"Biraz mantıklı ol," dedi K. "Bu ikisini cezalandırmak isteseydim şimdi özgürlükleri için fidye ödemeyi teklif etmezdim. Kapıyı arkamdan çekerek, hiçbir şeyi görmek ya da duymak zorunda kalmadan dosdoğru evime giderdim. Görüyorsun ki bunu yapamıyorum, aksine onları kurtarmak benim için çok önemli ve cezalandırılacaklarını düşünmüş ya da böyle bir ihtimali sezmiş olsaydım asla adlarını ağzıma almazdım çünkü onları suçlu bulmuyorum. SUÇLU OLAN ÖRGÜTTÜR, rütbeli olan memurlardır." ... "Burada yargıçlardan birine sopa atıyor olsaydın," dedi K., ..."samimiyetimle söylüyorum ki işini yapmanı engellemezdim, tam tersine, layığıyla yapıp gücünü toplaman için sana para verirdim." "Söylediklerin oldukça mantıklı ve inandırıcı şeyler," dedi dayakçı, "ANCAK BEN RÜŞVET YEMEM. Bana verilen görev dayak atmaksa dayak atarım."
Taçlı, denizin kokusuyla karışan akşamın kızıllığı içinde bana gülümsemiş ve bana sormuştu: "Cennet nedir Kamber Can!" "Sevginin hüküm sürdüğü kalptir efendim!.." "Peki, cehennem nedir?" "Sevgisiz bir kalp cehennemin ta kendisidir!.." "Hmm!.. Sevgiye dair bir sır da ben sana söyleyeyim mi?" "Elbette!.. Çok isterim!..." "SEVGİ, EZELDEN KANAT ÇIRPAN BİR KUŞTUR; BURAYA GELMİŞTİR VE EBEDE UÇMAKTADIR.'