Puan vermedi·376 syf.··
2026 350. kitabı
Amin Maalouf, Afrikalı Leo (*Léon l'Africain*) adlı bu muazzam tarihi ve biyografik romanında, 15. ve 16. yüzyılın dönümünde, Endülüs'ün çöküşünden Osmanlı'nın Kahire'yi fethine kadar uzanan çalkantılı bir çağda yaşamış ünlü gezgin ve coğrafyacı Hasan bin Muhammed el-Vezzan'ın (tarihte bilinen adıyla Leo Africanus) sıra dışı yaşam öyküsünü konu alır. Yazar; Granada’da (Gırnata) doğan, Müslümanların İber Yarımadası'ndan sürülmesiyle Fez'e göç eden, ardından diplomatik görevlerle Akdeniz'i, Sahra Çölü'nü ve İstanbul'u aşarak korsanlar tarafından kaçırılıp Papa'ya esir olarak sunulan bu dünya vatandaşının hikayesini anlatırken; Doğu ile Batı, İslam ile Hristiyanlık dünyası arasındaki hem kanlı çatışmaları hem de kültürel geçişkenlikleri, dinlerin ve imparatorlukların yükseliş ve çöküşlerini, Akdeniz havzasının zengin ve kozmopolit yapısını, Maalouf'a özgü derin bir tarihsel vizyon, lirik bir anlatım, yüksek bir empati duygusu ve masalsı ama bir o kadar da gerçekçi bir edebi dille işler.
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,3bin okunma
Puan vermedi·74 syf.··
2026 336. kitabı
Stefan Zweig, Hayatın Mucizeleri (Die Wunder des Lebens) adlı bu derin ve dokunaklı uzun öyküsünde, 16. yüzyılın ortalarında, dinsel çatışmaların ve Anabaptist ayaklanmaların gölgesinde kalan Antwerpen şehrinde, genç ve yetenekli bir ressam ile hayata tutunmaya çalışan kimsesiz bir kız çocuğunun kesişen kaderlerini konu alır. Yazar; bir kilise resmi siparişi üzerine Meryem Ana figürü arayan ressamın, saf ve acı dolu bu genç kızda aradığı ilahi ışığı bulmasını anlatırken; sanatın dönüştürücü ve can verici gücünü, inanç ile fanatizm arasındaki amansız çatışmayı, savaşın yarattığı toplumsal yıkımı ve insan ruhunun en karanlık anlarda bile sığındığı şefkat arayışını, Zweig'a özgü yoğun psikolojik tahliller, derin bir empati ve lirik, büyüleyici bir edebi dille işler.
Hayatın MucizeleriStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 202219,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Denizin Altında Kaybolan Potansiyel
6/10
·280 syf.·
2026 79. kitabı
Selam. Beni yeterince tatmin etmeyen ancak oldukça masalsı olan bir kitaplayız bu gün. Fantastik öğelerle bezeli, Kore mitolojisinden ilham alan ve son yıllarda oldukça ilgi gören Denizin Altına Düşen Kız, özellikle atmosferi ve masalsı dünyasıyla dikkat çeken bir kitap. Ben de kitaba beklentilerle başladım ve okuma deneyimim boyunca hem beğendiğim hem de eksik bulduğum noktalar oldu. Axie Oh'un Denizin Altına Düşen Kız kitabını bitirdiğimde bu kitabın aslında kötü olmadığını düşündüm. Hatta yer yer çok güzel fikirleri, etkileyici sahneleri ve gerçekten ilgi çekici bir dünyası var. Ancak bütün bunlara rağmen bende büyük bir etki bırakmayı başaramadı. Bunun sebebi de sanırım yazarın kafasındaki fikirlerle bunları sayfalara aktarma başarısı arasındaki mesafe. Kitabın en güçlü yanı kesinlikle atmosferi. Denizler, ruhlar, tanrılar, efsaneler ve masalsı anlatım zaman zaman gerçekten büyüleyici bir hava yaratıyor. Özellikle bazı betimlemeler çok başarılıydı. Hatta kitabı okurken neden bazı insanların ona bir Ghibli filmi havası yakıştırdığını anlayabiliyorum. Eğer bu hikâye animasyon olarak izleseydim muhtemelen çok daha fazla etkilenebilirdim. Fakat aynı hissi kitapta alamadım. Çünkü atmosfer ne kadar güçlü olursa olsun hikâye ve karakterler onu desteklemekte zorlanıyor. En büyük sorunlarımdan biri anlatım dilindeydi. Özellikle büyükannenin hikâyeleri o kadar sık tekrar ediliyor ki bir noktadan sonra dikkat dağıtmaya başlıyor. Sürekli "büyükannemin anlattığı hikâyelerdeki kadınlar", "büyükannemin öğrettiği şeyler", "büyükannemin hikâyeleri" ifadelerini görmek karakterin kendi düşüncelerini geliştiremediği hissini yaratıyor. Üstelik bu sadece büyükanneyle de sınırlı değil. Dedem şöyle derdi, ağabeyim böyle söylerdi, büyükannem şunu anlatırdı... Bir süre sonra karakterin
Denizin Altına Düşen KızAxie Oh · Yabancı Yayınları · 2023848 okunma
6/10
·384 syf.··
2026 32. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:29
Açıkçası Gerilim türü kitaplardan en sıkılarak okuduğum bu oldu. İte kaka bitirdim resmen. Aslında hikaye fena değildi ama "kim doğru söylüyor" çerçevesinde ilerliyordu sadece. Finali sevdim bir tek. Kresten Kroiter(16) bir trafik kazası gecirir, Dr Ted Cogan(43) ilk müdahale sonrası hayatını kurtarır. Altı ay sonra kız intihar eder. Günlüğü bulunur ve Cogan ile ilişkiye girdiğini yazmış olduğundan Cogan kendini bir cinayet soruşturmasında bulur. Spoiler.... Karakter yoksunu en yakın arkadaşı olan Klein aslında kıza tecavüz etmiş. Kız o anki sarhoş kafa ile Cogan saniyor. En yakın arkadaşının abisi Jim ve iğrenç arkadaşı Watkins de... Yani ozetle kitapsız kalsam anca tercih ederdim.
