Gary ,tahtaya geçti ve yazmaya başladı.
“Kural bir : Bir kez beynine hava değmeye görsün,bir daha asla eskisi gibi olamazsın.Evet,yüce Tanrı bu nesneyi iyice sarıp sarmalamış,herhalde boşuna değil.Kimse onunla oynamasın diye.Bak! Beyin dediğin şey, bir bakıma 66 Cadillac gibidir.Sekiz bujiyi değiştirmeye kalkarsan,motoru tamamen indirmen gerekir.Alet,performans için yapılmış, kolay servis için değil.”
Bu dünyayı herhangi bir tanrı nasıl yaratmış olabilir, diye sordu.Aklıyla her zaman şu gerçeği kavramıştı ki ,mantık ,düzen adalet diye bir şey yoktu ;çile, ölüm ve yoksullar vardı.İnsanların işleyemeyeceği kadar aşağılık hiçbir ihanet yoktu; bunu biliyordu.Hiçbir mutluluk uzun sürmüyordu;bunu biliyordu.
Mrs. Ramsey elinde olmadan “ Ah , ne kadar güzel!” diye haykırdı. Çünkü tam önünde bir çanakta durur gibi sakin mavi su;suyun ortasında, uzakta dimdik duran beyaz Deniz Feneri; sağda,yumuşak dalgalarla gözün görebildiği yerlere kadar uzanan ve ufukta yavaşça kaybolan, üzerleri hep insansız bir ay ülkesine doğru akıyormuş gibi görünen kıpır kıpır yabani otlarla kaplı yeşil kum tepeleri vardı.