Su sıcaklığı, tuzluluk ve okyanus akıntıları gibi veriler ilk bakışta sıradan bilimsel parametreler gibi durabilir. Ancak bu veriler, özellikle denizaltı harp teknolojisi (Anti-Submarine Warfare - ASW) için hayati önem taşır. Sonar Dalgalarının Kırılması: Ses dalgalarının su altındaki yayılım hızı ve yönü; suyun sıcaklığına, basıncına ve tuzluluk oranına bağlı olarak dramatik bir şekilde değişir. Bir ülkenin karasularındaki bu dinamikleri (termoklin tabakalarını) tam olarak bilmek, o sulara sızacak düşman denizaltılarının sonar radarlarına yakalanmadan nasıl hareket edebileceğini hesaplamak ya da tam tersi, yaklaşan bir tehdidi tespit edebilmek anlamına gelir. Çin'in bu konudaki hassasiyeti, Güney Çin Denizi ve Tayvan Boğazı gibi jeopolitik fay hatlarındaki askeri üstünlük arayışıyla doğrudan ilgilidir. Soğuk Savaş döneminden beri ABD (Navy Marine Mammal Program) ve Rusya'nın yunusları, fokları ve hatta balinaları (2019'da Norveç açıklarında bulunan meşhur casus balina Hvaldimir gibi) mayın tespiti, liman koruma ve su altı sabote edici unsurları izleme amacıyla eğittiği öteden beri biliniyor. Siborg Hayvanlar: Canlı kaplumbağa veya balıkların üzerine yerleştirilen, dışarıdan fark edilmesi son derece güç, enerji ihtiyacını canlının hareketinden veya minik pillerden alan mikro sensörler. Biyotaklit Robotlar: Doğrudan bir balık veya deniz canlısı gibi yüzen, sonar radarlarında biyolojik bir varlık gibi görünen ve ayırt edilmesi neredeyse imkansız olan insansız su altı araçları (UUV). Çin'in WeChat üzerinden yaptığı duyuru ve yerel balıkçılara vaat ettiği yüksek meblağlı ödüller (500 bin yuan'a kadar), Pekin'in "Halk Savaşı" (People's War) doktrininin siber ve denizel alana uyarlanmış bir versiyonudur. Devlet, profesyonel istihbarat ağlarının yetersiz kalabileceği
İstihbarat
ÎTİKADÎ MESELELERDE OBJEKTİF OLMAK, TUZAKTIR!..
Blain Brown'un Sinematografi isimli eserini bir dostumun tavsiyesiyle okumuştum. Teknik kısımlarını anladığımı söyleyemem. Ancak teorik kısımları hakikaten öğreticiydi. Mesela şu dediği hep aklımdadır. (Elbette mânâca naklediyorum:) "Eğer kuralları değiştirmek istiyorsan öncelikle o kuralların niçin konulduğunu öğrenmelisin." Neden böyle söylüyordu Brown? Çünkü kuralların konuluş hikmetini-faydasını bilmeden yapılacak değişiklikler "geliştirme" değil "bozma" olurdu. Sinema gibi yenilikçiliğe meyyal bir meslek kolunda olsanız bile, bir kuralı "ne işe yaradığını bilmeden" değiştirmeye kalkarsanız, faydadan çok zarar getirirdiniz. Geleneğin üzerinde yükseldiği tecrübeyi anlamaya çalışmak bu nedenle çok önemliydi. Eline her kamera geçiren sinemayı baştan yazamazdı. Yoksa rezil olurdu. Kon-Tiki de birçok eleştiri yapar bu açıdan modern bilimcilere. Thor Heyerdahl'ın Peru'dan Polinezya kıyılarına bir salla yolcuğulunu anlatan Kon-Tiki, filmindeki maceracılığın aksine, aslında bilimin tecrübeyle gelen bilgiye karşı körleşmesini irdeler. Kitap boyunca Heyerdahl'ın en çok kafayı taktığı konulardan birisi budur. Bilimciler kafalarının içindeki "olurluk-olmazlık" içinde öyle boğulmuşlardı ki sahada nelerin başarılıp-başarılamayacağını koltuklarından kalkmadan tâyin etmeye çalışırlar. Halbuki insanlığın binlerce yıllık tecrübesi de epeyce bir sınanmışlık içermektedir. Kulak verilmesi gerekir. Kendisi kulak verir. Başarır. Kitaptaki misallerden birisi, yanlış hatırlamıyorsam, kutup bölgesinde seyahat eden kâşifin başına gelenlerdir. Yerlilerin fermuar türünden şeyleri kemikten yapmalarını cahillikten sanan kâşifimiz çadırına döndüğünde kötü bir sürprizle karşılaşır: **Metalden yaptığı hiçbir şey açılmamaktır. Hepsi soğuktan kenetlenmiştir. Yolculuğunda büyük
