Puan vermedi·129 syf.··
2026 54. kitabı
Selam Size kısa ama etkisi uzun sürecek, kendinizle içsel bir yolculuğa çıkacağınız; düşündükçe geçmişe döneceğiniz, hayatı ve kendinizi sorgulayacağınız bir kitapla geldim. @hulya1308_ kaleminden çıkan, @patarayayınlari tarafından yayımlanan #Yankı kitabını gelin birlikte inceleyelim. Öncelikle biraz konusundan bahsedeyim... Sare, kendini tamamen işine adamış biridir. Hatta "gecesini gündüzüne katmak" deyiminin vücut bulmuş hâlidir desek yanlış olmaz. Yine yoğun geçen bir iş gününde kardeşinin doğum gününü unutur ve tam 72 saatin sonunda evine döndüğünde koltukta uyuyakalır. Şimdi anlatacağım kısım bana da okurken oldukça ilginç gelmişti. Gözlerini açtığında kendini 1985 yılının İzmir'inde, sahil kenarında bir çimenin üzerinde bulur. Asaf Bey'in saat dükkânında başlayan bu sıra dışı yolculuk, paralel evrende kendisinin bir yansıması olan Sema'nın seramik dükkânında devam eder. Üstelik yüzünü hiç görmediği bir rehber de bu yolculuk boyunca ona eşlik etmektedir. Sare, seramik dükkânından çıktığında kendini bambaşka bir evrende bulur. İlk olarak çocukluğunun geçtiği mahalleye, ardından karanlık bir ormana ulaşır. Geçmişin tüm gerçekleri artık gözlerinin önündedir. Yapması gereken tek şey o ormana adım atmaktır. Ormana girdiğinde, Sare'nin neden bugünkü hâline dönüştüğünü daha iyi anlıyoruz. Yıllarca "Sen bir yükten başka bir şey değilsin." sözleriyle büyümüş; kendini kanıtlamak ve özgür olmak için durmadan çalışmıştır. Bu uğurda en sevdiği insanlardan biri olan kardeşiyle arasına nasıl duvarlar ördüğüne de tanıklık ediyoruz. Hayallerinin küçümsenmesine, yaptığı çizimlerin çöpe atılmasına, kırılan bir oyuncağın suçlusunun bile o ilan edilmesine şahit oldukça kalbinizde ince bir sızı hissedeceğinize eminim. Peki Sare geri dönebilecek mi? Şimdiki zamana döndüğünde onu neler
2026 Okuma Raporları
YankıHülya Yörük · Patara Kitap · 20265 okunma
6/10
·296 syf.··
2026 15. kitabı
·
84 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 23:23
Fas’ın Cedîde şehrinde 1944 yılında doğan Taha Abdurrahman, Muhammed el-Hâmis Üniversitesi’nde felsefe eğitimi aldıktan sonra Oxford ve Sorbonne üniversitelerinde başta dil felsefesi ve mantık olmak üzere çeşitli alanlarda öğrenimini sürdürmüştür.1972 yılında “Ontoloji Sorunsalının Dilsel Yapısı” teziyle doktorasını tamamlamış; 1985 yılında “Doğal ve Argümantatif İstidlalin Mantığı” isimli teziyle de ikinci kez doktor unvanını almıştır. 2005 yılında emekliye ayrılan yazarımız birçok ülke ve üniversitede dil felsefesi ile mantık dersleri vermiştir. İncelemekte olduğumuz kitabımızın asıl adı el-Amelu’d-Dinî ve Tecdîdü’l-Akl olup Mehmet Emin Güleçyüz tarafından Türkçeye tercüme edilen eser Pınar Yayınlarınca İstanbul’da 2020 yılında 296 sayfa olarak yayınlanmıştır. Eserde; Soyut Akıl (el-‘aklu’l-mucerred), Rehberlik Edilmiş Akıl (el-‘aklu’l-musedded) ve Desteklenmiş Akıl (el-‘aklu’l-mueyyed) olmak üzere üç farklı akıl türü detaylıca ele alınmış. 