Halbuki benim ortaya sürdüğüm tez şudur: Türk tarihini bir bütün olarak mütalâa etmek lazımdır. Sülâleleri devlet olarak mütalâa etmek yanlıştır. Çünkü sülaleleri ayrı devlet saymak zihniyeti, sülale-lerin hâkim oldukları devirlerde revaçta bulunan ve bugünün ileri ve milliyetçi zihniyetine yaraşmayan geri bir düşünüştür. Halbuki dört ciltlik tarih, Türk tarihini bir bütün olarak değil, parçalayarak mütalâa ediyor ve birbirleriyle olan irtibatını bulamıyor. Bunun için Muhip B.'e bir daha ifade edeyim ki o tarih 500 değil bir tek âli-min kaleminden çıkmışa bile benzemiyor. Bunu anlamak için de yalnız Orhun'un birinci sayısında gösterdiğim ismihas yanlışlarına bakmak kâfidir. Yalnız Kül Tigin'i Gültekin yazmak bile o tarihi yazanlar arasında bir tek âlim olmadığını ispata yetişir. Çünkü: bir kere onların Orhun âbidelerini okumadığını gösterir. Sonra Türk dili-nin kaidelerini bilmediğini anlatır (çünkü eski Türkçede ve bugünkü şark Türkçesinde "g" ile başlayan hiçbir söz yoktur.) Ve en sonra "prens" mânâsına olan tigin ile "boş” mânasına gelen tekin'i karıştırmakla insan niha-yet kendi boşluğunu meydana koymuş olur.(1)
Sayfa 119 - Orhun, 1934·Kitabı okudu
Akıl, vahyin rehberliğine tabi kılındığı an müspet ilim yapamaz durumda kalır. Çünkü "müspet ilim" denen şey, aklın bağımsız olarak iş görebilmesiyle, deney ve eleştirilere girişebilmesiyle, tez-antitez gibi "diyalog" usullerine dayalı olarak senteze ulaşabilmesiyle, doğa olaylarındaki "sebep" ve "illet" ilişkilerini akılcı yoldan ortaya vurabilmesiyle, "olay" ile "sonuç" arasında değerlendirme yapabilmesiyle elde edilebilen bir şeydir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tek hatam yalan söylemekti fakat başka çarem yoktu. Ama sen nasıl böyle kolay inanabildin? Benim önüme binlerce tez sundular, ben birine bile inanmadım çünkü sana güvendim, sen ihanetime nasıl inanabildin?
Sayfa 25·Kitabı okudu
Önemli -2
“Usame bin Ladin’in bir tür “ordu komutanı” olarak Afgan cephesinden dönüşünden sonra, El Kaide ve diğer silahlı hareketlerin İslam dünyasının dört bir yanında pıtrak gibi bittiği bir sürece girildi. Arkasından da karşılıklı çeşitli saldırılarla birlikte, Afganistan ve Irak’ın işgaline gelindi. 2011’de patlak veren “Arap Baharı”nda asıl gündemin kısa süre içinde “silahlı radikal hareketler”e ve “yabancı savaşçılar”a evrilmesi de, geçmişten gelen bu söz konusu birikimdi. Savaşmayı bilen ve zaten savaş tecrübesi bulunan kadrolar, yine çeşitli şekillerde önlerinin açılmasıyla kendini Irak, Suriye ve diğer sıcak savaş cephelerinde buluverdiler. Bundan sonra içlerinden IŞID türü yapılanmaları devşirmek, bölge ve dünya istihbarat örgütleri için artık çocuk oyuncağıydı.”
Sayfa 206 - 20. Tez
“Arap-İsrail Savaşları'nın bize öğrettiği üç ana gerçek var: 1) Araplar, İsrail’e karşı savaşlarında her zaman farklı amaç ve hedeflerle hareket etmişlerdir, 2) Arapların birlik olamamaları, İsrail karşısında her seferinde yenik düşmelerinin ana nedenidir, 3) İsrail'i mağlup edebilmenin yolu, Arap (ve İslâm) dünyasının aynı hedef uğruna ve topyekûn mücadelesinden geçmektedir.”
Sayfa 189 - 18. Tez
“Yakın tarihte yaşanan bu örnek vakalarda, yerleşimci prototipinin mantığını ortaya koyacak üç temel yaklaşım göze çarpmaktadır: 1) Namaz kılan Müslümanların üzerine ateş edebilecek kadar ırkçı, 2) Yahudi bir başbakanı dini gerekçelerle öldürebilecek kadar fanatik, 3) İşgal ettiği yeri, ne pahasına olursa olsun, terk etmemek için fiziki çatışmaya girebilecek kadar inatçı ve bağnaz. Günümüzde İsrail işgali altında bulunan Batı Şeria’da 500 binden fazla yerleşimci yaşıyor. Buna Doğu Kudüs ve çevresindeki 200 binlik nüfusu da eklediğimizde, toplam yerleşimci sayısının, İsrail’deki Yahudi nüfusun neredeyse altıda birini oluşturduğu görülüyor. Yahudi toplumu içindeki ayrışmalar, seküler-dindar kavgası ve yerleşimcilerin oluşturduğu gerilim... Dışarıdan bakılınca görülemeyen, ancak bakışlar odaklandığında ve tarihsel serüven de dikkate alındığında fark edilebilen bu üç büyük çatlak, İsrail toplumunun ana zaaf noktalarını göstermektedir. Dikişler buralardan patlayacaktır.”
Sayfa 180 - 17. Tez
Filistin