Değişim Zamanın mı Yoksa Deneyimlerin mi Getirisidir?
9/10
·384 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 03:05
Zaman mı insanı değiştirir yoksa zamanın beraberinde getirdikleri mi? Lucy Maud Montgomery'nin Yeşilin Kızı Anne-3 isimli kitabını okurken aklımda ilk beliren soru bu oldu çünkü olaylar kritik bir dönüm noktası olan üniversite yılları ile başlamakta. Eser; Anne'in Redmond Kolejinde eğitim gördüğü dönemi odağına almakta. Kitabı yaklaşık 10-15 gün önce okuyup bitirdim o yüzden bu incelememde bazı noktaları atlamış olabilirim. Eksiğim olursa affola, bunları belirtmeniz benim için eşsiz bir katkı olur. Bununla birlikte eserdeki bazı olaylara değineceğim için bu inceleme yazısı spoiler içermektedir. Olay kurgusu çok güzeldi. Herhangi bir mantık hatası gibi bir şeye rastlamadım yani olaylar doğal bir akış içerisinde verilmiş. Bununla beraber olaylar okuru doyurucu bir biçimde sunulmuştu; ne çok gereksiz uzun ne de çok üstünkörüydü. Roman okurken genellikle her kısımda üniversite yaşamına dair aşk, ev arkadaşlığı, okul yoğunluğu, tatilde memlekete gitmek gibi birçok temayı bana hissettirdi. Eser konu edindiği üniversite dönemini kitabı okurken adeta kendim yaşamış gibi oldum. Eserin bende bu denli karşılık bulmasını çok beğendim. Eseri bu açıdan çok başarılı buldum. Bence serinin bu kitabı gündelik hayata ve karakterlerin olgunlaşma süreçlerine de odaklanmasına karşın vurucu olduğu kısımlar vardı. Bu kısımlara şunları örnek verebilirim: 1) Ruby Gillis'in hastalanması ve ölümü: ölüm gerçekliğini ve beraberinde gelen hüzün, üzüntü, matem gibi duyguları hissettiğim bir kısımdı. Eserin olumsuz anlamda pik noktası burasıydı bence. 2) Anne'nin Roy Gardner'ın teklifini reddetmesi de kritik kararları almanın zorluğunu vurgulayan vurucu bir kısım olduğu kanısındayım. 3) Anne'nin Glibert'ın evlilik teklifini eserin sonunda kabul etmesi ise acaba bu ne zaman olacak diye
1000Kitap
Yeşilin Kızı Anne 3L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20205,5bin okunma
Yolun Sonundaki Kadınlar
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 12:19
Yolun Sonundaki Kadınlar Dersim Özel Merhaba hissedenler, bugün size "Nasıl yani?" diye bitirdiğim bir eser ile geldim. Beni çok şaşırttı. Hem sürükleyici hem düşündürücü bir eser. Başta karakterimizin kim olduğunu bilmiyoruz; kız mı, erkek mi? Bu kısmı da çok düşündürücüydü ve ilk başta okuduğumuz kısmı sonda öğreniyoruz. Kesinlikle sıradan bir polisiye değil. Psikolojik polisiye, öyle böyle değil. İlk defa böyle bir okuma yaptım. Yazardan daha önce de okuma yapmıştım ama bu eserinin yeri bende farklı olacağı kesin. Sadece bir olay olmuyor, birden fazla olaylar oluyor. Cinayet Büro'nun savruk, umursamaz komiseri, gerçeklikle bağını koparıp iç dünyasına gömüldüğü sıralarda sıra dışı bir teklif alır ve bu teklifle hayatı dramatik bir şekilde değişir. Karakterin iç dünyası resmen bir karmaşa da diyebiliriz. Başta anlayamasam da sonradan anladım ki baş karakterimiz ölen kişileri kendi yerine koyuyormuş. Ben de diyorum ki neden kendinden sanki ölmüş gibi bahsediyor. Meğersem ölenleri kendi yerine koyduğu içinmiş. Bir teklif bir insanın hayatını değiştirir mi? Değiştirir. Burada da değişiyor. Neler neler oluyor bir bilseniz. Bazen aydınlığa çıkıyorsunuz, bazen karışık bir ortama düşüyorsunuz. Ben öyle hissettim. Bir de bazen sanki hep aynı yerdeymişiz, sanki hep o teklif ve ağır çekimler varmış gibi ilerleyen bir kısım vardı. Sıkıcı değildi. Takip etme mevzusu var, notlar, yazılar yazıyor karakterimiz ve kimsenin bilmediği şeyleri bilip kendine saklıyor. Ben sevdim. Hatta ilerleyen zamanlarda tekrar okumak isterim, unuttuktan sonra tabii. Uzun bir süre aklımda kalabilir, bilmiyorum. Bazı yerlerini sevmedim, o kısımlar dışında gayet güzeldi. Ve yer şiirler vardı, onlar da tatlıydı. Kitabın içine serpiştirilmiş gibiydi. Son olarak da kitabımız 2 bölümden oluşuyor. Her bölümün de
