Rojen

Rojen
@1kitapol
Sevgili.... Bir kitap, bir alıntı, biraz da içim...♧
121 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
İnsanlığın 'beyaz' lekesi...
Puan vermedi·360 syf.··
2023 18. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2023 00:08
"İstediğin kadar saksağan vur vurabilirsen ama unutma bülbülü öldürmek günahtır." -"Bülbülü öldürmek günah da saksağan vurmak mübah mı?" diye söylenmiş, içten içe alınmıştım bu yaklaşıma ilk etapta. Sonra bunu kendi sığlığıma vermiş, yazarın anlatmak istediği şeyin "Bülbül; gülün yâridir, hoştur, bundan mütevellit canı da pek değerlidir. Saksağanın canı can değildir. Bülbül yaşasın sevaptır, saksağanı da vur o da sevaptır." gibi sığ ve ana düşüncesi adalet olan bir kitabın, adaletten uzak böyle bir mesaja hizmet etmesinin mümkün olamayacağına kanaat getirdim neyse ki. O bülbül ki şu an duyduğum sesinden ötürü olsa gerek daima iyiliği, güzelliği temsil etmiştir bizim kültürümüzde de ve iyiliği, güzelliği, adâleti öldürmekti günah olan. Saksağan ise kargagillerdendi ne de olsa! Karga ise kara, sesi karga, adı karga... (canımkarga...) Iyiliği yayalım, yaşatalım biz. Kötülükler ölsün. Kuşlar iyidir... Bir çocuğun elinin değdiği şeyler insana; kirlenmemiş, henüz yüklenmemiş sunî görüşlerden ırak, saf ve temiz hâli anımsatıyor. Yaradılışımızın doğaya aykırı olmayan hâlini, bütün, uyumlu ve kucaklayıcı oluşunu... Scout ve Jem adlı çocuk kahramanlar hatırlatıyor bunları bize bu kitapta. Büyüdükçe dünyanın adaletsiz düzeni ile her gün biraz daha yüzyüze geliyorlar, her gün biraz daha anlam vermeye çalışıyor ve her gün biraz daha "büyüyorlar". Anlatıcı Scout gibi bir çocuk olunca zaman zaman gülüyor, çocuksu merakıyla merak ediyor, saflığıyla tebessüm ediyor ama yer yer yüz yüze geldiği bazı gerçekleri onun gibi soğukkanlı karşılayamıyorsunuz. Anneleri yok ama neyse ki "İnsanların çoğu iyidir Scout, yeter ki sen onları bir gün gör." diyebilen Atticus gibi bir babaya sahipler diye teselli buluyorsunuz sonra. İnsanın savaşı her yerde. Bu kitapta da bunu okuyoruz aslında.
İnceleme
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 202088,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Anlayalım!
Puan vermedi·55 syf.··
2023 16. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2023 01:11
Trt Belgesel'in çok beğendiğim bir mottosu var: "İnsanı anlamak, hayatı anlamaktır" diyor. Şimdi ben de diyorum ki: İslam'ı anlamak insanı da hayatı da anlamaktır. Kendini müslüman olarak tanımlayan herkes, durup bir düşünelim. Bizler neden müslümanız? Çünkü İslam'ı seçtik. İslam nedir? İslam bize ne vadediyor? Gerçek anlamda İslam'ı ne kadar biliyoruz, hayatımızın ne kadarı İslam? Hayatınızdan bir anlığına İslam'ı çıkardığınızı ve müslüman olmadığınızı düşünün, maddi manevi uğradığınız değişiklik ne kadar? Kimisi düşünmek bile istemeyebilirken kimisine korkunç gelmeyebilir hatta değişen bir şey olmayabilir. Vereceğimiz cevaplar, İslam'ın hayatımızdaki yeridir. Baştacı da olabilir, duvara asılan bir resim gibi ara sıra bakınca hatırlanan da. Bence bu sorular üzerinde zaman zaman durup tefekkür etmek her müslümanın düşünsel işi olmalı. İnsanız ve unutkanız. Unutkanlık bir nimet olduğu kadar, bir sınanma biçimine de dönüşebilir. Zira yüce Allah diyor ki: İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «İman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? (Ankebut-2) İslam imandır, teslimiyettir. Bir o kadar da müslümanlarca hayatın her alanına tatbik edilmesi, özüyle, sözüyle anlaşılması gereken bir dindir. Maalesef ibadetlerimizin çoğu, çoğumuz tarafından günlük rutin haline gelip, bir alışkanlığı yerine getirmekten ileri gitmiyor. Yüzde kaçını huşu içinde ve anlamını bilerek ifâ ediyoruz ki ? Henüz uğurladığımız orucu düşünelim mesela. Açlık ve susuzluktan ibaret olmadığını biliyoruzdur ama gerçekte anlamını ne kadar kavramış vaziyetteyiz? arkamızda bırakalım diye mi geçiyoruz içinden yoksa gönlümüzle beraber aklımıza da alıyor muyuz? İslam'ı anlamak, elbette İslam'ı oluşturan en büyük değerlerini bilmek ve onları anlamaktan geçecektir. İslam; Allah'ı bilmeyi,
İnceleme
İslam'ı AnlamakAli Şeriati · Objektif Yayınları · 1991309 okunma
Başka bir dünya mümkün..!
