Özentilik,kıyafette,görüntüde değil, çelinen akılların değerlere sahip çıkamayan güçsüzlüğündeydi. Kendi köklerinin kıymetini bilmeyenler kendi özgüçlerini de işleyemezlerdi.
Birini görmek, adını bilmek, selamını almak değildi ki tanışmak. Birbirimize bulaştırdığımız düşünceler,fikirler,duygular olmadan nasıl tanışıklık olsundu... Gerçek tanışma,fikrin hissini karşındakine bulaştırmak değil miydi?