'Çok empati kuruyorsunuz Başkomiserim 'dedi samimi bir tavırla . 'Ne dünya bu kadar hassasiyeti kaldırır, ne insanlar bu kadar inceliği... Hakikat çok daha basittir, çok daha acımasız.
Çocuk tacizcilerini hedef alarak öldüren ‘Körebe’ lakaplı seri katil, 5 yıl aradan sonra yeniden ortaya çıkar. Üstelik bu katil, polisin çalışma yöntemlerine dair neredeyse her detayı bilmektedir. Nevzat, Zeynep ve Ali bu karmaşık ve karanlık dosyanın peşine düşerken akıllardaki en büyük soru şudur: Körebe kimdir? Sonuyla beni şaşırtan bu kitap, sadece sürükleyici bir polisiye sunmakla kalmıyor; aynı zamanda mülteci sorunlarını ve adalet kavramını da derinlemesine sorguluyor. Polisiye severler için kesinlikle etkileyici bir okuma deneyimi. Kitapla kalın.
Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş adlı romanında José Saramago çok sıra dışı bir fikirden yola çıkıyor: Bir ülkede insanlar bir gün aniden ölmemeye başlıyor. İlk bakışta bu durum büyük bir mucize gibi görünse de insanlar bu durumu bayraklarla karşılasa da roman ilerledikçe bunun aslında toplum için ne kadar karmaşık ve rahatsız edici sonuçlar doğurduğunu görüyoruz.
İnsanlar ölmediğinde hastaneler dolup taşıyor, yaşlılar sonsuz bir bekleyişe mahkûm oluyor, devlet sistemi ve din kurumları sarsılıyor. Yani Saramago, ölümün yokluğunun bile insan hayatını kaosa sürükleyebileceğini gösteriyor. Bu noktada kitap bana şunu düşündürdü: Ölüm hayatın düşmanı değil, düzeninin bir parçası.
Saramago’nun dili de oldukça kendine özgü. Uzun cümleler, az noktalama ve diyalogların akışın içinde verilmesi başta biraz zorlayıcı olsa da, bir süre sonra metnin ritmine kapılıyorsunuz. Bu anlatım tarzı da sanki düşünceler arasında dolaşıyormuşuz hissi veriyor. Farklı bir kitaptı her yönüyle. Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim. Kitapla kalın.