10/10
·50 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
Herkese merhaba Uzun zamandır klasik kitap okumak istiyordum ama sürekli erteliyordum, bu gidişata bir son vermek için geri dönüşümü çok sevdiğim yazarlardan biri olan Stefan Zweig'in Lyon'da Düğün eseri ile yaptım yazarın bu eseri üç öyküden oluşuyor İlk öykümüz Lyon'da Düğün, 1793 yılında gerçekleşen Fransız devrimi sırasında yaşanan karmaşayı, insanları çaresizliğini ve bu çaresizliğin arasında yeşeren naif bir aşk hikayesini anlatıyor. ikinci öykümüz İki Yalnız İnsan, aynı fabrikada çalıştığı arkadaşları tarafından çirkin olduğu için dışlanan Jula ve yine bir bacağı sakat olduğu için iş arkadaşlarının hep gerisinde kalan bir adamın hikayesi. Bu iki yaralı yürek vardiya çıkışında tesadüfen karşılaşıyorlar ve bir birlerine dertlerini anlatırken fark etmeden kendi yaralarını sarıyorlar. Üçüncü öykümüz ise Wondrak bence kitaptaki en etkileyici öykü. 1899 yılında Bohemya'nın güneyinde yer alan Dobitzan kentinde yaşayan, yüzü kuru kafaya benzediği için herkes tarafından dışlanan ve hiç beklemediği bir anda büyük bir talihsizlikler yaşayan Ruzena Sedlak ve oğlu Karel'in hikayesi. Ruzena'nın oğlu için verdiği mücadele ve yaşadığı çaresizlik o kadar gerçek ve etkileyici ki bunu kelimelere dökerek anlatmam mümkün değil Stefan Zweig'in kalemiyle tanışmayan yoktur muhtemelen ama yazarın Lyon'da Düğün eserini okumadıysanız eğer kesinikle okumanızı tavsiye ederim
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139,1bin okunma
10/10
·62 syf.··
Beğendi
·
2026 164. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
"BEYAZ ADAM'IN YÜKÜ" "Sarihtir sözüm, bir o kadar da nadide, Dilimdedir haliyle umumun meşgalesi- Ezberimdedir gündemi pazarın ve rıhtımın, Benden sorulur hülasa her tezgâhın üzeri. Kayırana bilmukabele derim ben fakat, İşine taş koymadan olmaz hasmın da Hasetlik bitmez, malumudur ya herkesin," Dedi Karların Hanımı hazıruna. Rudyard Kipling'in 1899'da yazdığı ve emperyalizmi savunan bu şiir kitabı, ABD'yi İspanya-Amerika Savaşı'ndan sonra Filipinler'i ilhak edip sömürgeleştirmeye teşvik etmek için kaleme alınmıştır. Şiir, yayımlandığı dönemde (1899) ABD Senatosu'nda Filipinler'in ilhakı tartışmalarında kullanılmış, emperyalizmi savunanlar tarafından benimsenirken Mark Twain gibi isimler tarafından şiddetle eleştirilmiştir. Günümüzde ise ırkçı ve aşağılayıcı bulunarak sömürgeciliğin meşrulaştırılması olarak görülmekte, tartışmalı bir tarihi belge niteliği taşımaktadır. 1907 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen Kipling, şair ve hikâye anlatıcısının ötesinde Britanya İmparatorluğu'nun en etkili seslerinden biriydi. Hindistan'da doğmuş, Doğu ile Batı arasında şekillenmiş kimliğiyle büyümüş ve hayatı boyunca kendisini bir Anglo-Hint olarak tanımlamıştı. Onun dünyasında imparatorluk, yalnızca siyasi bir güç gösterisi değildir. Ona göre Britanya İmparatorluğu, medeniyet taşıma sorumluluğunu üstlenmiş büyük bir organizmadır. Bu bakış açısı, günümüzde yoğun eleştirilere maruz kalan sömürgeci düşüncenin edebiyattaki en güçlü yansımalarından biri olarak kabul edilir. O, imparatorluğu “iliklerine kadar hissedilen mücessem bir gerçeklik” olarak yaşadı. Onun dünyasında her birey, bu devasa yapının ayakta kalması için fedakârlıkla omuz vermek zorundaydı. Bu seçki, Kipling'i bir "imparatorluk şairi" olmanın çok ötesine taşıyor. Kitap boyunca ilerlerken, yazarın Britanya'yı
