BİLİMİN TİRANLIĞI
Bilimin tiranlığı; Sadece bilim doğrudur. Bilim ne diyorsa o geçerlidir, geri kalan her şey önemsizdir demektir. Bilim tek geçerli bilgi yoludur.
Paul Feyerabend, epistemolojik anarşizm, yani bilgi üretiminde tek bir doğru yöntem, evrensel kural ya da bağlayıcı bilimsel yol olmadığı yaklaşımını geliştirmiştir. Bilimsel yöntemde tekliğe, katı sistemlere karşı çıkmıştır.
Bilimin Tiranlığı, modern dünyada bilimin yalnızca bir bilgi üretme aracı olmaktan çıkıp, neyin doğru neyin yanlış olduğuna tek başına karar veren baskın bir otorite haline gelmesini eleştirir. Kitap bilimi reddetmez, bilimin insan yaşamında çok önemli bir yere sahip olduğunu kabul eder. Bilimin tarihsel olarak nasıl işlediğini, hangi koşullarda geliştiğini ve zamanla nasıl ayrıcalıklı bir konuma yerleştirildiğini anlatır; ancak ona mutlak bir üstünlük atfedilmesini sorunlu bulur ve bunu sorgular. Bilim, insanın ürettiği bir etkinliktir ve diğer insan faaliyetleri gibi tarihsel, kültürel ve toplumsal koşullardan bağımsız değildir. Buna rağmen günümüzde bilim, sanki tüm bu bağlamlardan bağımsız, değişmez ve tartışılamaz bir hakikat kaynağıymış gibi sunulmaktadır. Kitaptaki temel sorunda, bilimin artık “bir bilgi yolu” değil, “tek doğruyu söyleyen güç” gibi sunulması üzerinedir.
Yazar yaygın kanaatin aksine, bilimin her zaman gözlem ve deneyle ilerlemediğini söylemektedir. Kitapta, birçok önemli bilimsel ilkenin doğrudan deneylere dayanarak değil, hatta bazen deneylere rağmen ortaya atıldığı vurgulanır. Bilim insanları çoğu zaman önce teoriler kurmuş, deneyler ise bu teorilere daha sonra uyarlanmıştır. Atom teorisi, dünyanın hareket ettiği fikri, evrenin bir başlangıcı olduğu düşüncesi ya da canlıların uyum yoluyla değiştiği görüşü, ilk ortaya atıldıklarında gözleme dayalı kesin kanıtlar