Yolun Sonundaki KadınlarDersim Özel · Alakarga Sanat Yayınları · 202647 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Mükemmel
10/10
·600 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 20:42
Serinin en iyi kitabıydı. Aktı resmen okurken, olan olaylar çok doyurucuydu.Sonunda kuzeye girdik Jon Lord kumandan oldu ve küçük şeytan sen yazılmış en iyi karaktersin ulan helal sana. Oh beee hikaye bundan sonra daha da çok akıcak. Ve Catelyn ah Catelyn bi ölmedin aq öl artık öllllllll
Kılıçların Fırtınası - Kısım 2George R. R. Martin · Epsilon Yayıncılık · 20164,630 okunma
Puan vermedi·656 syf.··
2026 30. kitabı
Michael Cook'un yazmış olduğu İslâm Dünyası Tarihi setinin ikinci cildi, Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan 19. yüzyıla kadar olan dönemi ele alıyor. Her iki kitabın da bölümlere ayrılmış olması ve bölüm başlarında verilen bilgilerle istediğiniz bölümden başlama imkanı çok güzel. Çünkü özellikle ikinci kitapta bazı bölümler okuru oldukça yavaşlatıyor. Çoğu okurda olduğu gibi benim de en çok ilgimi çeken bölüm Osmanlı Devleti'nin asırlara ve çok geniş bir coğrafyaya yayılan hâkimiyetinin anlatıldığı bölüm oldu. Bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılımın, farklı dinler ve kültürleri bir araya getirmesi kaçınılmaz. O yüzden yazar bu bölümde Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasındaki yapıyı da ayrı bir başlık altında ele alıyor. Özellikle bu kısım için Evliya Çelebi'nin verdiği bilgileri kullanıyor. Kimini yanlış bulsa da genel olarak onun verdiği bilgileri doğru kabul ediyor. İlk kitapta olduğu gibi herhangi bir kronolojik ilerlemeye bağlı kalmak yerine oldukça geniş bir perspektiften yaklaşıyor tarihe. Ben bunun biraz da okuru sıkmamak için böyle yazıldığını düşünüyorum. Bir bakıyorsunuz Hıristiyan Müslüman iletişimi anlatılırken, Yahudi ve inançsız topluluklara da değiniyor ve hayli ilginç bilgiler serpiştiriyor araya. Birçok şeyde olduğu gibi tarih anlatılarında da kimseyi memnun edemezsiniz. Yazar zaten ilk cildin ön sözünde bazı boşlukları kendi bakış açımla doldurdum diye belirtiyor. Bunun dışında olabildiğince farklı açıdan bilgi vermeye çalışmış. Müslümanlar şunu yaptı ama Hıristiyanlar da bunu yaptı gibi. Fakat yabancı okurların yorumlarında Müslümanları yeterince kötülemediğini belirtenler olmuş mesela. Benim için farklı ve keyifli bir okuma oldu. Oldukça kalın olduğu için şimdilik sadece ilgimi çeken bölümlere odaklandım ama mutlaka en baştan tekrar okumayı
İslâm Dünyası Tarihi 2Michael Cook · The Kitap · 202523 okunma
Bilmen Tefsiri'nin Tefsir Literatüründeki Yeri
Puan vermedi·