1. Soyut Akıl (el-'Aklu'l-Mücerred) : Soyut aklı, metinde "sahibini herhangi bir şeye bir yönden bilgili kılan eylem" veya "nazar" olarak tanımlayan Taha Abdurrahman aklın özellikle bir eylem niteliği taşıdığını vurgulamaktadır. Ona göre Yunan düşüncesindeki gibi akıl insanı bilgi edinmeye hazırlayan bir öz, zat olarak tanımlanması birçok problemi de beraberinde getirir. Zira aklın bu şekilde tanımlanması, onu nesneleştirdiği gibi, insanı da eylem ve tecrübe boyutundan koparmaktadır. Abdurrahman’a göre Mucerred akıl ( soyut akıl) özel ve genel olmak üzere bazı sınırlılıklara sahiptir. Özel sınırlılıklar; soyut akıl dilin sınırlarına, zanniliğe ve mecburi teşbihe (Tanrı'yı maddileştirme tuzağına) mahkûmdur. Genel sınırlılıklar; soyut aklın, mantığın sınırlarına takıldığını, delillendirmelerde kesinlik ve tamlığın bulunmadığı ,
Dini Amel ve Aklın YenilenmesiTaha Abdurrahman · Pınar Yayınları · 202027 okunma
Reklam
Puan vermedi·129 syf.··
2026 83. kitabı
𝙔𝘼𝙉𝙆𝙄 - 𝙂𝙚𝙧𝙘𝙚𝙠 𝙊𝙡𝙖𝙣 𝙉𝙚 Haziran ayının ilk kitabı Havaların ısınmasıyla birlikte sizlere de bir rehavet çöktü mü? Son zamanlarda ne okumak ne de buralara bakmak hiç içimden gelmez oldu. Neyse tatil modundan çıkıp, toplanma vakti geldi artık. Kitabı ilk gördüğümde sadece fantastik veya gizemli bir roman sandım ama bilimkurgu, psikolojik yüzleşme ve felsefeyi harmanlayan oldukça derinlikli bir eser çıktı karşıma. Kitabın tasarımını ayrıca cok sevdim. Sayfa sayısı az olmasına rağmen zihnimde uzun sürecek bir dalgalanma yaratmayı başardı. Kendimi içsel olarak sorgulamadan geçemedim... Düşündürücü ve etkiliyeci yönü yüksek. Yazarımızın kalemi akıcı ve sade , atmosfer yaratma becerisi yüksek bir anlatım tarzı var. ​Zaman atlamalarını ve paralel evren geçişlerini yormadan, aksine merak duygusunu sürekli canlı tutarak yönetmiş. Seçimlerimiz, pişmanlıklarımız ve zamanın göreliliği üzerine kurulu güzel bir kitaptı. ​Modern dünyanın koşturmacasında iş sorumlulukları, hayata yetişme çabası ve sürekli ertelediği duyguları arasında sıkışıp kalmış bir karakter Sare Yılmaz . Sare’nin sıradan hayatı, eski bir cep saatinin tik-taklarıyla bambaşka bir boyuta evriliyor. 1985 yılının Alsancak sokaklarından, 2100 yılının distopik ve teknolojik duygu arşivlerine kadar uzanan geniş bir zaman tüneline var. Paralel evrenler, alternatif olasılıklar ve Sare'nin çocukluğunun unutulmuş, üzeri örtülmüş yaralara tanıklık ediyoruz. Zamansal paradokslardan hoşlanan bilimkurgu severleri hem de insan ruhunun derinliklerine inmeyi sevenler için güzel bir tercih olacaktır... Kendinizi, zamanı ve gerçekliği sorgulamaya hazır mısınız?
