Bu kadınlardan biri ona gül kokuları yayıyor ve kurban kılığına sokuyor kendini.Köleliği nimet gibi gösteriyor, adamın köleliğini (Sekreter Eva). Öteki kadın ona işkence ediyor. Yürürken koluna girmek için güçsüz birini oynuyor. Bu işkencelerden sıkılınca onu herkesin içinde küçük düşürme yoluna gidiyor.Oyun sona erince de onu bırakıp hilelerini yeni bir kurban üzerinde uygulamaya başlıyor.Adam bütün bunlara kör kalıyor.Bu kadın ne yaparsa yapsın Breuer, hasta olduğunu düşünerek ona acıyor ve onu seviyor.(Hastası Bertha). Üçüncü kadın ise onu tamamen ele geçirmiş ve elini kolunu bağlamış.Ama bu kadını ötekilere tercih ederim.En azından pençelerini saklamıyor.(Karısı Matilde)
Büyük ve öldürücü bir şekilde ülkeyi kötü yöneten bir sistemin temizlenip atılması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu yönetim yalnızca müsrif ve yetersiz değil, aynı zamanda ana sermayeyi de yanlış kullanan bir yönetimdir…
Jack London 1902 dolaylarında Doğu Londra hakkında, oradaki insanların çektiği yoksulluğu anlatırken Amerika’yı alttan alttan övmesinden sonra 1930lu yıllarda Amerika’daki ekonomik krizde doğu eyaletlerindeki binlerce kişi batıya doğru göçmüş ve Doğu Londra’ki “Uçurum İnsanları”nın yaşadıklarını yaşamıştır. Bu konuyu da John Steinbeck “Gazap Üzümleri” ile kaleme almıştır. Lakin Gazap Üzümleri daha iyi işlenmiştir.
Sabaha doğru, göğsümün üzerinde ya bir fare ya da buna benzer bir hayvanın ağırlığı ile uyandım. O kısacık anda öyle bir nara attım ki, sesim ölüleri bile uyandırabilirdi. Her neyse, canlı olanlar uyanıp, bana ağızlar dolusu küfrettiler. :)