hypatia

İrade dediğimiz şeyi de tek insanın konumundan kalkarak anlayabiliriz ancak. İstem, yetersizlik duygusundan kendini sıyırıp bir yeterlilik duygusuna ulaşma yolunda ruhta algılanan bir kıpırtıdır. Böyle bir amacı göz önünde bulundurup ona erişme çabasını “istemek” diye nitelendirmekteyiz. Her isteyiş, bir yetersizlik duygusuyla ilgilidir, insanda bir doyum, bir hoşnutluk, bir yeterlilik sağlama eğilim ve dürtüsünün doğmasına yol açar.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tüm gelişimler yetersizlikten doğar.
Doğa açısından bakıldığında insan yetersiz bir yaratıktır. Ama yaradılışında var olup, bir kısıtlanmışlık ve güvensizlik duygusu şeklinde bilincine varılan söz konusu yetersizlik, insan için sürekli bir uyarı kaynağıdır, onu yaşama uyum sağlayabilmek, gerekli önlemleri almak, doğada insan olarak elinde bulundurduğu konumun dezavantajlarını gidermek için bir yol aramaya iter. Bu arayışta da uyum ve güvenliği sağlama yeteneğini, yine ruhsal organın kendisi elinde bulundurur. Başlangıçta bu insan–hayvanın boynuz, pençe ya da diş gibi organlarla donatılarak düşman çevre karşısında tutunabilecek bir duruma sokulması, doğa için izlenmesi çok daha güç bir yol olurdu. Gerçekten de ruhsal organ hızla yardıma koşarak, insandaki organik eksikliklerin giderilmesini sağlamıştır. Özellikle sürekli yetersizlik duygusunun uyarılarından yararlanan insanoğlu, kendisinde öngörü diye bir gücü oluşturmuş, ruhunu bir gelişim sürecinden geçirerek, bizim bugün düşünme, hissetme ve davranma diye bildiğimiz yetilerin oluşumunu sağlamıştır.
Karşısına çıkan ödevlerin pekâlâ üstesinden gelebileceğine güvenen çocuk, ödevlerine üstesinden gelinebilir gözüyle bakan bir kişinin karakter özelliklerini geliştirir. Örneğin cesaret, açık yüreklilik, güvenilirlik ve çalışkanlık gibi özellikler oluşur çocukta. Bunun karşıtı, kötümserlik kapsamına giren karakter özellikleridir. Ödevlerinin üstesinden gelme yeteneğini kendisinde göremeyen çocuğun amacını düşünürsek, ruhunun nasıl bir görünüm taşıyacağını tasarlayabiliriz. Böyle bir çocukta çekingenlik, ürkeklik, içine kapanıklık, güvensizlik gibi özelliklerle güçsüz kişilerin kendilerini savunmada başvurduğu diğer özelliklere rastlanacağı kuşkusuzdur.
“Ancak özgürlüktür ki, güçlü insanlar çıkarır bağrından; baskı ise insanı öldürür, yıkıma sürükler.”
“Yaşam bize bağışlanmamış, bir yükümlülük olarak verilmiştir.”