Daha küçük ve zayıf olana aşağılamak kendini güçsüzlük duygularının egemen olmasına karşı korumanın en iyi yoludur; ayırma mekanizması yoluyla benlikten uzaklaştırılan zayıflığın ifadesidir. Gerçekten güçlü bir insan çaresizliği yaşamış olan ve bazen çaresiz kalabileceğini bilen bir kişidir; dolayısıyla başkalarını aşağılayarak gücünü sergilemeye ihtiyacı yoktur.
Çocuk sevgi, yönelme, güler yüzle kabul edilme yanılsamasını ayakta tutabilmek için uyum sağlamaya mecburdur. Fakat yetişkin insan hayatta kalabilmek için böyle bir yanılsamaya mecbur değildir.
Bunalımdan kurtulmakla sürekli bir mutluluğa ya da acıların hiç var olmadığı bir ruh haline kavuşamayız, sadece canlılığımıza, kendiliğinden ortaya çıkan duygularımızı yaşayabilme özgürlüğüne kavuşuruz.
İnsanın dişisi olan kadınlar onları, yavrularını sevme, koruma, destekleme, besleme ve bütün bunlardan haz duyma yeteneği ile donatan bir içgüdüsel programlanma ile dünyaya gelmektedir. Fakat biz kadınların bu içgüdüsel yeteneği çoğu zaman elimizden alınmaktadır. Bu ne zaman elimizden alınıyor? Çocukluğumuzda anne/babamız tarafından onların isteklerini karşılamamız için istismar edildiğimiz zaman...