10 üzerinden 100 puan verilebilecek olsa hiç düşünmez 100 puan verirdim. Bu kitap bir kişisel gelişim kitabından çok “ülkesel ve toplumsal gelişim”kitabı. Açıkçası beklentimin çok çok üzerinde çıktı.
Toprakları verimsiz, küçücük bir kara parçasından oluşan Finlandiya’nın halkın aydınlanması ve birlik olmasıyla nasıl bu denli geliştiğini anlatıyor yazar bize. Mustafa Kemal Atatürk’ün de askeri okullarda okutulmasını istediği bir kitap olduğunu bildiğimden midir bilmiyorum kitabı okurken Gazi atamızın Türk milletine yazmış olduğu bir öğüt mektubuymuş gibi hissettim. Bu kitap bende vatanımız adına bir şeyler yapabilmemiz için umut uyandırdı.
Gelelim kitapta konusu geçen birkaç noktaya: “ Sır, çalışma tarzında saklıdır. Bir tarafta öküze ve boğaya, tükenmiş bir beygire bağlı, kaba güce dayalı çalışma sistemi varken diğer tarafta on, yüz, bin kere bilgiyle donatılmış zihin ve eğitim çalışması vardır.” İşte çoğu Avrupa ülkesinde ve Türkiye’de ortaya çıkan sorunlardan biri budur. Eğitimi nitelikleştirmektense çalışma yükünü arttırmak. Oysa “Finlandiya’da halkın zihni derin bir uykuya dalmaz, devrilen bir ağaç gibi çürümez. İnsanlar fakirliğe razı gelmeyi istemiyorlar. Başkasının iradesine bel bağlamazlar. Ülke, üst tabakadan alt tabakaya kadar canlıdır.” Kışla’nın toplum içerisinde yarattığı algı değiştirilmeye çalışılır. Halk, kışlayı kötü niteliklerle tanımlarken; Finlandiyalılar kışlayı bir üniversiteye dönüştürmeye başlarlar. Halkın en alt tabakasından en üst tabakasına kadar herkes işini en iyi şekilde yapmaya uğraşır ve birbirlerini bilgilendirme üzerine düşerek yepyeni bir Finlandiya ortaya çıkarırlar. Ebeveynlik, askerlik, eğitim, spor faaliyetleri , kilise gibi ülkeyi şekillendiren her normda yenilenmeye adarlar kendilerini.
“ Vatan için yaşamak da vatan için