Prenses ...
Türk Resminin Modern ve Hüzünlü Prensesi: Hale Asaf. (1905 - 1938) ​Cumhuriyet tarihimizin en cesur, en öncü ama bir o kadar da trajik hikayelerinden biridir Hale Asaf... Sadece 33 yıl süren ömrüne, sanat tarihini değiştirecek bir tutku sığdırdı. ​Doğum tarihi: 1905, İstanbul (Kadıköy). ​Ailesi: Dönemin Danıştay Başkanı Salih Bey ile Enise Hanım’ın kızıdır. Türk resminin öncü kadını Mihri Müşfik Hanım’ın yeğenidir. ​Eğitimi: Roma, Berlin ve Paris’te en usta isimlerden ders alarak Avrupa modernizmini Türkiye’ye taşıdı. Mezarı: 1938 yılında hastalığına yenik düştüğü Paris'te, Thiais Mezarlığı’ndadır. ​ Kısa Ömre Sığan Dev Bir Mücadele ​İlkerin Kadını: Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’nin tek kadın kurucu üyesi oldu. Bursa’da ve İstanbul’da öğretmenlik yaparak Anadolu’da sanatı yaymaya çalıştı. ​ Henüz 5 yaşındayken başlayan karaciğer rahatsızlığı, hayatı boyunca peşini bırakmadı. Bu fiziksel acı, tablolarındaki o derin ve melankolik bakışlara dönüştü. ​Aşk ve Paris: Büyük aşkı İtalyan yazar Antonio Aniante’nin peşinden Paris’e gitti. Orada yokluk içinde yaşasa da sanatından asla ödün vermedi; bir galerinin yöneticiliğini üstlenerek Avrupa sanat dünyasında yer edindi. ​Kayıp Miras: Vefatından sonra pek çok eseri sahipsiz kalarak kayboldu. Bugün elimizde olan az sayıda eseri bile, onun ne kadar büyük bir deha olduğunu kanıtlamaya yetiyor. ​ Son Söz ​O, sadece bir ressam değil; kadının toplumdaki ve sanattaki yerini tırnaklarıyla kazıyarak var eden bir semboldü. Bakışlarındaki o hüzünlü derinlikte, hem İstanbul'un esintisi hem de Paris'in modernizmi gizlidir. ​Mekanı cennet, sanatı daim olsun.
Yaklaşık. 1885-1905 | Viktorya dönemi Doğallığı / Belle Époque kaprisli lüks
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Avrasya ve Doğu Asya'nın bu üç devi (Rusya, Çin ve Japonya) arasındaki ilişkiler, yüzyıllardır askeri fetihler, çöken imparatorluklar ve "Aşağılanma Yüzyılı" gibi derin tarihsel travmalarla şekillenmiştir. Bu üç aktörün kendi aralarında (ikişerli kombinasyonlar halinde) yaşadıkları ve bugünkü jeopolitiği de doğrudan etkileyen temel tarihi toprak ihtilafları, tarihleri ve dönüm noktalarıyla şu şekildedir: 1. Çin - Rusya Arasındaki Toprak İhtilafları Çin ile Rusya (Çarlık, Sovyet ve modern dönemler dahil) arasındaki sınır ihtilafları genellikle Çin'in zayıf düştüğü dönemlerde Rusya'nın imzalattığı ve Çin'in "Eşitsiz Antlaşmalar" olarak adlandırdığı süreçlere dayanır. Dış Mançurya ve Vladivostok İhtilafı (1858 - 1860) 1858 Aigun Antlaşması: Çarlık Rusyası, İkinci Afyon Savaşı ile zayıflayan Çin'in Qing (Çing) Hanedanlığı'nı zorlayarak Amur Nehri'nin kuzeyini ele geçirdi. 1860 Pekin Antlaşması: Rusya, baskıyı artırarak bugün Ussuri bölgesini ve Rusya'nın Büyük Okyanus'taki en stratejik liman kenti olan Vladivostok (Çince ismiyle Haishenwai) dahil yaklaşık 1 milyon kilometrekarelik devasa bir coğrafyayı kalıcı olarak Çin'den kopardı. Zhenbao (Damanski) Adası Sınır Çatışması (1969) Mart 1969: Ussuri Nehri üzerindeki küçük bir ada parçası olan Zhenbao (Damanski) yüzünden iki komünist dev (SSCB ve Çin) arasında sıcak askeri çatışmalar yaşandı. Hafta boyu süren çatışmalar iki tarafı nükleer savaşın eşiğine getirdi. Bu kriz, Çin'in ABD (Kissinger) ile yakınlaşmasını tetikleyen ana kırılmadır. 1991 Sınır Antlaşması: Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde imzalanan antlaşmayla bu ada resmen ve hukuken Çin'e bırakıldı. Heixiazi (Bolşoy Ussuriysky) Adası İhtilafı (1929 - 2008) 1929: Amur ve Ussuri nehirlerinin birleştiği noktada yer alan bu stratejik ada, Çin ile Sovyetler
