bu kadar gerçekçi ve acımasız. Okuduktan sonra şunu anladım: Prens aslında sadece krallar için yazılmış bir kitap değil. Liderlik pozisyonunda olan herkes (siyasetçi, CEO, yönetici, hatta kendi hayatını yöneten birey)
PrensNiccolo Machiavelli · Remzi Kitabevi · 201920,3bin okunma
10/10
·448 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 12:42
Selamlarrrr Bugün sizlere çok merak ettiğim bir serinin ilk kitabıyla geldim. Özellikle bana yakın arkadaşım övdüğü için daha çok merak ediyordum seriyi. Haksız da sayılmazmış her bir sahnesine bayıla bayıla, düşe düşe okudum. Hele bir erkek karakterimiz var üffff Neyse tamam o beye ilerleyen satırlarda düşeceğiz zaten şimdiden cok yükselmeyip kitabın konusuna girelim birazcık. Lariasa annesi ve kardeşiyle 16. yy da yaşayan genç bir kadındır. Annesi bir şifacı olarak yıllarca insanların dertlerine hiçbir karşılık istemeden çare olmuştur. Ama babasının ölümünden sonra iki çocuğuna bakabilmek için köylülerden ufak tefek istekleri olmuştur. Daha önce karşılıksız yapılan işler, şimdi karşılığa dönünce köy halkı tarafından mimlenirler. Ve annesi cadı olarak adlandırılır tüm aile bir zindana kapatılarak türlü işkencelere maruz bırakırlar. En son, radde ise cadı avında hepsinin yakılması olacaktır. Tam yakılma anında Larina'nın çığlığıyla bambaşka bir evrene ve yüzyıla ışınlanıyoruz. Gözlerimizi açtığımızda ise hiç bilmediğimiz bir adamın kollarındayız. (Hiç bırakmasanız olur mu pek sevdik yerimizi de) As Valor Jarlan.. düşmüş krallığın kendini canavar olarak gören Prens'i.. (Bahtımıza düşeni gördünüz mü prens kendisi) Larina bu dünyada hem ailesini arayıp hem de kendisinin neden buraya getirildiğini çözmeye çalışır. Hiç bilmediği geçmiş ise kendisini derinden sarsacaktır. Özellikle oluşturulan evren, güçler, anlatılan yaratıklar ve lanetler o kadar farklı ve enteresandı ki ben çok sevdim. As' ın gücünü Larina için kontrol etme çabasına mest oldum. Bakın bu kitapta öyle bir erkek karakter okuyoruz ki hem "bunu sana kim yaptı erkeği" hem "kıskanç" hemde kadın karaktere bebek gibi davranıyor. (Daha Allah'tan belamızı mı isteyelim ) bakın çok net söylüyorum benim kitapta As
Tılsım ve Sis 1Seda Lena · Guardian Yayınları · 2025104 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
BÜYÜK KEHANETİN SONU: PERCY JACKSON VE SON OLİMPOSLU
Puan vermedi
"dünyada bir çocuğun 'perilere inanmıyorum' dediği her an, bir yerlerde bir peri düşüp ölür." demişti Peter Pan ... işte percy jackson serisi de benim için o mitolojik sihire inanmaktan asla vazgeçmeyen çocuk ruhumun en büyük, en güvenli sığınağı! en sevdiğim serinin bu olduğunu ve Son Olimposlu 'un kalbimde apayrı bir yeri olduğunu söyleyip duruyordum zaten, sonunda buraya upuzun, seriyi hiç bilmeyenlerin bile hemen gidip almasını sağlayacak dev bir inceleme yazmaya karar verdimmm mşfmsldmld önce size bu serinin aslında bize ne anlattığından, o muazzam dünyasından kısacası olayların başlangıcından bahsetmek istiyorum çünkü bu evren sadece bir fantastik kitap değil, resmen bir yaşam tarzı! hikayemiz, 12 yaşındaki disleksi ve hiperaktivite hastası percy jackson’ın aslında sıradan bir çocuk olmadığını, yunan deniz tanrısı poseidon’un oğlu, yani bir "melez" olduğunu öğrenmesiyle