Neşter MüziğiDavid Carnoy · Can Yayınları · 2010134 okunma
Menocciho, alim değilse de ariftir.
Puan vermedi·214 syf.··
2026 19. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 16:46
Kahramanımız, 16. yüzyılda İtalya’da bir dağ köyünde yaşamış ihtiyar bir değirmencidir. Kilise öğretilerine, eğitimsiz ancak akılcı bilinciyle karşı çıkar. Buna karşın, otorite sahibi Kilise ve daha da zararlısı olan alkışçıları tarafından hürriyeti elinden alınır; sorgulanır ve gördüğü eziyetler neticesinde gücü elinde tutanların duymak istediklerini söylemek zorunda kalır. Kahramanımız; insanın, nihayetinde tabiatın bir meyvesi olan organizma olduğunu ve tekrar tabiata döneceğini, asıl olanın erdemli yaşamak olduğunu, tüm insanların eşit olduğunu savunur. Ayrıca, farklı milletlerin farklı dinî görüşlere sahip olmasından hareketle mutlak doğru bir görüşün olamayacağını ileri sürer. Tabiat Ana’yı tanrı olarak kabul etmekle birlikte, alışılagelmiş Kilise öğretilerinin din adamları tarafından buyurulduğunu ifade eder. Menocchio’nun fikirleri, Atatürk’ün şu sözlerini hatırlatmaktadır: “Evet, ben bilirim ki insan dinsiz olmaz. Fakat Türk’ün dini tabiattır. Bunu size münevversiniz (aydınsınız) diye söylüyorum.” Talihsizliği ise şudur: Düşüncelerini açtığı kişiler, kendisi gibi aydın görüşlü değil; bilinci körelmiş kimselerdir.
Peynir ve KurtlarCarlo Ginzburg · Metis Yayınları · 2021888 okunma
Puan vermedi·637 syf.··
2026 3. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:01
Bazı kitaplar var ki kapağında okumadan ölmeyin uyarısı bulunmalı " Ee anlatın bakalım, toplumun temellerinin altını oydunuz mu? Suçluları aklayıp,suçsuzları mahkum ettiniz mi? (S:129) Bu soruyu sorarak dönemin Rus adalet sisteminin ağır bir eleştirisini yapiyor. 15 , 16 yaşlarındaki çocuk diyebileceğimiz insanların idam edilmesi,kadınların, suçsuzların, yaşlıların,acizlerin acımasızca iskenceye maruz kalmasını en ince ayrıntısına kadar betimliyor Tolstoy "Ancak zenginlikleriyle yani yağmacılıklarıyla övünen zenginler, zaferleriyle yani işledikleri cinayetlerle övünen komutanlar , güçleriyle yani zorbalıklarıyla övünen hükümdarlar için de aynı şey geçerli değil midir? (S:217) ile demokrasiye ve içinde yaşadığımız topluma ağır bir eleştirisini okuyoruz. «Dünyadaki her şey neden bu kadar kötü, insanlar neden durmadan birbirine acı çektiriyor (S:188) İncil’de geçen herkes günahkar doğar ibaresinin bu soruya cevap olacağını düşünüyorum . Hepimiz aslinda kötüyüz iyiliği tercih etmek de bizim elimizde.. ‘’insanlar kendilerine değil başkalarına inandıkları için çeşit çeşit din var " (S:601) Burada da binlerce dinin aslında insanları kandırmak için yapıldığının açıklamasını yapar Tolstoy. "Kendi kendinin efendisi olursan efendilere gerek kalmaz’’ S:628) diyerek de öncelikle kendimize inanmamız gerektiğini vurgular Tolstoy. Eline emeğine sağlık. Okurken büyük bir keyifle okuduğum bir kitaptı Diriliş İçinde saf iyilik barındıran Nehlüdov’un çevre nedeniyle kötülüğü özenmesinin nedeni ile masum bir genç kızın hayatını kararttığını öğrenmesi ve bunun da üzerine yaşadığı pişmanlığı anlatır Diriliş . Öyle güzel betimlemeler ile anlatmıştır ki Tolstoy halkın o zamanlar yoksulluğunu , yüksek zümrenin adaletsizliğini , hapishane hayatının bütün
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma