Okuu
Puan vermedi·120 syf.··
2026 68. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:26
Seriden okuduğum 3 kitabın incelemeleri; -Midilli Mert o gün ata binmeyi öğreneceği için çok heyecanlıdır ve gerçek bir binici gibi giyinip hazırlanır.Mert'e eğitim için Püsküllü adında, oldukça ağırkanlı ve sürekli yemek yemek isteyen bir midilli verilir.Mert'in bu inatçı ve uyuşuk midilliyle gerçek bir binici olup olamayacağı büyük bir merak konusudur. -Galibiyet golü Mert maça gidiyor ve maçta kaleci oluyor ama aslında oyuncu olup gol atmak istiyor . Olamayınca sıkılıyor ve dalıp gidiyor . Sonra da karşı takım Mert’in takımına gol atıyor . Sonra Mert’in takımı gol atıyor . Mert Takım arkadaşının birini yanına çağırıyor ve diyor ki yukardan atıyor gibi yap ama yerden vur . Bu ip ucuyla arkadaşı gol atabiliyor ve böylelikle maçı 2-1 kazanıyorlar . - Çılgın Kuzen Mert kuzenleriyle bir gün geçirir . Kuzenleri çok gürültülü çocuklardır. İki kız , bir erkek kuzenleri var . Mert legodan kalesini onlarla birlikte yıkıyor ve akşama kadar çeşitli kaleler yapıyorlar .
Kitap Alıntısı
İşte Mert! Midilli MacerasıSally Rippin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202262 okunma
10/10
·272 syf.··
2026 30. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:54
Mehmet Akif Ersoy'un şiirlerini bir araya topladığı bu eserin ön söz kısmını çok beğendim. Mehmet Akif hakkında bilmediğimiz ne çok şey varmış. Boğaz'ı yüzerek geçebildiği, saatlerce kürek çekebildiği, atlama ve taş atmayla ilgilendiği, güreş yapmayı sevdiği anlatılıyor. Aynı zamanda karakter özelliklerine de değinilmiş. Verdiği ve aldığı söze, dostlarına ne kadar bağlı olduğu arkadaşlarının bizzat yazdığı anılarla anlatılmış. Aynı zamanda muazzam bir hafızası varmış, verdiği derslerde hiç kitap açmadan yüzlerce şiiri ezbere okur, anlatırmış. Bunun yanı sıra derslerinde kendi şiirlerini işlemez, ayıp olarak görürmüş. Mithat Cemal Kuntay onun için şöyle söylemiş: İlk tanıdığım zaman ona inanamadım: Bir insan bu kadar temiz olamazdı. Fena aktör, melek rolünü oynamaktan bir gün yorulacaktı. Doğal olmayan bir erdemden yorulan yüzünü bir gün görecektim. Ama otuz beş yıl bugün gelmedi. Otuz beş yıl onun yanından her çıkışımda, kendime hep bu soruları sordum: Bu alçak gönüllülük, kendi kendini inkar edercesine nasıl çıkıyordu? Mahrumiyetlerinden yılmayan ahlakıyla, kendisini nasıl kahraman sanmıyordu? Onu yakından tanıyanlar için, her geçen gün, nasıl onun lehine geçen bir gün oluyordu? Onun temizliği yanında insan kendi günahlarından mustarip olurken, o, kendisinin sizden başka olduğunu nasıl görmüyordu? ... Kendisi şiire yönelme sebebinin düzyazıda başarısız olduğunu düşünmesi olduğunu söylüyor. Dindar bir nesilden gelmesine rağmen dindar görünen sarıklı hocalara şiirlerinde yaptığı eleştiriler gülümsetti. Aynı zamanda Müslüman diyarlara yaptığı gezilerde gördüklerini de şiirlerinde anlatmış, günümüze kıyasla çok da fazla bir değişiklik olduğunu düşünmüyorum. 2. Abdülhamid yönetiminden de pek haz etmediğini şiirlerinden anlıyoruz. Genel olarak şiirlerinde değindiği
SafahatMehmet Âkif Ersoy · İskele Yayıncılık · 20217,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·320 syf.··
2026 18. kitabı
Konusunun ilgi çekiciliyle beni cezbeden ve "burda istediğim şeyleri bulabilirim" hissini veren bu kitap, başlangıcından finaline kadar sanki TV de Lost dizisinden bir bölüm izliyormuşumcasına gizem duygusunu tek bir an kaybettirmeden beni sayfalarında 2 günlük kısa bir gezintiye çıkardı Okumanın 2 gün sürmesinin (asla bu kadar hızlı Okuyan biri değilim) sebebi, kitabın son derece sürükleyici olması, karakterlerin kendi kimliklerini bulma sürecindeki ortaya çıkan şifreleri ve gizemleri onlarla birlikte en kısa sürede çözme isteğimin doruklara çıkmasıydı Sırlar, arkadaşlıklar,tahmin edilemez bağlar ve ihanetle dolu serinin ilk kitabına harika bir başlangıç yaptık bakalım ikinci kitapta neler olacak
AmneziJennifer Rush · Pegasus Yayınları · 2015624 okunma
İyilik meleği tolstoy.
7/10
·637 syf.··
2026 30. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 16:04
Bu tolstoy un okuduğum ikinci veya üçüncü kitabı emin değilim tam. Ama hatırlamadığım kadarıyla hemen hepsi dostluk, kardeşlik, birbimize iyi davranalım teması etrafında dönüyor. Bu kitaba gelecek olursak baş karakterimiz Nehlüdov'un ve bir zamanlar sevdiği Katyuşa nın dirilişini anlatıyor. Ama hepimiz biliyor ki dirilmek için önce ölmek gerekir. O yüzden başta iyi başlayan 2 karakterin orta kısımlara doğru aşırı bozulması ve kitabın sonunda tekrar iyiliğe ( dirilmek) dönmesini anlatıyor. İyiliği ise temel bir kaç şey üzerinden anlatıyor, Hapishane şartlarından, ceza sisteminden, yargılamadan, gardiyanların işkencesinden ve komple sistemin hatalı olmasından dem vurarak başlıyor. İlerleyen kısımlarda ise dine giriyor, isa nın öğretilerinden yani size kötülük edene iyilik edin " ancak böyle düzelir hayat mesajı veriyor. Cezalandırma ile hapis ile îdam ile kimse düzelmez. Hatta malum hapishane şartlarının aşırı kötülüğünden dolayı, yani tembellik ve sürekli kötü insanlar ile beraber bulunmanın, olası iyi insanları bile kötüye çevireceğini anlatıyor. Ana karakterlerimizin diriliş hikayesi ise, bizim Nehlüdov bu gariban Katyuşa yı iğfal etmesiyle ( kitapta böyle yazıyor) gariban Katyuşa kötü yola düşüyor, ve kader ya bir gün mahkeme de Katyuşa yargılanırken bizim Nehlüdov da jüri üyesi olarak mahkeme de bulunuyor. Bu yüzden o sönen vicdan ilk kıvılcımı çakıyor ve dirilme başlıyor. Kitapta beğenmediğim kısımlara gelecek olursam da tolstoy kendini tekrar ediyor, bir kaç kalıp cümlesi var onları en az 3 4 defa tekrar ettirdiğini görmek gözüme battı. Örneğin bi kıza beyaza kaçan sarı saçlı dedikten sonra başka bir bölümde başka bir kıza da aynı şekilde beyaza kaçacak kadar sarı saçlı diyor. Çok basit hatalar bence. Ve biraz da sıkıcı olabiliyor, fazla göze sokuyor işte
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma
Puan vermedi
Romanımız karanlık kentlerden birinde geçmektedir. Ali'nin babası o daha annesinin karnındayken öldürülmüştür. İki erkek kardeşi de kan davası yüzünden akrabalarınınca katletmiştir. Annesi de Ali'nin doğumundan sonra, onu korumak adına Ali'yi kız olarak yetiştirmiş, ona Aliye diyerek Oğlunu Korumaya çalışmıştır. Ancak Ali'yi zaman geçtikçe bu şekilde koruması zorlaşır ve Kan davalıları da devletle birlik yapma şartıyla serbest bırakılınca, annesi Ali'yi alıp karanlık kente Gocer. Çingenelerin suçluların fakirlerin yaşam savaşı verdiği , devletin görmediği, polisin uğramadığı, doktorların tedavi etmediği karanlık kentin karanlık sokaklarında yaşamaya başlarlar. Ali'nin annesi geneleve düşer, Ali'yi korumak adına ondan uzaklaşır, Ali genelev yakınlarında 2-3 arkadaşı ile bir çadırda yaşamaya, var olmaya çalışır. Arkadaşlarından biri olan güzel Hasan bir gün şehrin çöplüğünde ölü bulunur. Hiçbir araştırma