Özlem Çetin

Özlem Çetin
@1ozlmctn
Sisifos yazgısının üstündedir ve kayasından daha güçlüdür.
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2024 00:09
Albert Camus'un henüz 22 yaşındayken yazdığı bu eseri yazar her ne kadar kendinin çok övülmemesi gerektiğini söylese de bence 22 yaşındaki bir bireyin hayatı bu şekilde analiz edebilmesi ciddi farkındalık gerektirir. Camus felsefesini daha iyi anlayabilmek için okuduğum bu kitabı her ne kadar kısa olsa da aslında yazarın felsefesinin kısaca toplanmış halidir . Kitabın konusuna gelecek olursam kitap 5 adet denemeden oluşuyor bu denemeler genel olarak ölüm, hayatın basitliği, yaşlılık, yalnızlık, yabancılaşma, umutsuzluk ve yaşama tüm açıklığıyla bakabilmek gibi konuları işlemiştir. İlk denemesi olan Alay adlı denemede insanın tüm umudunun gelecekte olduğu bir yaşam düzeninde yaşlandığında ve o gelecek geldiğinde aslında hiç de beklediği gibi olmadığı, kendisini adadığı tanrısı veya yaptığı bir meslek sayesinde insanların ilgisini çektiği, gelecekte de bunun böyle olacağı düşüncesi ancak yaşlandığında ne kadar yalnızlaştığını fark etmesi üzerine yaşadığı yalnızlık. Yani insanın adadığı bu hayatın sonunun basit bir ölüm olduğunu fark etmemiz gerektiğini anlatır yazar. İkinci deneme olan "Evetle Hayır Arasında" adlı denemede hayatın çok basit olduğu insanların bu işleri karıştırması ile hayatı anlamlı bir hale getirmeye çalışması aslında durumu zorlaştırır. Camus yaşama tamamı ile objektif bir şekilde bakmayı bu basitlikle yüzleşmeyi söyler. Kitapta geçen alıntı ise şöyledir: "Evet, her şey basit. İnsanlar karıştırıyor işleri. Masal anlatmasınlar bize. Ölüm mahkumu için"topluma borcunu ödeyecek,"demesinler,"kafası kesilecek,"desinler. Hiç önemli değilmiş gibi görünüyor. " Üçüncü denemesi olan "Ruhta Ölüm" adlı denemede karakterin Bir tatile çıkması ve parasının olmaması bir sürü sorunla cebelleşmesi sonucu yaşadığı bu buhranı anlatır ancak karakter İtalya'ya yani
Tersi ve YüzüAlbert Camus · Can Yayınları · 20227,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2024 21:05
Albert Camus hayatın anlamı, yaşamanın değeri nedir ? Bu soruları çoğu eserinde ele almış filozof bir yazar. Camus yaşamı tanımlarken absürdizme başvuruyor. Ona göre insan yaşamında anlam aramanın bir anlamı yok çünkü hayat bir anlamsızlıktan ibaret yani absürttür. Sisifos söyleni kitabında ele aldığı konuda; İnsanın sürekli bir anlamı arayışı içinde olması ve içerisinde bulunduğu evrenin bunu umursamaması ve bu ikisi arasında olan çatışma bu absürdizmin bir göstergesi aslında. Anlamsız yaşamda olmak beklentilerimiz ile yaşadıklarımız arasında uçurum olması bir süre sonra aslında anlamsızlığı gözler önüne seriyor. Sonrasında insan aslında bu anlamlı varoluşu aramakta vazgeçer Camu'ya göre. Yaşamın anlam arayışına dini sevdiklerimizi koyarız onlar için fedakarlık yapar hayatı anlamlandırmaya çalışırız. Ancak bunların bir gün yok olması aslında çabamızın absürtlüğünü gösteriyor. Yani ölümün olması aslında tüm anlamlandırma çabasının boş olduğunu gösteriyor. İşte Camu'nün bu depresifliğe olan kendince bir çözümü ise hayata sanatla anlam verebiliriz diyor yani bu absürt ve anlamsız hayatımıza şarkılarıyla resimleriyle heykelleriyle sanatçılar anlam katar. Hepimiz bir sanatçı olamasak da hayatımızın şairleri olabiliriz Camu' ya göre. Son olarak ise bu anlamsız hayata bir başkadırıdan bahsediyor yazar. Yaşamdaki bu absürt karakter aslında hayatın absürdizmini reddetmez onu kabullenir ve bu kahraman varoluşa başkaldırır, özgürdür ,yaşamını tutkuyla yaşar. Buna örneği ise kitabın da isminden anlaşılacağı üzere Sisifos üzerinden verir. Sisifos sürekli bir Kayı tepeye çıkarır ve onun geri yuvarlanışını izler sonrasında tekrar tepeye çıkarır ve bundan vazgeçmez. Aslında bir absürt kahramanıdır. Sisifos'un bu anlamsız işi sürekli devam etmesi onun aslında bir başkaldırısıdır. Eğer
Edebiyat
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 202311,3bin okunma
Hepimizin içinde Öteki Ben vardır.