YankıHülya Yörük · Patara Kitap · 20265 okunma
8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Yazar Margaret Atwood, 1984'te yazmaya başladığı romanı 1985'te yayımlamış. Gilead rejiminin hakim olduğu bir dünya var. Nüfus, zehirli bir çevre nedeniyle azalmış. Hayatta kalan ve doğurma kapasitesine sahip olan kadınlar seçkin yöneticilerce alınıp Damızlık Kız olarak kullanılıyor. Bunun dini referansı da Yakup, iki karısı Rahel ve Lea ile iki cariyesinin İncil'deki öykü. Anlatıcı kişi Fredinki'dir isim olarak. Zira her kadın ait olduğu erkeğin ismine ilgi zamiri - ki eki eklenerek tarif edilir. Gleninki, Warreninki gibi. Onun anlattıklarından yaşananları görüyoruz. Önceki hayatını da anlattığı için yaşananların dramatikliği ve yeni dünyasının korkunçluğu daha iyi anlaşılıyor. Damızlık kızlar, Kırmızı Merkez adında bir yerde toplanıyor, Kızıl Muhafızlar türü kişiler onların beynini yıkıyor. Kadınlar eski kimliklerini ve hayatlarını reddedip düzene uymayı kader telakki ediyor o eğitim sürecinin sonunda. Bir dairede oturup ellerinde şok tabancaları olan Teyzeler gözetiminde yaşıyorlar. Kurallara uymayanlara ise çok ağır cezalar veriliyor. Kadınlar ikincil varlıklar değil, insan türünü de devam ettiren ilginç ve önemli varlıklardır. Kadına karşı yapılan her kötülük insanlığa yapılmıştır. Kadınların üzerinde denetim, her baskıcı rejimin bir özelliği olmuştur diyor yazar. Ayrıca kitap, "din karşıtı" değil. Dinin, tiranlık için bir bahane olarak kullanılmasına karşı; bu da bambaşka bir şey" demeyi de ihmal etmiyor. Yazar tanıklık edebiyatı dediği bir edebi biçimle yaşadığı dünyaya dair tespitlerinin olduğu bir roman yazmış. Başta biraz sarsıcı ve ürkütücü olsa da dünyanın her yerinde karşılaşılabilen bir zihniyetin yansımalarını ifade ettiğini söyleyebiliriz. Damızlık dört kızın yaşadıkları, teyzeler, komutanlar ve erkeklere dair feminist bir üstopya... Başlarda
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma
7/10
·312 syf.··
2026 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 15:05
Latin Amerika,Arjantin edebiyatından Manuel Puig kaleminden Örümcek Kadının Öpücüğü yazarın en ünlü romanlarından biri.1976’da yayımlanan eser Türkçeye ilk kez 1987 de çevrilmiş olup ,1985 te beyazperdeye sonrasında müzikale uyarlanmış.Yazar kitabında toplum dışına itilen insanları,onların bastırılmış duygularını iki karakter üzerinden aktarırken onca baskıya rağmen satın alınamayacak şeylerin olduğunu çok güzel ifade etmiş. Aynı hücrede bulunan iki hükümlü biri Valentin politik bir tutuklu ,diğeri Molina kırk yaşlarında vitrin tasarımcılığı yapan ve cinsel suçtan hüküm giyen bir eşcinseldir.Bu hükümlülerin arasında geçen diyaloglar ne kadar zıtlaşıyorlar gibi görünsede aralarında bir bağ oluştuğunu hissediyor okur.Molina’nın anlattığı popüler filmleri okumayı da sevdim.Kitapta okuma hızımı düşüren dipnotlar oldu ama o da Molina’yı anlama açısından eklendiğini düşündüğüm genellikle Freud’un çalışmalarından veriler sunmakta bizlere. Sever misiniz bu eseri bilemedim ama ben bu hükümlülerin ve sistemin onları nereye nasıl sürükleyeceğini büyük bir merakla okudum.Kitapla ve sevgiyle kalınız.
Edebiyat
Örümcek Kadının ÖpücüğüManuel Puig · Can Yayınları · 2025300 okunma
7/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 13:12
Kitabı sosyal medyada iyi birkaç öykücünün paylaşımında gördüm, vesile olsun dedim, alıp okudum. Yazarı Gaye Keskin, 1985/İstanbul doğumlu. Önce tekstil tasarım bölümünü okumuş. İstanbul Üniversitesi'nde de sosyoloji okuyor. Öyküleri ve incelemeleri nitelikli dergilerde yayımlanmış. İçimdeki Kilitleri Tek Tek yazarın ilk öykü kitabı. Şubat 2026 basımlı,yeni. Kitapta 11 öykü var. Kitabın ismini alan bir öyküsü yok, ismi tüm öykülerin ana teması gibi. İnsanların içine attıkları, ukdeleri, iyileşmeyen yaraları, söylenmeyen dertleri, eteklerindeki taşlar... Öykülerin çoğunun kahramanı kadın. Kadınların kendileri ve yakın çevreleriyle yaşadıkları problemler, girift ilişkiler var. Yakın tarihten travmalar, müzmin yalnızlar, çaresizler ve iç hesaplaşmalar öykülerin merkezinde. Tekstil eğitimi aldığı için her öyküde kıyafet, kumaş ve örtülere dair çok teknik detaylar ve kavramlar vardı, çok hoşuma gitti. Karakterlerin iç dünyasını detaylı anlatıyor. Cümleleri biraz uzun ama çok sanatsal. İlk defa duyduğum çok sözcük vardı. Yazmaya devam ederse çok iyi yazacak bir öykücü kumaşı hissettim. Öyküseverlere rahatlıkla tavsiye ederim.
İçimdeki Kilitleri Tek TekGaye Keskin · Can Yayınları · 202584 okunma
Reklam
Reklam