Edebiyat
Beyaz Adam'ın YüküRudyard Kipling · Fihrist Yayınevi · 20262 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yaşlı Adam ve Deniz
8/10
·88 syf.··
2026 21. kitabı
2026- 25.kitap Kitabın Adı : Yaşlı Adam ve Deniz Yazarı : Ernest Hemingway Yayınevi : @bilgiyayinevi Türü : Roman Basım Yılı: 2024 Sayfa Sayısı: 86 Sayfa Düşünceler : Ernest Hemingway ( 1899-1961 )ismini duyunca ilk olarak aklımıza 'Silahlara Veda' ve 'Çanlar Kimin için Çalıyor' romanları gelir. Oysa yazarın 1951 yılında yazdığı 'Yaşlı Adam ve Deniz ' kısa romanı 1953 yılında aldığı Pulitzer Ödülünü kazanmış , 1954 yılında kazandığı Nobel Ödülünün de en önemli nedenlerinden birisi olmuştur. Hatta Zülfü Livaneli bu kitaptan esinlenerek ' Balıkçı ve Oğlum ' romanını yazmıştır. Hemingway bu romanın hayatı boyunca yazabileeği en iyi şey olarak belirtir. Bir tanesi 1990 yılında başrolünü Antony Quinn 'in oynadığı olmak üzere üç kere filme uyarlanan eserin 2000 yılında animasyon kısa filmi de Oscar Ödülüne layık görülmüştür. İhtiyar Balıkçı adıyla da bilinen eser Santiago adında yaşlı bir balıkçının oldukça büyük bir kılıçbalığı ile mücadelesi anlatılır. İhtiyar Balıkçının olmasına yakalanan ama ölmeyen kılıçbalığı ihtiyarı sürüklemeye başlar. İhtiyar Balıkçı kılıçbalığının ölmesini beklerken geçmiş hayatıyla da hesaplamaya girer. Balıkçı bir yandan da denizin vahşi doğası ile de mücadeleye girer. Denizi Kutsal bir tarla gibi gören İhtiyar balıkçının tecrübesi O'nu nereye kadar götürebilir ? Köpekbalıkları,açlık,susuzluk gibi pek çok tehlike barındıran denizin içinde tek başına bedensel ve ruhsal varoluşunu sorgulayan balıkçının sonu sizce ne olacak ? Hemingway 'in kendine has üslubu ile gemiciliğe ait terimleri bolca kullandığı bu eseri bir solukta okudum. Jack London deniz öykülerinde daha çok maceraya öncelik verir. Herman Melville 'nin Moby Dick eserinde ise doğanın gücü eşliğinde intikam öyküsü anlatılır. Bu eser ise daha çok denizin insan yaşamı üzerindeki
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541,1bin okunma
Geleneksel Toplumda Dik Bir Duruş: Udi Romanı İncelemesi
Puan vermedi·112 syf.··
2026 3. kitabı
Şam'da seçkin bir aile ortamında büyüyen Bedia, çocukluğunun erken dönemlerinden itibaren müzik eğitimleri almış ve bu konuda olağanüstü yeteneklidir. İlk olarak kanun ve ardından keman çaldıktan sonra asıl tutkusu olan uttta ustalaşır. Genç bir kadın olduğunda büyük bir aşk evliliği yapar ve ilerleyen süreçte ağır imtihanlardan geçer. Dönemin kadınları yalnız ev içi rollerle sınırlayan anlayışa karşı, kadının iffetli bir şekilde sanatı ve eğitimiyle var olabileceğini savunur. Kendi ayakları üzerinde duran kadın ve erken dönem kadın hakları mücadelesine dikkat çeker. Dönemin okurları tarafından büyük ilgi görür. Fatma Aliye, eserini 1899 yılında, Osmanlı Devlet'inde Tanzimat ile başlayıp Meşrutiyet'e uzanan modernleşme ve yenilenme döneminde yazmıştır. İkdam Gazetesi'nde bölüm bölüm yayınlandıktan sonra kitap olarak basılmıştır. Eserin yazıldığı dönemde siyasi açıdan sıkı bir denetim ve sansürlenme olduğundan kaynaklı yazarlar daha çok ailevi konular işlemekteydi. O yıllarda Osmanlı'da geleneksel yaşam ile Batılı tarzda modern yaşamın çatıştığı geçiş dönemiydi. Bunu geçimini iffetiyle bilgisi ve