Ne hoş bir güzelliği vardır, hafif adımlarla, dünyadan gülümseyerek geçenlerin. Kimseye bir kötülüğü dokunmadan yaşayanların, onurlu bir yaşamı seçenlerin..
Adamın birine rastlıyorsun,onu ilginç kılmak istiyorsun,baştan yaratıyorsun,tepeden tırnağa güzelce giydiriyorsun,o da gözünü boyamaya çalışıyor,siz de öyle; güzel ve aptalsa akıllı bulursunuz onu, o sizi aptal bulursa kendini akıllı hisseder,yavaş yavaş hödüğün teki olduğunu hissetmişseniz, yardım etmem gerekir ona diye düşünürsünüz, eğer eğitimsizse, her ikiniz için yeterli bilginiz vardır, sürekli sevişmek istiyorsa beni seviyor dersiniz, sevişmek istemiyorsa önemli olan bu değil dersiniz,cimriyse sebebi yoksul bir çocukluk dönemi geçirmiş olmasıdır, hıyarın tekiyse, bunun bir huy olduğuna inandırırsınız kendinizi ve böyle ayan beyan ortada olan şeyleri yadsımak için çabalayıp durursunuz, oysa gün gibi ortadadır herşey ve ilişki sorunları denir buna.
Kitabı bitirip kapağını kapattıktan sonra ilk söylediğim şey şerefsiz Leo oldu :). Kitabı okuyan çoğu kişi benimle aynı fikirde olacaktır. Bu kadarcık spoiler olsun. Onun dışında kitap, adını sonuna kadar hakediyor. İnsanların sadece yaşayabilmek için nelere katlandığını görüyoruz. Yeme barınma ısınma gibi en temel ihtiyaçların bile lüks olduğu bir dönemden bahsediliyor. Okurken o yoksulluğu hissediyorsunuz. Gelelim ana karakterlerden biri Kira ya. Bir kadının bir adamı gerçekten sevdiğinde onun için neler yapabileceğini gösteriyor bize.
Nazım' ın dediği gibi 'Denizin olmadığı yerde umut adına martı olmalı ' Kira son ana kadar umut etmekten vazgeçmiyor. Andrei gerçek bir ADAM. Müthiş bir karakter.
Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Hikayesi ayrı güzel,Sovyet döneminin ilk zamanlarını sıkmadan anlatması ayrı güzel.