Önce yimi altın koydum, kazandım. Gene koydum, gene kazandım. Üç dört el peş peşe kazandım. Beş dakika içinde dört yüz altınım olmuştu galiba. O anda çekilip gitsem iyi olurdu, ama tuhaf bir duyguya kapıldım. Kadere meydan okumak, şan- simla alay etmek istedim. Oynanabilecek en yüksek parayı, dört yüz altının hepsini birden oynadım. Kaybettim. Öfkeyle cebimdeki bütün parayı çıkarıp gene aynı numaraya oynadım. Gene kaybettim. Sonra sersem gibi ayrıldım masanın yanından. Bana ne olmuştu, anlayamıyordum. Kaybettiğimi ancak akşam yemeğinden önce
söyleyebildim Polina Alekandrovna'ya. O saate dek kendimi bilmeden dolaşıp durmuştum parkta.