eğitiminden kazanmaya çalışan Bedia ile gayrimüslim bir kadın olarak çalışma hayatındaki rahatlığıyla Naomi ve kızı Helula arasındaki fikir ayrılıklarından net bir şekilde görülmekte. Romanın son bölümünde Fatma Aliye kurguya kendisini de dahil eder. Bedia, İstanbul'da karşılaştığı Fatma Aliye'den kendi hayatını yazmasını ister. Fatma Aliye, eserin gerçek hayat hikayesinden esinlendiğini vurgulayarak inandırıcılığı artırır. Eserde sanatı kadınlar için sadece bir eğlence aracı olmaktan çıkarıp onu bir sığınağa ve mesleğe dönüştürür. Yazar Hakkında; Fatma Aliye Topuz { 22 Ekim 1862 - 13 Temmuz 1936 } Babası hukukçu ve tarihçi Ahmed Cevdet Paşa, annesi Adviye
UdiFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,202 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 27. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 01:53
Ernest Hemingway 1899 – 1961 Modern Amerikan edebiyatının en etkili yazarlarından biridir. 1954’te Nobel Edebiyat Ödülü aldı. Eser Yayın yılı: 1929 Gerçek yaşam deneyimlerini romanlarına taşımıştır; savaş muhabirliği yapmış, avcılık ve denizcilikle ilgilenmişti Kısa, sade ve güçlü anlatımıyla tanınır. Buzdağı tekniği” denilen yöntemi kullanır: Duyguların büyük kısmını açıkça söylemez, satır altına bırakır. Savaş, yalnızlık, ölüm, cesaret, aşk, insanın dayanıklılığı gibi temaları işler. Ama Hemingway herkes için aynı etkiyi yaratmaz. Eğer bir okur: * yoğun olay örgüsü, * çok hareketli kurgu, * sürekli açıklanan duygular bekliyorsa, onu “fazla sade” bulabilir. Fakat insanın iç yalnızlığına, hayatta tutunma çabasına ve sessiz derinliğe ilgi duyan biri için Hemingway çok güçlü bir yazardır. A Farewell to Arms, I. Dünya Savaşı sırasında geçer. * 1915–1918 arasındaki dönemi, özellikle de savaşın en yoğun yıllarını anlatır. * İtalya’nın Avusturya-Macaristan’a karşı savaştığı dönem anlatılır. Kuzey İtalya Cephesi * Gorizia çevresi * Isonzo Nehri hattı * Alp dağları
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma
8/10
·176 syf.··
2026 28. kitabı
Murata Efendi’nin Türkiye Seyahetnamesi İnsanlar geçmişi olmadan var olamaz Murata 1899 yılında Türk padişahının davetiyle,bu toprakların tarihini ve kültürünü araştırmak için gelmişti. Aslında buralara gelmesinde dokuz yıl önce japon imparatoruna mektup götüren Ertuğrul isimli fırkateyn de 650 kişiden 587’si boğularak ölmüştü..O günlerden sonra Türk padişahı iki ülkenin dostluğunu pekiştirmek ve halkımızı daha iyi tanımaları için japon bir bilgini kendi ülkesine davet etmiş. Kitap boyunca eski İstanbul’un atmosferini hissetmek çok güzeldi. Sokaklar, insanlar, günlük yaşam… Özellikle Murata’nın şehri büyük bir merakla izlemesi hoşuma gitti. Osman Hamdi Bey’le karşılaştığı bölümler de kitabın en ilgi çekici yerlerinden biriydi bence. Kitabı okurken Beni en çok üzen tarihi eserlerimizin hep yabancı arkeologlar tarafından yurt dışına götürülmesi oldu. Berlin müzesindeki eserlerimizi düşününce üzülmemek elde değil. Farklı kültürlerden ,farklı dillerden ,dinlerden insanların bir arada dost olmasını çok güzel anlatmış. Japon edebiyatın sakin kitaplarını seviyorsanız eski istanbuluda anlatan bu kitaba bir şans verin . “Emperyalizm doymak bilmeyen vahşi bir canavar gibi.Kanlarının son damlasına kadar sömürmeye çalışıyor.”
Murata Efendi’nin Türkiye SeyahatnamesiKaho Nashiki · Can Yayınları · 20269 okunma