Bitti. Yemin ederim sonunda bitti ve nefes verdim.
Ba-yıl-dım. Ama gerçek anlamda. Okurken üzerimden geçen baygınlığı anlatamam.
Başlarda bunun o bütün insanların "aşk" dediği duyguya hiç kapılmamam olduğunu sandım. Hatta incelemeye yazacağım cümle bile kafamda netti; Eğer hiç aşık olduğunuzu düşünmüyorsanız kitabı aldığınız yere geri bırakın, vakit kaybı olarak göreceksiniz.
Biraz ilerledim ve sonra bunun aşkla falan alakalı olmadığını fark ettim. Adam bu kitabı kaç yaşında yazmış bilmiyorum, ama hatıladığım kadarıyla -baktım geldim 2017'ymiş- bu da adamın kitabı 22 yaşında yazdığı anlamına gelir. İçerisinde inanılmaz fazla çelişkili düşünceler vardı ve benim en başından itibaren ısınamamama sebep olan şey de buydu.
Adam bu çelişkili düşünceleri o kadar benimsemiş ki okurken göze çarpmıyor bile. Bir yerde seviyorum hala diyor, ötekinde yok, hayır, vazgeçtim ben senden diyor.
Açıkçası öyle çok konuşmayı da istemiyorum hakkında. Çünkü gördüğüm kadarıyla oldukça popüler olmuş bir kitap, kesin ters çıkanlar olacaktır.
Konusundan bahsedilecek olursa, yazarımız 17 yaşındayken bir kızı sevmiş. Kıza körkütük aşık olmuş, ama kız yazarımızı sevmemiş. Başka birini seviyormuş. Bu yüzden adamın sevgisine karşılık vermemiş. Zaten bu hikaye de bir elli sayfa kadar ancak anlatılıyor, kalanında tamamen yazar kendi düşüncelerine yer vermiş.
Kısaca kitabın teması, "Seni en iyi ben severdim, sen beni hiç ettin, şimdi pişmanlığından kurtulama, bir daha benim gibisini bulamazsın." paragrafı üzerinden işleniyor.
Dolayısıyla kitap, karşı taraf yerilerek anlatıldığı için aşk acısı çektiğine inanan kalabalık bir kesim tarafından oldukça tutulmuş.
Kitabı ilk önce bundan 3 yıl önce okumuştum. Bütün kuzenlerim öneriyordu, güzel sandım. Daha yirmili sayfaları bitirmeden kitabı geri