yapmadan beraber kaldıkları için ve arkadaş oldukları için Ali'yi suçlu olarak cezaevine kapatırlar. Hasan Küçüklüğünden beri erkek özellikleri göstermeyen bu yüzden ailesi ve toplum tarafından dışlanmışbor görülmüş zulme uğramış bir çocuktur. Evlerinde güvercin yetiştirir, güvercinlerle beraber yatıp kalkar Hasan. Romanda Hasan en sevdiği güvercin olarak belirtilmiş kara güvercin, tıpkı Hasan gibi bulunduğu Kümesteki güvercinlerden farklıdır. Onları gözlemler ancak aralarına karışmaz, evin kuşudur, kümesin değil. Evcilleştirilmemiştir, kandırılmamıştır, değişmemiştir, değiştirilememiştir. anlaşılır ki Hasan, ailesi tarafından öldürülmüştür. Ali'yi serbest bırakırlar, ancak karanlık kentin sokakları yine Ali'yi saracaktır. Çalıştığı geneleve gelen bir kadın Ali'yi uyarır ve Ali çalıştığı yerde daha da zarar görmemek adına geneleve gelen bir tırcının tırına binerek
Kız AliNihat Behram · Everest Yayınları · 2011106 okunma
8/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Okuyucuyu sürekli tetikte tutan, gerilimi yüksek bir kitap arayışındaysanız size tamda öyle bir öneriyle geldim... Savcı Volkan'dan gelen bir telefon, hattın diğer ucunda Adli tıp uzmanı Soner... Bir ölüm vakası,yer; şehrin kıyısında ormanın yuttuğu, ağaçların bile geceleri ses çıkarmaktan çekindiği lanetli bir köy... "Bu şehir sadece bir gün günahsız durabilir mi?" Bu kitabımızda,katilin eylemlerini beş duyu üzerinden temellendirmesi, klasik polisiyelerden farklı ve psikolojik derinliği olan bir akış ortaya çıkartıyor. Bir ceset kadın, 2 gün boyunca yatağa bağlı, her bir duyu organı titizlikle yok edilmiş, kendince bir sanat eseri bırakmış, bir de katilin imzası var, bu bir ritüel mi yoksa... Dinle,sadece sessizlik yalan söylemez. Peki bu ceset sadece bir sanat eseri miydi yoksa bir başlangıç mı? Sonra katilin hayatına, geçmişine dahil olmak... Katilin gölgesinde ona eşlik etmekte oldukça acımasızdı... Bir katilin zihnine girmek, o karanlıkla yüzleşmeyi göze almaktır. Empati kurmadan duramıyorsunuz desem yeridir. "Bir gün bir çocuk, dünya ona sağırdı, o da dünyayı sağır edecekti!" Gerçekler, bazen en karanlık dosyaların arasında, görünmeyenin ardında gizlidir... Adli tıp uzmanı Soner ona eşlik etmek fazlasıyla etkileyiciydi. "Bir katili anlamak, onu affetmek değildir. Onu durdurmanın tek yoludur." Her sayfa daha çok merak duygusunu tetikliyor. Adli tıp dosyalarında kaybolmak. Artık Av'da Avcı da aynı ormandaydılar. Ve diğer cesetler... Bunlar birer cinayet mi? Yoksa görülmeyenlerin çığlığı mı? Okuyup kararı siz verin!--- Oyun devam ediyor! Polisiye ve gerilim türündeki kurgulardan özellikle de adli süreçlerin ve seri katil analizlerinin ön planda olduğu hikâyelerden keyif alıyorsan, bu kitap senin için oldukça ilgi çekici bir tercih olabilir. #fadiktavsiyesi Zeka ve
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202627 okunma