İlk kez yerden kalkıp bacakları üzerinde dikilen bir çocuk, yepyeni bir dünyanın kapısından içeri adım atar, çevresinin düşmanca bir atmosferle çevrilmiş olduğu duygusuna kapılır. Ayakları üzerinde durabilmesi, gelecek hesabına güçlü bir umutla doldurur içini; devinim yolunda harcadığı çabalar, özellikle yürümeyi öğrenmeye yönelik ilk denemeler, değişen büyüklükte güçlükler çıkarır karşısına, ama bazen de hiçbir güçlük doğurmayabilir. Biz büyüklere çoğunlukla önemsiz görünen bütün bu izlenim ve olaylar, çocuğun ruhsal yaşamını, dolayısıyla çocukluktaki dünya görüşünün oluşumunu büyük ölçüde etkiler.