Ayşe

Ayşe
@1ayse1kitap
Okur, okur, okur. :)
Lisans
Ankara
19 Haziran
171 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·626 syf.··
2021 49. kitabı
Charlotte Bronte, acıklı bir geçmişe sahip ailesinin hikayesini kitabın ayrıntılarında da ölümsüzleştirmiştir. Kitap kurgu olsada hayatından pek çok gerçek kesite yer vermiştir. Bu yönüyle de otobiyografik sayılabilir elbet. Kitapta, Jane Eyre’nin 10 yaşından 28 yaşına dek hayat ile verdiği mücadeleyi film tadında okuyoruz. Fakat arka planda 19. yüzyıl İngilteresine, Viktorya Dönemine, sınıf farklılıklarına, statüye, eğitime, dine, kadınların konumuna ilişkin de oldukça detaylı çıkarımlar bulunmakta. Bunları es geçmek olmaz. Kadın olarak yazmanın zor olduğu bir yüzyılda Charlotte, ‘Currer Bell’ ismiyle romanlarını yazar. Eleştirdiği sistemin, intikamını da kitabında tatlı tatlı almaktadır. Cesur, güçlü, mücadeleci Jane Eyre severek okuduğum klasiklerden bir tanesi oldu. Pek çoğumuza da ilham olacağını düşünmekteyim. Benim gibi okumakta geç kalmayın dostlar. Güzel bir gün diliyorum.
Edebiyat
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·206 syf.··
2021 48. kitabı
“Eskiden sabahlara kadar uyumazdım da yine zamana aç kalırdım. Günün hiçbir ânı yaşamaya dönüşmüyordu sanki. Şimdi ise her dakika beni daha da güçlü kılıyor.” Kaplumbağa Günlüğü, Russell Hoban’in şimdilik Türkçeye çevrilmiş tek eseri. Yazarın masalımsı dünyasında adım adım ilerlerken ele aldığı yalnızlaşan bireyin dünyası ile bana çok sevdiğim Murakami kitaplarını anımsattı. Birbirini tanımayan iki yalnız insanın günlüğünden okuyoruz hikayeyi. Birbirinden habersiz bu iki insanın Hayvanat Bahçesi Akvaryumu’nda yüzen kaplumbağaları okyanusa bırakmak tek takıntıları. Kaplumbağalar özgürleştiğinde kendi hayatlarının da anlam bulacağını düşünen kahramanlarımızın yolları bu amaç ile kesişiyor. John Fowles, Kaplumbağa Günlüğü için masal türünün en iyi örneği demiş. Okurken metinde bir şeylerin eksikliğini hissetsem de kahramanların aforizma sayılacak iç seslerini, kaplumbağa metaforunun işlenişini, bireyin yalnızlaşması ve yabancılaşmasının anlatılışını oldukça felsefi buldum. .
Edebiyat
Kaplumbağa GünlüğüRussell Hoban · Yedi Yayınları · 202094 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2021 47. kitabı
“İnsan ne zaman evindedir? Kendini şöyle bir toparlıyor, etrafına bakıyor, kucağındaki kekiği okşuyor. Yüreği nerede genişliyorsa, o zaman evindedir.” Babam Bir Ormanmış, kitaplığıma ne zaman eklendiğini hatırlayamadığım, yükte hafif pahada ağır bir öykü kitabı. Öyküler; kendini, kimliğini, yüreğinin nerede genişlediğini arayan kahramanlarıyla okuruna sesleniyor. Yazarımızın kökleri Anadolu’ya dayanan Ermeni asıllı Amerikalı yazar William Saroyan’a selam gönderdiği ‘Yüreğim Dağlardadır’ öyküsü ise benim en sevdiğim öykü oldu. İçinizde bir tutam tutunamamışlık varsa bu güzel kitabı mutlaka seversiniz dostlar. .
Öykü
Babam Bir OrmanmışFurkan Pişgin · Kutu Yayınları · 2021133 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2021 46. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2021 21:59
“her bir duvarda, her bir taşta, her şeyde bir pırıltı vardı, tüm tekneler parlıyordu ve artık anlamıyordu Johannes, bugün hiçbir şey eskisi gibi değildi, bir başkalık vardı, ama ne olabilir bu, diye düşünen Johannes anlayamıyordu” Sabahtan Akşama, virgülle bağlanan uzun cümleleriyle, şiirsel anlatımıyla, kolay okunan fakat ölüm ve doğum mefhumu üzerinden hayatlarımızı düşündüren bir kitap. Johannes’ in şiir gibi doğumunu ve ölümünü okuyunca pırıl pırıl, güneşli bir gün gibi yaşamak hissi kaplıyor insanın içini. Dışarıda yükselen güneş gibi, buzlu su içmek gibi güzel hissettiren bir kitap. Bana bu güzel kitabı hediye eden sevgili öğretmenime bir kez daha teşekkür ediyorum. Güzel, güneşli, pırıl pırıl bir gün diliyorum.
Edebiyat
Sabahtan AkşamaJon Fosse · Monokl Yayınları · 20161,143 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2021 45. kitabı
Hezeyan, hastanın gerçekliğine inandığı gerçekte olmayan fakat ısrarla savunduğu düşünceler demekmiş. Kitabın ismi de kitabın sonunda anlamlanıyor. Aguilar, birkaç günlük seyahatinden döndüğünde karısı Agustina’yı bir otel odasında histeri nöbetleri geçirirken bulur. Agustina gerçeğe paralel bir evrende, adeta zihninde kaybolmuş gibidir. Aguilar bu durumu şöyle ifade ediyor; “Karımın altüst olmuş aklı beni ısıran bir köpek adeta ama aynı zamanda havlamaların arasından bana yardım çığlığı gönderiyor ve ben de nasıl cevap vereceğimi bilemiyorum. Agustina aç, yaralı evine dönmek isteyip de başaramayan, ertesi saniye bir zamanlar evi olduğunu bile hatırlamayan bir sokak köpeği.” Karısına ne olduğunu öğrenmeye ve onu iyileştirmeye çalışan Aguilar ile birlikte aile sırlarına, karmaşık ilişkilere, Kolombiya’nın çatışmalı tarihine, dramlara tanık oluyoruz. Kolombiya’ nın çatışmalı tarihi olur da Pablo Escobar olmaz mı? O da var tabi anmadan geçmeyeyim. Hikaye, bilinç akışı tekniğiyle parçaları birleştirdikçe şekilleniyor ve Agustina’nın hezeyanının nedeni de yavaş yavaş beliriyor. Laura Restrepo’ nun yalnızca Hezeyan isimli eserinin Türkçe’ye çevirilmiş olmasına üzüldüm. Güney Amerika edebiyatının büyülü gerçeklikle kirli gerçekliği arasındaki sınırları sevenler için güzel bir hikaye. İlgilisine tavsiye ederim. Güzel bir gün dilerim.
Edebiyat
HezeyanLaura Restrepo · Ayrıntı Yayınları · 201329 okunma
Reklam