Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün değişmesinde, insanlara fayda veren yüklerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökten indirerek onunla ölü haldeki toprağa can verdiği ve orada her çeşit canlının yetişmesini sağladığı yağmurda, rüzgârları ve gökle yer arasında emre hazır bekleyen bulutları evirip çevirip yönlendirmesinde aklını işleten bir topluluk için elbette nice deliller vardır. Bakara/164
Çölde yalnız oturan kadının sırrı
Hac dönüşü yolculuk esnasında Abdullah bin Mübarek, çölde yalnız başına oturan yaşlı bir kadın görür ve ona selam verir. Kadın selamı şu ayetle alır. "Çok merhametli olan Rabden bir söz olarak selam vardır." (Yâsîn, 58) İbni Mübarek şaşırır ve sorar: "Buralarda ne yapıyorsun, neden yalnızsın?" Kadın cevap verir: "Allah kimi şaşırtırsa, artık onun için kılavuz voktur." (A'râf, 186) (Bu ayetle yolunu kaybettiğini anlatır) İbni Mübarek: "Nereye gidiyorsun?" diye sorar. Kadın "Bir gece kulunu Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtır." (isrâ, 1) (Bu ayetle de haccını tamamladığını ve Kudüs'e/evine doğru gitmekte olduğunu belirtir). İbni Mübarek: "Kaç gündür buradasın?" der. Kadın: "O da: 'Benim alametim, üç gün üç gece insanlarla konuşmamandır' dedi." (Meryem, 10) (Üç gündür orada yalnız olduğunu kasteder) İbni Mübarek bakarki kadının yanında yiyecek içecek yok "Yiyeceğin de yok, ne yiyip içiyorsun?" Kadın "O, beni yediren ve içirendir." (Şuarâ, 79) İbni Mübarek: "Peki, bu kurak çölde abdesti nasıl alıyorsun?" Kadın:"Su bulamazsanız temiz toprakla teyemmüm edin." (Nisâ, 43) İbni Mübarek kadına kendi bineğini teklif etmek ister ve "Bende yiyecek var, yemek ister misin?" diye sorar. Kadın "Sonra orucu geceye kadar tamamlayın." (Bakara, 187) (Oruçlu olduğunu ifade eder) İbni Mübarek: "Ama bu yolculukta oruç tutmamana izin vardı, ruhsat vardı)" deyince kadın: "Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır." (Bakara 184) dedi. İbni Mübarek kadının bu zekasına ve Kur'an'a olan bağlılığına hayran kalır. Kadını devesine bindirmek ister ve "Gel, deveme bin de seni kafileye yetiştireyim" der. Kadın bineğe yaklaşırken şöyle der: "Mümin erkeklere söyle, gözlerini harama dikmesinler..." (Nûr, 30) (Âlim hemen arkasını döner ki kadın
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ebû Hureyre'den (radiyallâhu anh) rivayet edildiğine göre Allah Resûlü (sallallâhualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur: “…Bizi aldatan bizden değildir.” (Müslim, Îmân, 164)
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️ 🔺Melekler şöyle der: “Bizim her birimizin Allah katında belli bir makamı ve vazîfesi vardır.” 164 “O’nun emrini alıp yerine getirmek için bizler saf saf dizilmiş beklemekteyiz.” 165 “Biz, Allah’ın her türlü eksiklik ve ortaktan uzak olduğunu sürekli ikrar ve ilan etmekteyiz.” 