7/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2023 111. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2023 18:50
Eveett yine bir Dostoyevski kitabı bitirdim ve tabi ki çok mutluyum:)) Eğer bir Dostoyevski okuyucusuysanız kitap aslında tam dosto tarzında ama biraz karmaşık. Kitap 9. Dereceden bir memur olan Golyadkin adında bir karakterin odasında uyanmasıyla başlıyor sonrasında ise bu karakterin kafasının içini okuyoruz gibi devamlı onun çerçevesinde gidiyor kitap. Kahramanımız Golyadkin başlarda pek anlaşılmasa da bir şizofreni ama bunun altında yatan sebepler var. Kitapta Golyadkin klasik bir memurdur ve çevresindeki kimse tarafından ne dinlenir ne kabul görülür , ciddiye alınmaz hatta uşağı Petruşka çok geçiyor kitapta onun uşağı olmasına rağmen o bile kahramanımızı ne önemsiyor ne de ciddiye alıyordu:( Kendini dışlanmış hisseden bu karakterimiz bir kadına da aşık ve tabi bunun için de yetersiz görünüyor, kitapta neden aşık olduğu tam olarak belirtilmiyor açıkçası sonlara doğru kadının yazdığı bir mektup var sadece kadının hislerine dair . Kitap bu açıdan biraz karmaşık. Mesela bir yerde de çıkıp alışveriş yapıyor pazarlık yapıyor vs ben oraları da tam çözemedim açıkçası karmaşıktı biraz. Kendini yaşadığı çevreye işyerindeki arkadaşlarina , uşağına, psikoloğuna benimsetemeyen bu karakterimiz aslında olmak istediği kişiyi görmeye başlıyor. Aynı Golyadkin fakat çok farklı da.. Benim kitapta zirve dediğim yerlerden biri zaten Golyadkin' in öteki Golyadkin'i ilk görmesiydi. V. Bölümde geçen Golyadkin'in yağmurlu bir havada çok kötü bir psikolojiyle buhranlı bir şekilde eve gitmeye çalışırken farketmesi yolda geçen birine o kişiyi gördünüz mü diye sorunca kimseyi görmedim demesi ve Golyadkin'in eve vardığında ötekinin ondan önce eve varmasi odasına girdiğinde tamamiyle kendisinin aynısı olan bu adamın yatağında oturması beni çok etkilemişti açıkçası. Öteki Golyadkin gerçek
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
Bu kadar sevilen bir klasik kitabı çok da övemeyeceğim :(
6/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2023 110. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2023 17:47
Klasik kitaplar arasında çok okunan ve beğenilen bir kitap olan Gurur ve Önyargı benim çok da beğendiğim bir kitap olmadı . Kitapta başlarken bir sürü karakter ismine yer veriliyor akılda tutması zor açıkçası benim birkaç yerde kadından mı erkekten mi bahsediyor onu bile karıştırdığım oldu sonra biraz daha alışıyorsunuz isimlere. Olay Bennet ailesinin 5 kızını evlendirme isteğiyle başlıyor ailenin annesinin tek amacı kızlarını varlıklı erkeklerle evlendirmek. Bunun için de Mr. Bingley büyük bir talihtir onlar için, hemen bir balo ayarlayıp kızlarla tanıştırma pesine düşüyor annesi ancak Mr Bingley yalnız değildir yanında Mr. Darcy adında arkadaşıyla birlikte gelir. Bingley bekledikleri gibidir ancak Darcy daha soğuk ve temkinli yaklaşır, büyük kız her ne kadar Bingley' in beğenisini kazansa da 2. Kızları olan Elizabeth Darcy ile çok bir yakınlık kazanamaz