Mali ve ekonomik iyileştirme ve tedbirlere özellikle önem veriyoruz. Memleketimizin mali durumu düzenleme, emniyet ve denetleme üzerine kuruludur. Hakiki bir bütçe oluşturulması vergilerin iyileştirilmesi ve her tür israfa karşı daima uyanıklık ve engelleme kararındayız. Memleketimizin servet kazanması yolunu her şeyden önce tarımda ve tarım sanayisinde arıyoruz.
MS 1912 gibi geç bir tarihte bile insanların çoğu verdikleri oylarla ülkelerini yönettikleri inancına bağlı kalmaya devam etmiştir. Ülkeyi esas yönetense siyasi makine adı verilen şeydir. Önceleri bu siyasi makinelerin patronları, onların istediği yasaları çıkarmak için büyük kapitalistlerden fahiş paralar almış ancak kısa süre içinde kapitalistler bu makinelere sahip olup onları kendi adına çalıştırmanın daha ucuza geleceğini anlamışlardır. [Political Machine: ABD'de seçimlik kamu birimlerinde iktidara gelmek için disiplinli şekilde ve bir önderin liderliği altında çalışan, seçilince de kayırmacılık yaparak iktidarın mevki, nüfuz, rüşvet gibi nimetlerini kendi aralarında paylaşan yozlaşmış siyasi organizasyonlara verilen isim.(ç.n.)]
Hasan Sabbah ve müritleri, hoşnutsuz yığınların içindeki belli belirsiz arzuları, başıbozuk inanışları ve dizginsiz öfkeyi yeniden şekillendirip yeni bir mecraya sokarak, bu hengameden bir ideoloji, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir uyum, disiplin ve maksatlı bir şiddet içeren bir örgütlenme çıkarmakta muvaffak olmuşlardır. Değinilmesi gereken dördüncü ve belki de en önemli noktaysa, nihaî ve topyekün başarısızlıklarıdır. Mevcut düzeni yıkamamışlardır; en ufak bir şehri dahi ellerinde tutamamışlardır. Nüfuz sahaları olan kaleler emirliklerden ibaret kalmış; müntesipleri ise, köylülerden ve tacirlerden meydana gelen küçük ve uysal cemaatlerden müteşekkil pek çok mezhep içinde azınlıkta kalmış bir tarikat haline gelmiştir.
Lakin alttan alta kendilerini ateşlemiş olan mesihi umut ve devrimci şiddet cereyanı, kendine akacak mecra bulmuş ve ideallerinin usullerinin pek çok taklitçisi türemiştir. Bu kimseler için günümüzdeki muazzam değişimler, öfkelerini ateşleyecek yeni hedefler, yeni zafer hayalleri ve yeni saldırı araçları sunmaktadır.
Kaçınılmaz surette, İsmailî liderlerinin ve hocalarının çoğunluğu, eğitimli şehirliler arasından çıkmıştır. Hasan Sabbah, Reyliydi ve fıkıh eğitimi almıştı; Suriye'deki ilk Alamut ajanı olan İbn Attaş'sa hekimdi. Basra eşrafından bir ailenin erkek çocuğu olan Sinan, bir hocaydı. Lakin Yeni Davet, daha önceki tarihlerde şairlerin, filozofların ve ilahiyatçıların üzerinde yaratılmış olan entelektüel çekim gücüne asla erişememiş gözükmektedir. 9. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar İsmailîlik, çeşitli biçimleriyle İslam dünyasında entelektüel bir güç odağı haline gelmiş olup, müritlerinin kalplerine olduğu kadar zihinlerine de hitap edebilmiş ve dönemin zirvedeki bir filozofu ve bilim adamı olan İbn Sina (980-1037) gibi bir kimsenin dahi sempatisini kazanabilmiştir.