Mor şiirlerin kadını...
10/10
·53 syf.··
2026 25. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 11:40
Kafkaokur bazen bir dergiden çok, insanın kendine denk geldiği bir durak gibi. Sayfalarını çevirdikçe yalnızca edebiyat değil; kırgınlık, umut, yalnızlık ve insanın iç sesi de konuşuyor. Her sayısı, kahve kokusuna karışmış uzun bir düşünce gibi iz bırakıyor.Ve bu sayı da Didem Madak ağırlıklı,hayatı ve eserleri. En büyük hayranlık duyduğum mekanı cennet olsun o muhteşem kadın Didem Madak... Şiirlerinde insan, kendi yarasını başkasının kalbinde buluyor. Onu okumak bazen ağlamak gibi, bazen de yıllardır sustuğun bir şeyi ilk kez söyleyebilmek gibi. Hayranlığım biraz da bu yüzden; kelimeleri yalnızca yazmıyor, insanın içine bırakıyor. Paylaştığım iletiler de de şühesiz ona duyduğum hayranlığın izleri dolanır masamda... Kelimeleriniz 128 harften daha çoğunu barındırsın ama huzur ve sağlık getireninden olsun. Didem Madak'ın hastalığını öğrendikten sonra yazdığı 128 harf adlı şiirinden olmasın. Sağlıkla ve sevgiyle kalın. Keyifli okumalar dilerim arkadaşlar..
KafkaOkur - Sayı 16 (Mart-Nisan 2017)KafkaOkur Dergisi · Kafka Okur · 2017639 okunma
DÖRT 'İNCİ'
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 23:48
Bir dergiden daha nitelikli olduğum bu dergi oldukça mühimdir. İçinde sadece Cemal Süreya değil birçok önemli üstadın bilgisinin yer aldığı bir dergidir . İçerik yoğunluğundandır ki detaylı bir bilgiye uzun bir şekilde yer vermezsemde içinde okurken çizdiğim kısımlara değinerek bir inceleme yazısı oluşturacağım. Edip Cansever'den başlayan masada ne masaymış ama şiirine değinen ve ileri sayfalarda Cemal Süreya kadar detaylı bir şekilde işlediği Tomris Uyar hayatında değindiği aşk dikdörtgeninde en az yer alan hatta hiç yer almayan insandır ona doğum günü olan 15 Mart şiiri ile aslında ne kadar Tomris etkisinde kaldığı net bir biçimde ortay çıkar ki bu dönem de ön planda olacak ikinci yeniciler diye ilerleyen süreçte adlandıracağımız dönemin baş kişilerinden Cemal Süreya , Turgut Uyar, Edip Cansever gibi birçok şaire kendinden bahsettirmiştir. "Her şeyin fazlası zarardır ya fazla şiirden öldü Edip." (Cemal Süreya) Bu kısım yine altını çizdiğim yerlerden biri olmuştur. Cemal Süreya ve özel hayatındaki çalkantılara yer verilmiştir. Cemal Süreya'ya içki içmesini ben öğretim (Edip CANSEVER) Edip Cansever'e şiir yazmasını ben öğrettim.(Cemal Süreya) Bu ikisi bunu tartışırken bende gittim Tomris ile evlendim(Turgut Uyar) burada da görüldüğü gibi Tomris oldukça mühim bir isimdir ki daha öncede Ülkü Tamer ile evli olduğunu untumamak gerekir. Oradan Ekin adında çocuğu ve burada evlilik hayatının başarısızlığı, Ekin'nin ölümü ki bence en acı nokta olan 3 aşık olduğu adamında ölümünü görmesi ve birçok başak psikolojik faktörler ile birçok kişi tarafından olmak istenilen kişi olan ve aynı zamanda bir o kadar da açı bir hayat yaşayan yine bu dörtlünün son buluşması olan Varlık Dergisi toplantısı ve bu toplantının başkanlığını da yine Tomris Hanımın yapması onun güç imgesinin başka
Arka Kapak - Sayı 16 (Ocak 2017)Arka Kapak Dergisi · Papersense · 201731 okunma
Reklam
ARKANYA'YA DAVETLİYİZ...