Puan vermedi·50 syf.··
2023 14. kitabı
Suç nedir? Ceza nedir, ne olmalıdır? Suça karşılık uygulanan bir ceza mı olmalı, yoksa iyileştirme yönünde bir yaptırım mı uygulanmalı ? Ceza eğer "ıslah" etmiyorsa insana faydası nedir, neden vardır? Mevcut düzende cezalar ne kadar etkili, toplumu ne kadar değiştiriyor? Dahası suçu işleyen kişide neleri değiştiriyor, ne yönde değiştiriyor? Topluma bir birey mi kazandırıyor yoksa cezadan önceki suç işleme potansiyelini daha da yukarı mı taşıyor? Cezadan sonra toplum bir birey mi kazanıyor yoksa zaten kayıp birinin üstüne toprak mı atıyor ? Uzayıp gider bu sorular. Eğer bu sorulara olumlu cevaplar veremiyorsak oturup düşünmeli. Cezanın hükmü, amacı nedir? Caydırıcılık mı..? Elbette caydırıcı olsun yaptırımlar. Peki her caydıran iyi'leştiriyor mu? Caydırma amacı olan ceza bittikten sonra kişi, potansiyel suç aracı olarak topluma karışıp bir silah gibi her an biri eline alıp patlatır korkusu ile yaşamak mı yoksa aklıyla, yüreğiyle iyiliğe inanmış, iyiliği benimsemiş, iyiliğin anlamını kavramış bireyler mi kazandırmak hayata? Bir taşta iki kuş vurmasak da kafesten kuşları iki, üç, dört... diye artan sayılarla özgür bıraksak dünya daha cıvıl cıvıl olmaz mı? Kuşları vuranlar değil, onları vurgunken saranlar, vurduklarını iyileştirenler, vurdukları bütün kuşlardan özür dileyenler çoğalmaz mı? Çiçek'leri hayattan koparan, koparmaya çalışan Oktaylar, Çiçek'leri ezmekten utanmaz mı? Bazı kimseler, anlatmak ile anlamazlar. Hele ki kalbi katman katman kir pas içinde kalmışsa kalpleri duyumsayıp görmediği gibi gözleri de görmez. Bu yüzden ilk elden yaşamaları gerek yeniden hissetmek, iyiliğin, şefkatin, merhametin ne demek olduğunu hatırlamak ve neden değerli olduğunu anlamak için. İşte bu kitap bunu dert edinip anlatmak istemiş zannımca. Yazarın da ön sözünde değindiği gibi
İnceleme
IslahatSelahattin Tomar · Selahattin Tomar · 2022655 okunma
Bir Klavuz..!
