Sanat için sanatı savunan Oscar Wilde, edebi hayatında kısa öyküler ve şiirler yazmıştır. Yazara şöhreti getiren tek romanı Dorian Gray'in Portresi'dir. Kitabın önsözü Oscar Wilde'ın sanat felsefesini açıkça ifade ediyor. Sanatın yegane amacının estetik dürtülere hizmet etmek olduğunu, hiçbir sanatçının herhangi bir şeyi kanıtlama amacı güdemeyeceğini ve toplumsal veya ahlaki öğretilerden kaçınılması gerektiğini öğütler..
Ressam Basil Hallward, Dorian Gray'in güzelliğine hayranlık ötesinde ilgi duyan arkadaşıdır. Bu güzelliği ölümsüzleştirmek için Dorian Gray'in portresini yapar.Gray, Basil'in evinde Lord Henry ile tanışır ve ondan çok etkilenir..Lord Henry, hedonizmi belirlemiş ve yaşamını yalnızca güzelliğin, gençliğin, zevkin ve sefanın üzerine kurmuştur. Geri kalan tüm şeylerin aldatmaca olduğuna inanır. Dorian zamanla Lord Henry'nin öğretilerinin etkisinde kalır. Portresinin karşısında, gençliğinden hiç ödün vermeden, yıllar geçse de aynı güzellikte kalmayı, kendisini bekleyen tüm çirkinliklerin yalnızca portreye musallat olmasını dilemiştir. Ve bu dileği kabul olmuştur..Artık zamanın ve insanın içindeki çirkin, kötü duyguların etki edebileceği tek şey Dorian Gray'in portresidir..Lord Henry'nin idealize ettiğinin aksine pek de mümkün olamayacaktır ve Dorian kendi hedonizminin kurbanı olacaktır..
Oscar Wilde kitapla ilgili sık sık şunları söylemiştir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir. Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişidir. Dorian ise benim olmak istediğim kişidir"
Ben ise;önsöze dayanarak, yazarı Lord Henry ile bağdaştırdım.
Hâlâ okumayan varsa listenin en başına eklenmesini öneriyorum. Kitapla ve sevgiyle kalın.