başlıyor. biz de onunla birlikte long island’daki melez kampı'yla tanışıyoruz. tanrılar ve ölümlülerin çocukları olan bu melezler, dünyayı canavarlardan korumak ve hayatta kalmak için burada eğitiliyorlar. seri boyunca percy, bilge athena'nın kızı annabeth ve bir satir olan en yakın dostu grover(kıvırcık) ile birlikte o olimpos tanrılarının bitmek bilmeyen sorunlarını çözmek için görevden göreve koşuyor. Şimşek Hırsızı 'yla başlayan macera, Canavarlar Denizi , Titan’ın Laneti ve Labirent Savaşı derken bizi adım adım o korkunç "büyük kehanet"e sürüklüyor. kehanete göre, üç büyük tanrının (zeus, poseidon, hades) melez çocuklarından biri 16 yaşına bastığında ya olimpos'u kurtaracak ya da tamamen yok edecek bir karar verecekti. işte serinin beşinci ve son kitabı olan Son Olimposlu (serinin devamı var ama işte bu serinin sonu gibi ), tam olarak bu 16 yaş sınırına geldiğimiz, zamanın bittiği ve o devasa savaşın patlak verdiği kitap! ve
İnceleme
Son OlimposluRick Riordan · Doğan Egmont Yayıncılık · 20195,3bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 15. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:06
Yıl 1560 Yer Italya,Rönesans dönemi Floransa Lucrezia de' Medici (1545–1561) Floransa Dükü I. Cosimo'nun kızı, 15 yaşında Ferrara, Modena ve Reggio Dükü II. Alfonso ile evlendirilir,  16 yaşında  hayatını kaybeder. Gerçek tarihi  bir karakter üzerinden yola çıkıyor yazar. Kitabın ilk sayfasından sonunu bilerek başlıyor okuyucu okumaya. Bu sona nasıl olaylarla ulaşıldı merakıyla okumaya başladım. Yazarin okudugun  ikinci kitabı, ilki Hamnet.  Bu kitabında da ana karakter sezgisi kuvvetli, olayları ve dünyayı herkesten farklı görüyor. Biraz yabani biraz aykırı ve özgür ruhlu bir kadın.  Anlatımı, duygulari kelimelerle aktarımı çok güzel. İçinde bulunduğu anı  yaşatıyor. Elinizden bırakmadan okuduğunuzda bir film izliyor gibi sizi olaylarin yaşandığı mekanlara çekiyor. Yazar kitabi uzatmış mi evet bence tasvirler kitabı uzatıyor  ama bir o kadar da film tadında tüm detaylar gözünüzde canlanıyor. Taş duvarların soğukluğu, karanlığı, elbisesinin hareket ederken duyulan sesi bile kulağınıza geliyor sanki, çünkü hepsini yazmış yazar. Tek sıkıntı bana göre kitapta kıyafetler ya da eşyalar gibi özel isimli olan kelimelerin  çok yer alması. Rönesans  dönemi Avrupa'da kadın olmak. Hayatin zorlukları dışında soylu ve önde gelen  bir ailede yaşayan bir kadının  var oluş  çabaları, evlilik ile gelen altin kafesler ve içlerinde kimsenin bilmediği duymadigi sessiz çığlıklar atan kadın.  Kadın için tek seçenek itaat etmek, tamamen seslerinin kısıldığı bir dünyada kendine biçilen rolün dışına çıkamadığı bir hayatı yaşamak.  Geçmişte olan halen günümüzde de devam eden durumlar alt metin olarak işlenmiş. Günümüzde değişti mi diye düşünüyorum, maalesef cevabım hayır oluyor ,  hala pek çok yerde kadın ikinci planda , hala kadın ölümleri bir şekilde üstü kapatılıp gecistiriliyor, yok
Evlilik PortresiMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20231,493 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 10:03