Puan vermedi·109 syf.··
Beğendi
·
2023 13. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2023 22:21
İmam Gazali'nin doğrudan okuyanına hitap ediyormuş gibi öğüt niteliğinde okuduğum ikinci eseri. Gerçeği, her eseri bir öğüt ve yol gösterici nitelikte ama doğrudan senle konuyormuş gibi hitap etmesi başka oluyor. Okurken ayrı bir samimiyet içeriyor. Bu eseri de zaten bir öğrencisinin kendisine hayatı boyunca rehber olacak tavsiyeler ve okuyabileceği dualar istemesi üzerine kaleme aldığı bir risaledir. İmam Gazali de öğrencisinin bu isteğini karşılıksız bırakmamış, kısa ve öz ama oldukça doyurucu tavsiyeler vermiş. Verdiği tavsiyeleri zaten o zaman da mevcut olan eserlerinde bulmak mümkün değil miymiş? Elbette mümkünmüş. Öğrencisi de bunu belirttikten sonra devamında mektubunda bu isteğinin sebebini şöyle izah ediyor: "...benim bu mektubu yazmamdaki amaç, hocamın ihtiyaç duyduğum şeyleri benim için birkaç sayfada yazıp toplamasıdır. Böylelikle ben -Allah izin verirse- bu nasihatleri hayatım boyunca yanımda taşır ve içindekileri uygulamaya gayret ederim." Böylece " Ey Oğul!" diye başlamış yazmaya büyük âlim. Bir kişi nezdinde asırlar boyu nesillere hitap etmiş aslında. Yapılmaması gerekenleri söyleyip bitirmemiş, yapılması gerekenleri de açıklamış, fayda ve zararlarını da önümüze koymuş. Her söylediğini ayet ve hadislerle desteklemesi de onun yine başlıca önemli bir stili olduğu görülüyor. "Hevâ ve heveslerimi gözeterek konuşuyorum sanmayın sakın! Sözlerim Allah'ın tebliğ ettirdikleridir." der gibi. Böylece olası bu tür eleştirilerin yolunu hem tıkamış oluyor hem de sözünü daha etkili hâle getiriyor. Çabuk biten, bitmesini istemeyeceğin ama aynı zamanda oldukça yeterli, yine el altında bulunması gereken bir eser. 《Tavsiye Notu》: Öğrencisinin yaptığı gibi eseri hep yanımda taşımak isterim diyip kitabı somut olarak temin edip okumak isteyenler için tavsiyem Ey Oğul (Beyan
İnceleme
Ey Oğulİmam Gazali · Beyan Yayınları · 20186,5bin okunma
Akıl insanda, insan nerede ?
Puan vermedi·162 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2023 02:36
Bir bebek doğar ve ağlamakla başlar hayata. Önce ağlamayı tecrübe eder, hayattaki ilk eylemi budur. Ne tuhaf..! Düşünsenize var olmaya ağlamak ile başlıyoruz. "Hayattaki ilk icraatin nedir?" -"Ağlamak..." :) Dünyanın sancılı varoluş sürecini mi hissediyorduk acaba ruhun derinliklerinden? ( bilimsel açıklaması var evet, ben de biliyorum. Ama neden gülmek değil mesela, bebeklerin en iyi yaptığı cıvıldama sesi değil, gözleri kamaşa kamaşa bakmak değil, ne bileyim başka türlü bir " ben geldim millet!" tepkisi değil de ağlamak..? Ciğerlerimize dolan havadan duyduğumuz ağrı mıydı yalnız ağlama tepkisine neden olan? Ciğerlerimize dolan hava; dünya idi aslında, hayat idi, varlık idi, varoluş yüklemesi idi. Sancıtan ve ağlamaya sebep olan bu olamaz mı, bunu duyumsamış olamaz mıyız? Ağlıyorduk çünkü; bir sancıdır var olmak, " yaşam ile var oldukça" dinecek yahut yaşamadıkça artacak.!) Hep derim, her çocuk bir filozoftur. Çünkü insan; düşünmeye, sormaya, sorgulamaya, varoluşunu anlamlandırmaya programlıdır. Bunun da en iyi, en saf örneği çocuklardır. Büyüdükçe köreliriz, daha doğrusu genelde köreltiliriz. Sormak ayıp ve günahtır çünkü. Esasen yine köreltilmiş kişiler olunca soruların muhattapları, bir çeşit kaçıştır onlar için "ayıp ve günah", bir savunma mekanizmasıdır aslında. Özü itibariyle çocukluktan başladığımız sorular; arayışa, anlamaya mahkûm olduğumuzun kanıtıdır. Bu da gösteriyor ki bir anlam, bir var oluş gayesi var ve biz bunu hisseder şekilde var edildik. Modern felsefenin kurucularından olan René Descartes'ın da varlık delilinin temeli buna dayanıyor, "Zihnimde mükemmel bir varlık kavramı var ve Tanrı bu kavramı zihnime doğuştan işlemiştir." düşüncesi delilinin temelini oluşturur. Bu düşünce din felsefesinde Allah'ın varlığının bir delili olarak kullanılır. (Konudan
İnceleme
Hayy Bin Yakzânİbn Tufeyl · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,213 okunma