Efendimiz (s.a.v.) savaşa giden sahâbeye, "Yaşlıya, din adamına, din mensuplarının mabetlerine, kadına, çocuğa, çiçeğe, böceğe el uzatamazsın... Yıkamazsın... Yürürsün ama çiçeklere basmadan yürümek durumundasın." şeklinde tavsiyelerde bulunuyordu.
Diyor ya şairimiz; aşkı, imanı görmek isteyen hac mevsiminde Kâbe-i muazzamaya baksın. Beş milyon insan, bir kara taşın etrafında, deniz dalgaları gibi, dönüyor. Bin dört yüz yıl önce bir yetim öyle dedi diye... Aşk budur işte, aşk budur. Söz yerini buldu, hedefini buldu, çünkü kalbe gidiyor...
İmam Gazali söylüyordu: "Ömrün bitmiş, fakat sen yalvarmış yakarmışsın, sana bir gün daha verilmiş; işte şimdi öyle bir günde bulunuyorsun, öyle bir günde ne yapacaksan, her gün aynı gayretle o işe sarıl, öyle çalış, öyle ibadet et, öyle yaşa."