Aşksız ve paramparçaydı dünya.
Bir inancın yüceliğinde sevdim seni.
Bir kavganın güzelliğinde sevdim.
Bitmedi, daha sürüyor o kavga ve sürecek.
YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK.
Aşk, demişti yaşamın büyük ustaları.
Aşk ile sevebilmek bir güzelliği ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
Işte yüzünde badem çiçekleri,
Saçlarında gülen toprak ve ilkbahar...
Sen misin, seni sevdiğim o kavga sen o kavganın güzelliği misin yoksa?
Bin kez kırdılar kök ve dallarımızı bin kez budadılar.
Işte yine sevinçteyiz yine çiçekte.
Bin kez korkuya boğdular zamanı,
Bin kez ölümlediler.
Işte yine doğumlardayız, yine sevinçte.
Bitmedi, daha sürüyor o kavga ve sürecek.
YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK.
Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri suyun ayakları olmuştu, ayaklarımız.
Ellerimiz; taşın, toprağın elleri...
Yağmurlara susamış, sabahlarda çoğalırdık, sabahlarda dikilirdik burçlarımıza..
Türküler söylerdik aynı sesten, aynı yürekten, aynı telden...
Dağlara biz vermiştik morluğunu.
Henüz böyle yağmalanmamışken gençliğimiz...
Ne gün batımı ölümlerin üzüncüne ne dan atışı doğumların sevincine...
Ey bir elinde ebeler koşturan doğa, bir elinde mezarlar yaratan..
Bu seslenişimiz yalnızca sana...
Ölmesine ölüyoruz ya,
Sevmesine seviyoruz ya,