8/10
·168 syf.··
2026 41. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 15:00
Sahiden Hikaye 2018 Saik Faik hikaye armağanı ödülünü alan Kemal Varol roman şiir türünün yanı sıra öykü türünde de Türk Edebiyatında kendine yer bulmuş biri. Kemal Varol kaleminden öykü türünde bir kitap. Doğan Kitaptan mart ayında okurlar ile buluştu. Daha önce everest yayınlarından ve iletişim yayıncılıktan çıkmış olsa da benim için yeni bir okuma oldu. Acılar coğrafyasının modern masalcısı Kemal Varol için kullanılan bu ifade benim çok dikkatimi çekti. Büyük olayların küçük hayatlarda bıraktığı izleri ayrıntılarda yakalayabiliyor. Bu kitapta da her ne kadar diğer kitaplarında olduğu gibi Arkanya edebi ve hayali bir şehir olsa da bana " doğduğun coğrafya kaderdir." klasikleşen cümleyi derinden hissettirdi. "Ölüm yeryüzündeki tek eşitleyenmiş..." O coğrafyanın ergen çocuklarının dünyasına yolculuk yapıyoruz satırlarda. Kitapta birbirinden ayrı ve bir şekilde birbirine bağlanan 5 bölümden ve toplamda 16 hikayeden oluşuyor. Bu hikayelerde bir çocuğun gözünden veya kalbinden süzülen; aşk, ölüm, kader, yokluk, çocukluk, dostluk, büyümeye heves mücadele ve ayrılık gibi evrensel temalar işlenir. Metinlerde OHAL gölgesi ve bu atmosferde yaşanan hayatlar ve hayatta kalma çabaları anlatılır. Mizah, acı ve aşkın iç içe geçtiği hikâyelerde, oyunbaz bir dil ve şiirsel bir anlatım tercih edilmiş. Gülümserken düşünmek, düşünürken gülümsemek... "Zaten insanın bir kasabaya çakılıp kalması için ayrılık acısından başka ne derdi olurdu ki?" İlk sayfalarda bizi karşılayan bir "Z" harfi var ve bunun etrafında şekillenen hikayeler. Kiminin işi, kiminin aşkı kiminin arkadaşı kimilerinin hep bir şeyleri olan "Z"... "herkesin bir sahibi var bu hayatta!" "Kimin kiminle olacağı önceden yazılmış kitaba. Dünyanın tüm silgilerini yan yana getirsen bile silemiyorsun!"
Sahiden HikâyeKemal Varol · Doğan Kitap · 202626 okunma
8/10
·256 syf.·
2025 10. kitabı
1. Okuma: 2024 Ramazan / 11 Mart - 9 Nisan 2. Okuma: 2025 Ramazan / 1 Mart - 29 Mart 3. Okuma: 2026 Ramazan / 19 Şubat - 19 Mart Bu kitabı ilk defa 2024 yılının Ramazan ayında 1k da toplu okuma etkinliğinde tanıdım ve listeme aldım. Ondan sonra da 2 yıldır her Ramazan ayında bilgilerimi tazelemek adına gözden geçirmeye başladım. 30 Günde Manevi Devrim kitabı Halid Ebu Şadi tarafından kaleme alınmış, Ramazan ayını sadece ibadet yoğunluğu olarak değil, bir dönüşüm süreci olarak ele alan dikkat çekici bir eserdir. Kitap, başlığından itibaren iddialı bir vaatte bulunur: 30 Günde Manevi Devrim Aslında bu ifade kitabın bizlere vereceği temel manayı açıkça ortaya koymaktadır. Kitap yaklaşım olarak Parçalı Değil, Süreç Odaklı İbadet i ele alarak aktarmakta ve her günün bir temaya ayrılması Ramazan ayını gün gün inşa edilen bir karakter eğitimi programı olarak ele alınması gerektiğini bizlere sunmaktadır. Bu kitap, ibadetleri sadece yapılacak görevler olarak değil, ahlâkî dönüşümün araçları olarak konumlandırıyor. Kitabın günlere bölünmüş yapısı, aslında modern psikolojideki alışkanlık inşası (habit formation) modeline oldukça yakındır. Her gün tek bir odak belirlenmesi: dikkat dağınıklığını azaltır, içselleştirmeyi kolaylaştırır, davranışı tekrar yoluyla kalıcı hale getirir. Özellikle: Bıkkınlık (11. gün), İrade (10. gün), Havf (korku) (29. gün) gibi başlıklar, insanın iç dünyasını hedef alan bir yaklaşım sergilemektedir. Bu yönüyle de kitap, sadece ne yapmalıyım? sorusuna değil, neden yapamıyorum? sorusunun da cevabını bizlere sunmaktadır. Kitapta yer alan bazı kavramlar, doğrudan tasavvufî eğitim modelini bizlere hatırlatmaktadır. Murakabe (24. gün) → Allah’ın huzurunda olma bilinci, Rıza (19. gün) → __İlahi takdire gönül
