Albayım bu oyun çok ciddi; bakın ben bile ağlıyorum albayım. İmkansızlık duvarının önünde ağlıyorum. Bu duvar beni çıldırtıyor albayım. Başımı, bu duvara vurup parçalamak istiyorum. Başım ağrıyor albayım; biraz yürümek, biraz kendime gelmek istiyorum. Şimdi ne olacak albayım ?
"Her şeyin birden unutulmasına çok ihtiyacımız var" diyordu. "Ya hepsini unutmamışsam albayım? Yarım yamalak bildiklerim ya engel olursa bana?" diyerek, bir endişemi daha açıkça belirttim. "Her şeyden önce, soğukkanlı olmalısın" dedi. "Soğukkanlı olmalıyım albayım!" diye bağırdım. Heyecandan yerimde duramıyordum, hem de soğukkanlı olmak istiyordum. "Kendini yakıp bitirme" dedi albayım. Ben de kendimi yakıp bitirmedim. Hayır, hiç bitirmedim. Soğukkanlı, soğukkanlı, soğukkanlı dedim kendime.
Özgürlüğü ve huzuru buldum meczupluğumda; yalnızlığın özgürlüğünü ve anlaşılmamış olmanın huzurunu. Çünkü bizi anlayanlar içimizdeki bir şeye de egemen olurlar.