Kitabın ana mevzusu,modern toplumun vatandaşları olarak bizlerin etrafımızdaki dünyayı bilme ve anlama konusunda bizden 2500 yıl önce yaşayan devletleri vatandaşlarından daha iyi bir pozisyonda olup olmadığımızı sorgulamak,toplumumuzun kolektif temsil ve sembolleri ve farklı zamanlara ait perspektifler arasındaki bağların analizi..Geçmişi, geleceği ve siyasi tedbirlerle gelişmesini etkileme fırsatları hakkında fikirler içerir..Kimlik siyasetinin nasıl oluşturulduğunu, çatışma ve krizlerden nasıl beslendiğini ve bizatihi bu siyaset tarzının ne tür krizlere yol açtığını sosyolojik, toplumsal ve tarihi boyutlarıyla ele almaktadır.
Kimlik,meşru ve toplumsal bir gerçeklik üzerinden tanımlanan bir aidiyet unsurudur. Kimlik, tanımı gereği her ne kadar çatışmacı ve ötekilik yaratan unsurları bünyesinde barındırmış olsa da, birleştirici, uzlaştırıcı ve hedef oluşturucu işlevlere de sahip olan bir parametredir.Ancak burada kimliğin istismarını yaratan şey, ulusal ve uluslararası siyasete kurban edilmesidir ki bu durum, ‘kimlik siyaseti’ terimiyle ifade edilir.Kimlik siyaseti, insanın salt insan olarak değil de etnik kökeni, dini, mezhebi ve ulusal kökeni üzerinden siyasi analize tabi tutulmasıdır.Başka bir ifadeyle siyasetin, insanların aidiyetlerine bağlı olan şekillenmesi, kimlik siyasetinin bir neticesidir.Bu kitabın iddia ettiği tez, ve bu tezin en somut örnekleri incelendiğinde görülecektir ki,son dönem yaşanan ve her gün konuştuğumuz krizlerin arkasında da kimlik siyaseti yatmaktadır.
Benlik arayışının kimlik krizine dönüşümünü anlatan,dili ağır ama ufkunuzu açacak,okuması zor olsa da merak uyandıran akademik bir eser.