"Hiçbir zevk gençlik zaferlerinin defterini dürüp yaşamın hayhuyunda kaybolduktan sonra o hazzı gündoğumunda, günbatımında bir sevinç şokuyla bulmaya denk olamaz."
Clarissa sadece bir defa Serpentine Gölü'ne 1 şilin atmış, bir daha da hiçbir şeyini atmamıştı. ... Fakat bir şey vardı, gerçek öneme sahip bir şey; etrafı boş lakırdıyla çevrili, tahrif edilmiş, silikleştirilmiş bir şey vardı hayatında; her gün yozluğun, yalanın, lakırdının içine atılıp bırakılan bir şey. O genç adam işte bunu muhafaza etmişti. Ölüm bir başkaldırıydı. Ölüm bir iletişim girişimiydi, her defasında kaçarak ulaşılmaz kalmayı esrarengiz biçimde başaran o merkeze erişimin imkânsızlığını, yakınlığın gitgide azaldığını, coşkunun solup gittiğini, insanın yapayalnız olduğunu hissedenlerin girişimi.