Hayaller içinde geçirilen gecelerden sonra ayılmanın, gerçek dünyaya dönmenin ne kadar korkunç olduğunu bilemezsiniz.Evet, bir de çevrenize bakarsınız ki ,insanlar delicesine akan hayat seli içerisinde yaşayıp gidiyorlar.Ismarlama olmayan;hayal gibi,düş gibi uçup gitmeyen,durmadan yenilenen,her an genç kalan,bir saati bir saatine uymayan gerçek bir yaşam onlarınki.Oysa karanlığın,düşüncenin tutsağı olan hayal bıktırıcıdır,uçup gitmeye hazır oluşu yanında,aşağılık bir tekdüzeliği vardır.
“Kadın senin gözünde yalnızca kadındı,başka hiçbir şey değildi.Benim gözümdeyse,kutsal ruhtan bir parça taşıyordu her biri.Ben onların ruhlarını kurtarıyordum.”
Özentilik,kıyafette,görüntüde değil, çelinen akılların değerlere sahip çıkamayan güçsüzlüğündeydi. Kendi köklerinin kıymetini bilmeyenler kendi özgüçlerini de işleyemezlerdi.