2. Dünya Savaşı’nın üzerinden 80 yıldan fazla zaman geçmesine ve içinde bulunduğumuz 2026 yılına gelinmesine rağmen, bu dört ada (Iturup, Kunashir, Shikotan ve Habomai) yüzünden Moskova ile Tokyo arasında hala resmi bir barış antlaşması imzalanabilmiş değildir. Hukuken iki ülke hala savaş sonrasının belirsiz statüsünü yaşamaktadır.
Krizin yasal ve diplomatik kökeni, Şubat 1945'te Roosevelt, Churchill ve Stalin arasında yapılan Yalta Konferansı’na dayanır. ABD ve İngiltere, Pasifik’te Japonya’yı tamamen çökertebilmek için Sovyetler Birliği’nin de Japonya’ya karşı savaşa girmesini istiyordu. Stalin bu teklife karşılık çok net bir jeopolitik rüşvet talep etti. 1905 Rus-Japon Savaşı’nda kaybedilen toprakların (Sahalin) geri verilmesi ve Kuril Adaları’nın tamamının Sovyetler’e devredilmesi.
Batılı müttefikler bu gizli şartı kabul ettiler. Ancak Japonya, 15 Ağustos 1945'te teslim olacağını ilan ettikten sonra bile Sovyet ordusu durmadı; 18 Ağustos - 3 Eylül tarihleri arasında taarruza devam ederek Hokkaido’nun burnunun dibindeki bu dört adayı fiilen işgal etti ve adalardaki yaklaşık 17 bin Japon sivili sürgün etti.
Japonya’nın bugün uluslararası hukukta elini güçlendiren ve Rusya ile uzlaşmasını engelleyen en büyük argüman, 1951 yılında imzalanan San Francisco Barış Antlaşması’ndaki bir ifadedir. Antlaşmada Japonya, Kuril Adaları üzerindeki tüm hak ve iddialarından feragat ettiğini kabul etmiştir.
Ancak sorun şudur. Antlaşma metninde, feragat edilen bu adaların hangi adaları kapsadığı net bir şekilde coğrafi olarak tanımlanmamıştır. Daha da önemlisi, Sovyetler Birliği bu antlaşmayı imzalamamıştır. Japonya bugün resmi tez olarak şunu savunur: Biz Kuril Adaları’ndan feragat ettik, doğru; ancak bu dört ada (Etorofu, Kunaşiri, Shikotan, Habomai) coğrafi ve tarihi olarak Kuril