166 #Tefsir: 📖 📖 Sûrenin girişinde Allah’ın huzurunda saf saf duran, O’nun emrini bekleyen ve aldığı emri yerine getiren meleklerden bahsedilmişti. Burada meleklerin dilinden bu hususa tekrar yer verilir. Maksat, müşriklerin önceki âyetlerde bahsedilen meleklerle alakalı düşüncelerinin yanlışlığını haber verip, meleklerle Allah arasında bir nesep bağı değil Rab-kul münâsebeti bulunduğunu beyân etmektir. Melekler ilâh değil, tek ilâh olan Allah’ın kullarıdır. O’na itaat eder, O’ndan emir almadan konuşmazlar ve yalnızca O’nun emri ile hareket ederler. (bk. Enbiyâ 21/27) Her bir meleğin Allah katında belli bir makamı, hizmet ettiği belli bir yeri vardır; onu da aşıp ileri gidemezler. Rivayete göre Miraç gecesi Sidre-i Müntehâ’da iken Cebrâil biraz geri durunca, Efendimiz (s.a.s.): “Burada benden ayrılacak mısın?” diye sormuştu. O da: “Bulunduğum bu noktadan daha ileri gidemem”, diye cevap vermiş, Yüce Allah da meleklerin söylediği bir sö­zü nakletmek üzere: “Bizim her birimizin Allah katında belli bir makamı ve vazifesi vardır” (Saffât 37/164) âyetlerini indirmiştir. (Kurtubî, el-Câmi‘, XV, 90) Melekler hizmet ve ibâdet menzillerinde taat için saf saf dururlar. Allah’ı tesbih eder, O’nu noksan sıfatlardan tenzih ederler. Nitekim Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Gökte üze­rinde secde eden yahut ayakta ibâdet eden bir meleğin bulunmadı­ğı bir ayak basacak kadar bir yer dahi yoktur.” (Heysemî, Mecme‘u’z-zevâid, X, 358) “Gerçekten ben sizin görmediklerinizi görüyor,
Memlekete gidince kurduğum ilk cümle :)
Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş.... (S. 164) Bütün Şiirleri
28-II'den ašhába ve `ákife hücûm
🖋️AHMET DOĞAN İLBEY: 28 ŞUBAT GENERALLERİ MEHMED ÂKİF’E NİÇİN SALDIRMIŞLARDI? Ahmet Doğan İlbey: 28 Şubat generalleri Mehmed Âkif’e niçin saldırmışlardı?✒️ 🗒️03 Ocak 2020 Cuma 09:30 """Cumhuriyet döneminde fikirlerinden dolayı en çok hakaret uğrayan, yazdığı İstiklâl Marşı’ndan dolayı Kemalist oligarşinin askerî bürokrasisi ve “elit” lerince her darbe öncesi “mürteciliği” gündeme getirilen, Türkiye’nin, Türk ülkesinin İstiklâl Marşı Şairi Mehmed Âkif’e saldırıların arka plânında Kemalist /Atatürkçü zihniyetin “egemenlik” egosu yatıyor. Millet iradesine vesayet koyan 28 Şubat darbecilerinden koyu Atatürkçü Tabip Tuğgeneral Yalçın Işımer'in sözleri Âkif düşmanlığını açığa vurarak, Âkif’in Atatürkçü devlete karşı potansiyel bir tehdit meselesi olabileceğini aşikâr ediyordu: “Mehmet Âkif denen adam Arap hayranı. İstiklâl Marşı’nın yazarı olması dışında ülkeye ne faydası olduğu gerçekten tartışılır. Cumhuriyet ilân edilip devrimler birbiri ardına yapılmaya başlayınca Mısır'a kaçtı. Tam bir devrim karşıtı... Onun düşünce evreni Bedir Savaşı’nın ötesine gidememiş. Kur’an’ı Türkçe’ye çevirmedi. Atatürk'ün ricasını yerine getirmedi diye onu aziz kılanlar, şimdilerde Mehmet Akif Üniversitesi kurma çabasındalar. O üniversiteden çıkan kafalar, bilinmelidir ki El Ezher kafalı adamlar olacaktır. Arap milliyetçiliğinin adamı olacaklardır. Arap'ın adamı olacaklar. Arap'ın adamı olmak adamlık değildir. Ulusun adamı olmak yakışır adam olacak adama. Bu adamlara 'adam sen de' demeyeceğiz. Son zamanlarda, Atatürk’e… dil uzatanları bir şekilde belleyeceğiz.” (Câmideki Şair Mehmed Âkif, D. Mehmet Doğan, s.164-165) Ayrıca bkz. (28 Eylül 1999 tarihli gazeteler) Darbeci general Işımer Âkif düşmanlığında bununla kalmaz, “Bedir şehitleri ile Çanakkale şehitlerini gayr-ı ilmî bir şekilde