hatta o davranışı yönünden onu kınar, ordaki çoğu kişi de Mr. Darcy' nin kibirli biri olduğunu düşünür. Olaylar bu şekilde gelişiyor kitapta. Kitabın sevmediğim yönü beklentimden çok daha düşük olması kitapta bir gurur ve önyargı mevcut ancak çok da fazla bir şekilde okuyucuya geçmiyor bu, havada kalıyor açıkçası. Elizabeth' in dünyasında ilerliyor kitap ve Darcy ' nin kibirli, gururlu olduğu çok bastırılıyor ama bence olması gerektiği gibi biriydi Mr. Darcy. Sürekli zengin koca isteği bulunan balolarda kadınlara karşı temkinli ve mesafeli olması bana karakterin doğru bir davranış sergilediğini düşündürdü, lüzumsuz samimiyetten uzak duruyordu fakat bu kitapta kibir olarak anlatılıyor. Elizabeth'e gelecek olursak ki belki gururlu olan oydu kitapta önyargılı yaklaşan da, bu gururunda kendi bildiğini okuyan biri olması kolay kolay birini beğenmemesinin payı var ve üstüne Mr Darcy' nin onun ailesini küçük görmesi de onu
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,9bin okunma
Düşünün ki kırmızı rengi bile konuşuyor...
8/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2023 109. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2023 21:38
Orhan Pamuk 'un ödüllü kitabı olan Benim Adım Kırmızı gerek edebi diliyle olsun gerek içersindeki konularda çeşitliliğiyle olsun dolu dolu bir kitaptı açıkçası güzel bir macera. Böyle bir kitabın Türk Edebiyatında olması oldukça gurur verici. Kitap 16. Yüzyıl döneminde geçiyor. Dönemin padişahı Enişte denilen nakkaş ustasından bir kitap hazırlamasını istiyor ancak bu kitap toplumun sanat görüşlerine ters bir kitap çünkü içerisinde çizilecek resimlerin arasında padişahın portresi de var. O zamanlar da İslam dünyasında portre çiziminin çok günah olması hakim bu yüzden bu kitabın hazırlanması nakkaşlar için tamamiyle bir tehtid oluşturuyor. Bir nakkaş ustasının ölümü üzerine başlayan olay bu cinayetin çözülme süreci ile devam ediyor. Katilin kim olduğunu kitapta göremiyoruz açıkçası ama buna rağmen katil kitapta" bana katil diyecekler" başlığı altında okurla konuşuyor bu da okura bir ipucu sunuyor tabi ki. Enişte efendi hazırlanacak kitapta çizilen resimler için hikaye yazması üzerine yeğeni Kara' yı çağırır Kara ise eniştenin kızı Şeküre'ye yıllardır aşıktır. O sıra 2 çocuğuyla askere gidip dönmeyen kocasını bekleyen Şeküre baba evindedir ancak bu kızı isteyen sadece Kara değildir. Bu şahit olacağımız Şeküre' nin aşk hayatı çetrefilli açıkçası ama kitaba ayrı bir hava verdiğini düşünüyorum. Enişte efendi ve beraberinde 4 nakkaş ile birlikte kitap hazirlanmaya çalışılır işin korkunç tarafi ise katilin nakkaşlar arasından birinin olması... Kitap Osmanlı dönemi minyatürcülüğü , nakkaşlık, tezhip sanatı üzerine bol bol bilgi içeriyor.İslam sanatı hakkında da bir bakış açınız oluşuyor aslında. Benim ilgimi çekenlerden biri nakkaşların yeteneklerini kör olmalarına bağlamaları hatta başnakkaşın gözünü iğneyle kör etmesi beni çok etkiledi nakkaşların kör olduğunda aklında
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202320,1bin okunma