1000Kitap
2. Dünya Savaşı’nın üzerinden 80 yıldan fazla zaman geçmesine ve içinde bulunduğumuz 2026 yılına gelinmesine rağmen, bu dört ada (Iturup, Kunashir, Shikotan ve Habomai) yüzünden Moskova ile Tokyo arasında hala resmi bir barış antlaşması imzalanabilmiş değildir. Hukuken iki ülke hala savaş sonrasının belirsiz statüsünü yaşamaktadır. Krizin yasal ve diplomatik kökeni, Şubat 1945'te Roosevelt, Churchill ve Stalin arasında yapılan Yalta Konferansı’na dayanır. ABD ve İngiltere, Pasifik’te Japonya’yı tamamen çökertebilmek için Sovyetler Birliği’nin de Japonya’ya karşı savaşa girmesini istiyordu. Stalin bu teklife karşılık çok net bir jeopolitik rüşvet talep etti. 1905 Rus-Japon Savaşı’nda kaybedilen toprakların (Sahalin) geri verilmesi ve Kuril Adaları’nın tamamının Sovyetler’e devredilmesi. Batılı müttefikler bu gizli şartı kabul ettiler. Ancak Japonya, 15 Ağustos 1945'te teslim olacağını ilan ettikten sonra bile Sovyet ordusu durmadı; 18 Ağustos - 3 Eylül tarihleri arasında taarruza devam ederek Hokkaido’nun burnunun dibindeki bu dört adayı fiilen işgal etti ve adalardaki yaklaşık 17 bin Japon sivili sürgün etti. Japonya’nın bugün uluslararası hukukta elini güçlendiren ve Rusya ile uzlaşmasını engelleyen en büyük argüman, 1951 yılında imzalanan San Francisco Barış Antlaşması’ndaki bir ifadedir. Antlaşmada Japonya, Kuril Adaları üzerindeki tüm hak ve iddialarından feragat ettiğini kabul etmiştir. Ancak sorun şudur. Antlaşma metninde, feragat edilen bu adaların hangi adaları kapsadığı net bir şekilde coğrafi olarak tanımlanmamıştır. Daha da önemlisi, Sovyetler Birliği bu antlaşmayı imzalamamıştır. Japonya bugün resmi tez olarak şunu savunur: Biz Kuril Adaları’ndan feragat ettik, doğru; ancak bu dört ada (Etorofu, Kunaşiri, Shikotan, Habomai) coğrafi ve tarihi olarak Kuril
1000Kitap
Anna Maria Jarvis (1864-1948), annesi Ann Reeves Jarvis'ın 1905'teki ölümünden sonra bu günü başlatmak için büyük çaba gösterdi. Amacı, annelerin fedakârlıklarını onurlandırmaktı. İlk resmi Anneler Günü kutlaması 10 Mayıs 1908'de Batı Virginia'daki Grafton'da bir kilisede yapıldı ve Philadelphia'da da etkinlikler düzenlendi. 1914'te ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından resmî ulusal bayram ilan edildi (Mayıs ayının ikinci Pazar'ı). Anna Jarvis, annesinin daha önce dile getirdiği "anneler için özel bir gün" arzusunu gerçekleştirmiş oldu. Daha eski kökler de var: Antik Yunan ve Roma'da ana tanrıçalar (Rhea, Kibele) onuruna ilkbahar festivalleri yapılırdı. 19. yüzyılda Julia Ward Howe gibi isimler de barış odaklı "Anne Günü" önerileri getirmişti ama bugünkü modern, ticari olmayan versiyon Anna Jarvis'e aittir.
Hayata Dair
SERGEİ EISENSTEIN / POTEMKİN ZIRHLISI | 1925
Potemkin Zırhlısı, Sovyet filmidir. 1905 Rus Devrimi sırasında Potemkin zırhlısındaki denizcilerin isyanını anlatır. Bu film sadece bir hikâye anlatmaz; sinema dilini değiştiren bir deneydir. Özellikle kurgu (montaj) kullanımıyla sinema tarihinde devrim yaratmıştır. Eisenstein sinemayı “görüntülerin çarpışmasıyla düşünce üretmek” olarak ele alır. En ikonik sahne: Odessa Merdivenleri, bu sahne sinema tarihinin en çok referans verilen sahnelerinden biridir. Kurgu sayesinde izleyicide panik, korku ve çaresizlik duygusunu fiziksel olarak hissettirir.
Film