30 Günde Manevi DevrimHalid Ebu Şadi · Nida Yayınları · 2021780 okunma
8/10
·239 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 00:33
Mart ayı 1.kitap / 2026-16 #kitapyorumum Kitabın Adı: N veya M Yazarın Adı: Agatha Christie Sayfa Sayısı: 239 Yayınevi: Altın Kitaplar İkinci Dünya Savaşı'nda İngiltere'nin dışında tutmaya çalışırken düşman da içeride hain planlar peşindeydi. Nazi casusları kimliklerini gizleyerek amaçlarına ulaşmaya çalışmaktadır. Gizli servis iki sıra dışı casusunu görevlendirir. Tommy ve Tuppence Beresford adındaki karıkocanın görevi Sans Souci Pansiyonunda kimliklerini gizli tutarak, oradaki kişiler arasında bu iki casusu bulmaktır. Çünkü bu iki kişi N ve M adındaki İngiltere'nin en iyi alanını öldürmüşlerdir. Bu baştan sona heyecan dolu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Kitapla kalın...
Edebiyat
N veya M?Agatha Christie · Altın Kitaplar · 2023882 okunma
9/10
·344 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 00:00
Tamam, şimdi, önce kısaca Adelaide'ı okuma sürecimden bahsetmek istiyorum. Bu kitabı aylardır kitaplığımda beklettikten sonra mart ayı vesilesiyle özellikle kadın yazarlardan kitaplar okuyayım istedim ve mart ayının ilk kitabı olarak Adelaide'ı seçtim. Kitabın ilk sayfalarını okurken, kendimi bir anda baş karakterin hayatında ve dünyasında buldum ve bu fazlasıyla hızlı oldu. Kitap bir anda beni içine aldı ve hikayedeki tüm olaylara sarılıp sarmalandım. Böylece kitabın ilk yarısı bir günde bitti. Araya birkaç gün girdi ve kitabın ikinci yarısını bugün, yani tam da doğum günümde okuma fırsatım oldu. Hikaye burada ilginçleşti benim için çünkü 1- Doğum günümde biraz "me time" yapmak istediğim için bu kitap yanımdaydı, 2- Tıpkı Adelaide gibi doğum günlerine çok önem veririm, 3- Kitabı okurken kulaklığımdan gelen sözsüz müzik listemdeki tüm müzikler kitabın ritmine göre hareket ediyordu (yani hüzünlü anlarda hüzünlü melodiler, mutlu anlarda ise mutlu, coşkulu melodiler duyuyordum) ve son olarak 4- Kitabın son cümlesini okuyup kitabı kapattığımda saat tam 16.15'ti, evet, tam da doğduğum saat! Böylece, 28 yaşımı bitirdiğim anda Adelaide'a da veda ettim. Bir önceki yaşımda okuduğum son kitap -gerçek anlamda, dakikası dakikasına son kitap- oldu. Kitabın baş kahramanı Adelaide da hayattaki "tesadüflerin" boşa olmadığını, her şeyin kadersel bir bağ ile birbirine bağlı olduğunu düşünen ve tüm küçük anlardan anlam çıkaran bir karakter. İşte yaşadıklarım da bana bu yüzden fazlasıyla anlam yüklü geldi. Belki de bu yüzden, ben Adelaide ile çok derin bir bağ kurdum. Bu sebeplerle kitaba dair belki beklenilen kadar objektif yorum yapamam fakat hayatta bazı anlar objektiflikten uzak olmayı gerektirir ve duygularımız bizi böylesine etkilemişse zaten objektif olmaya yaklaşamayız. Ben de tam
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,970 okunma
Reklam
Reklam