"Ana", Maksim Gorki'nin (asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov) en önemli ve ünlü romanlarından biridir. 1906 yılında, Amerika'daki sürgünü sırasında yazılmıştır.
Roman, 1905 Rus Devrimi öncesi dönemde, bir fabrika kasabasında geçen olayları anlatır. Ana karakter Pelageya Nilovna Vlasova (kısaca Ana), yoksul, ezik, okuma yazma bilmeyen, alkolik ve şiddet uygulayan kocasının ölümünden sonra oğlu Pavel Vlasov ile yaşayan bir kadındır. Pavel, devrimci fikirlere katılır, sosyalist bir gruba girer ve bu mücadelede aktif rol alır. Başta korkan ve endişelenen Ana, zamanla oğlunun mücadelesini anlamaya başlar, bilinçlenir ve kendisi de devrimci harekete katılır. Kitap, Ana'nın ezilen bir kadından, devrimci bir figüre dönüşümünü merkezine alır.
Roman, işçi sınıfının sömürü, yoksulluk, cehalet ve polis baskısı altındaki hayatını gerçekçi bir şekilde yansıtırken, aynı zamanda umut, uyanış ve kolektif mücadeleyi vurgular.
Edebi Önemi
Sosyalist Gerçekçilik akımının ilk ve en önemli örneklerinden biri kabul edilir.
Lenin'in övgüyle bahsettiği bir eserdir ve 1917 Ekim Devrimi'ne ilham veren kitaplardan sayılır.
Proletarya edebiyatının klasiklerindendir; bireysel dönüşüm üzerinden toplumsal değişimi anlatır.
Temalar
İşçi sınıfının uyanışı ve devrimci bilinçlenme
Annelik ve fedakârlık (Ana, oğlunu ve davasını korumak için her şeyi göze alır)
Kapitalist sömürü, yoksulluk, şiddet ve cehalet
Dayanışma, umut ve yeni bir toplum ideali
Kadının toplumsal rolündeki değişim
Maksim Gorki (1868-1936), Rus edebiyatının devrimci yazarlarından biridir. Kendi zorlu hayatı (fabrika işçiliği, aylaklık, sürgünler) eserlerine yansımıştır. Çehov ve Tolstoy ile birlikte dönemin en etkili Rus yazarlarındandır. Sosyalist gerçekçiliğin öncüsü olarak görülür.
"Ana", özellikle siyasi ve toplumsal roman