Prof. Dr. Şükrü Arslan'ın ''Bilmen Tefsiri'nin Tefsir Literatüründeki Yeri'' isimli makalesini burada paylaşıyorum. Umarım okuyacak olan, okumayı düşünen kişilere faydalı olur. Özet Ö. N. Bilmen, Osmanlıların son döneminde yetişmiş, hayatının müsmir çağını Cumhuriyet döneminde yaşamıştır. O, Cumhuriyetin ilk çeyrek asrını aşkın zamandaki durumu ve nasıl bir tefsire ihtiyaç duyulduğunu iyi tesbit etmiş olmalıdır. Zamanı iyi okuyan Bilmen, tefsirini günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde kaleme almış, uzmanlık alanına giren hususlara fazla yer vermemiştir. Bu sebeple Bilmen Tefsiri’nde farklı yorumlar, rivayetlerdeki senet ve tenkitleri, fıkhî ve kelamî ihtilaflar, kıraat farklılıkları vs. bazı istisnalar dışında görülmez. Kanaatimizce Kur’an’ın ne dediğini öğrenmek isteyen sade insanımız için gayet faydalı bir tefsirdir. Fakat ne yazık ki dili yazıldığı zamana değil, müfessirin yetiştiği döneme aittir. Biz, kısaca “Bilmen Tefsiri” olarak adlandırdığımız merhum Ömer Nasûhi Bilmen Hoca Efendi’nin tefsirini önce genel hatlarıyla tanıtmaya sonra da tefsir literatüründeki yerini tesbite çalışacağız. Öncelikle belirtmemiz gereken hususlardan biri şudur: Bilmen Tefsirini incelememiz, Bilmen Yayınevi tarafından neşredilen, basım tarihi ve kaçıncı basım olduğu belirtilmeyen, orta boy, sekiz cilt, 4136 sayfa olarak İstanbul’da basılan nüsha üzerinde yapılmıştır. Bilmen Tefsiri’nin tam adı, “Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meâl-i Âlisi ve Tefsiri”dir. Bilmen Tefsiri ve Özellikleri Bilmen Hoca Efendi, tefsirine yazdığı üç sayfalık özlü mukaddimesinde Kur’an-ı Kerim’in kısa tanıtımı, önemi, tüm insanlara hidayet rehberi oluşu, tefsir ve tercümesine olan ihtiyaç, tercüme ve meâl arasındaki fark, İslâm’ın başlangıcından itibaren müslümanların Kur’an’ı anlamak için
Alıntı
Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri (7 Cilt Takım)Ömer Nasuhi Bilmen · Kitap Kalbi Yayıncılık · 202297 okunma
Bir Turan Peygamberi
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
Bir Turan Peygamberi…. Tarihimizin en kritik dönüm noktalarından, benim de araştırmayı, okumayı çok sevdiğim 1865 - 1919 yıllarına ait bu edebi eserleri okurken; siyasetin nasıl adım adım değiştiğine de şahitlik ediyoruz. Çok tatmin edici bir deneyim benim için. “AY DEMİR” de 1918 yılında, Müfide Ferit Hanım tarafından yazılmış, o yıllarda yeni yeni parlayan Türk Milliyetçiliğini, Turancılığı bize gösterecek bakalım. Kitabımızda “DEMİR” adında İstanbullu bir doktorun, aşkını ve vatanını ardında bırakıp Orta Asya’ya, Rusların esaretindeki Türk kavimlerini uyandırmaya, onlara unutmaya yüz tuttukları Türklüğü, Turan’ı anlatmaya gidişi konu ediliyor. Kitapta İstanbul’daki siyaset ortamıyla, Orta Asya’daki halkların durumlarıyla, Ruslarla, Müslüman Din adamlarıyla ilgili önemli tespitler var. Bunlara ayrıntılı olarak değineceğim. Ama öncesinde Türk Milliyetçiliği nasıl ortaya çıktı, Müfide Ferit ve kocası Ahmet Ferit kimdir bunları anlatmam gerek yoksa “AY DEMİR” gibi bir karakterin ortaya çıkışı yeterince anlaşılamaz. Şimdii, işte Reformlardı, Aydınlanmaydı, özellikle Fransız İhtilaliydi derken Avrupa’da milliyetçilik zaten vardı. Ancak bizimki gibi bir imparatorluğun içinde, milliyetçilik fikri tehlikeli olacağından uzun yıllar konuşulmadı. Osmanlı’da halk, milliyetlerinden ziyade dinlerine göre sınıflandırılıyordu. Müslimler, Gayri-müslimler şeklinde. Bugün andığımız Namık Kemallerin yer aldığı 1865’te kurulan Genç Osmanlılar bile vatan ve özgürlük vurgusu yaparken, yine Osmanlı olarak, şeriat kurallarıyla hareket edilmesini savunuyorlardı. Ayrı bir Türk milliyetçiliği, Turancılık kavramı yoktu. Taa ki Türk toprakları kaybedilmeye başlayana kadar. Kaybedilen topraklarda yaşayan Türk halkları, kalan topraklara doğru, anadoluya doğru geldikçe, gördükleri zulümün de
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022701 okunma