Son Kızılbaş Şah İsmail kitabı, Safevi Devleti'nin kurucusu Şah İsmail'in hayatını, siyasi mücadelesini ve dönemin güç savaşlarını ele almaktadır. Kitap, yalnızca bir hükümdarın yükselişini değil, aynı zamanda 15. ve 16. yüzyıllarda Anadolu, İran ve çevresindeki siyasi çekişmeleri de anlatmaktadır. Eserde dikkatimi çeken en önemli noktalardan biri, dönemin sert ve acımasız yönetim anlayışının ayrıntılı şekilde anlatılması oldu. İktidar mücadeleleri sırasında uygulanan işkenceler, infazlar ve düşmanlara verilen ağır cezalar dönemin ne kadar kanlı geçtiğini göstermektedir. Özellikle siyasi rakiplerin ortadan kaldırılmasında kullanılan yöntemler, günümüz değerleri açısından oldukça sarsıcı ve üzücüdür. Beni en çok etkileyen olay ise Safevilerin Akkoyunlu hükümdarının başını ve bir parmağını keserek karşı tarafa göndermesi oldu. Bu olay, dönemin savaş kültüründe korku salma ve güç gösterisi yapma amacının ne kadar ileri boyutlara ulaştığını açıkça göstermektedir. Tarihi bir olay olmasına rağmen, bu sahne kitabın en çarpıcı ve unutulmaz bölümlerinden biri olarak hafızamda yer etti. Okurken bir ara verme ihtiyacı duydum ve yanlış okuma ihtimalime karşı tekrar tekrar okudum. Genel olarak eser, Şah İsmail'in kişiliğini, siyasi dehasını ve yaşadığı dönemin sert gerçeklerini anlamak isteyenler için düşündürücü bir tarih kitabıdır.
Son Kızılbaş Şah İsmailTufan Gündüz · Yeditepe Yayınevi · 2015429 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2019 31. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mart 2019 00:00
"Canavarlar, köpekler, yüklükler, tamirhaneler ve çıkmaz sokaklar... Bunları ne yapalım öğretmenim? Toplayalım mı, çıkaralım mı, çarpalım mı, bölelim mi?" Kısa bir aradan sonra dönüşüm muhteşem olsun dedim ve Stephen King ile birlikte geldim. #kingokuyoruz etkinliğimizde okunanlar arasına bir yenisini daha eklemiş bulunuyorum. Tabi ki Okuyan kadinlar kulubu nün #birharfbirkitap etkinğinde sıranın 'K' harfinde olması seçimimde büyük etken oldu. Okumakta geç kaldığımı düşündüğüm kitaplarından biri aslında #kujo King okumaya başlangıç olarak tavsiye edebileceklerimden. Her zaman ki gibi akıcı ve merak uyandırıcı. Korku değil fakat o gerilimi müthiş hissettiren bir konusu var, anlatım kabiliyetine değinmeme gerek yok sanırım. Hepsi bir tarafa, bir anne olarak okumak gereğinden fazla sarstı beni. O arabanın içinde, çocuğuyla birlikte 50 derece sıcaklıkta açlık ve susuzluktan tanınmaz hale gelen, çocuğunun korkudan nöbetler geçirdiğini, nefessiz kaldığını gören bendim sanki. "bulun şunları artık" diye isyan ettim o çocuğun psikolojisi mahvetti beni, annenin çaresiz oluşunu, korkularını iliklerime kadar hissettim... Kitabımız, 5 yaşında, yüz kiloluk bir Saint Bernard olan köpeğimiz 'kujo' nun hikayesi aslında. Tüm köpekler gibi, doğası gereği bahçede bir hayvan kovalarken burnunu soktuğu mağarada yarasa tarafından ısırılıyor. Böylece 16 Haziran 1980 tarihinde, merkezi sinir sistemi hastalığı olan kuduz hastalığının kuluçka dönemi başlamış oluyor. Çocukların üzerine binip dolaştığı dost canlısı köpek, artık o çocukların katili... Kitabın ilk sayfalarında anlatılan seri cinayetler kimse tarafından unutulmadığı için her fırsatta tüm konuyla ilişkilendirilmiş. King olduğu için aksi zaten mümkün değildi tabi ama yine de söyleyeyim Keyifle okudum, okuyunuz efendim.
KujoStephen King · Altın Kitaplar · 20222,634 okunma