Edebiyat Üslup
Reklam
Politik Konjonktür Dalgalanması İktisatçı William Nordhaus tarafından formüle edilen bu teori, bu rasyonel (politikacılar açısından rasyonel) süreci açıklar. Hükümetlerin seçim takvimine göre ekonomiye kasıtlı olarak yön vermesidir. Seçim öncesi (Genişleme Safhası): Faizler düşürülür, kredi muslukları açılır, kamu harcamaları arttırılır. Amaç işsizliği geçici olarak düşürmek, piyasayı canlandırmak ve seçmenin sandığa mutlu gitmesini sağlamaktır. Seçim sonrası (Daralma/Fatura Safhası): Seçim kazanıldıktan sonra, o aşırı likiditenin (para bolluğunun) yarattığı enflasyonu ve döviz patlamasını engellemek için acı reçete uygulanır; faizler artırılır, kemerler sıkılır. Türkiye’de 2015’ten beri (7 Haziran - 1 Kasım seçimleri, 2017 Referandumu, 2018 Genel Seçimleri, 2019 Yerel Seçimleri, 2023 Genel Seçimleri ve 2024 Yerel Seçimleri ekseninde) bu makroekonomik dalga, iktisat kitaplarına ders olacak nitelikte, kronik bir "politik-ekonomik çevrim" olarak işletilmiştir. Eğer bir ülkede paranın ve faizin seçim odaklı olarak aşağı yukarı hareket etmesinden, sürekli tekrarlanan kriz ve toparlanma süreçlerinden bahsediyorsak, bunun adı: Politik Konjonktür Döngüsüdür. Türkiye ekonomisinin temeli, büyümek için dış kaynağa (ithal ham madde ve yabancı sermaye) bağımlı bir yapıya dayanır. Sermaye girişleri azaldığında veya durduğunda ekonomi daralır, döviz yükselir ve kriz tetiklenir. Bu durum literatürde "Dur-Kalk Ekonomisi" olarak adlandırılır. Ekonomilerin dönemsel olarak büyüme ve resesyon (daralma) aşamalarından geçmesine iktisatta Konjonktür Dalgalanmaları (İş Çevrimleri) denir. Türkiye'nin yaşadığı durum, bu dalgalanmaların yapısal sorunlar nedeniyle çok daha sert ve istikrarsız bir biçimde yaşanmasıdır. Türkiye'nin 2015 sonrasındaki ekonomik süreci iktisat biliminde
Ekonomi
Şehadet yolcuları
Aşkı yaşamak mı, yoksa yaşatmak mı bunun cevabını verebilmek epeyce zor. Huzur denilen duygunun manasına erebilmek İçin yaşamak mı gerekirdi, yaşatmak mı? AYYILDIZUZMANDERGİSİ (2019 Ağustos sayısı)
Alıntı
🎬 GOOD OMENS FİNAL 2019-2026 / 3 sezon, 13 bölüm / Mayıs 2026 da izledim Her bölüm yaklaşık 55 dakika Türkçe Dublaj Kanal / Nerden izlerim : Amazon / Amazon, İnternet Puan IMDb : 8 / Benim : 7.5 Tür: Fantastik, Komedi, absürt Abd, İngiliz Yapımı 16+ Yönetmen : Douglas Mackinnon Senaryo: Peter Atkins Yapımcı: 📌 KONU : Melek Aziraphale ve şeytan Crowley'nin dostluğu, kıyameti engelleme çabalarıyla başlayıp evrenin kaderini etkileyen bir hikâyeye dönüşüyor. İyilik ve kötülüğün siyah-beyaz olmadığı bir dünyada; mizah, fantastik öğeler ve duygusal bağlar iç içe ilerliyor. 💬 YORUM : Good Omens her zaman farklı olmayı başaran bir yapım oldu. Özellikle Aziraphale ve Crowley arasındaki ilişki, dizinin en güçlü yanı. Fantastik öğeler, İngiliz mizahı ve absürt olaylar oldukça keyifli. 3. sezon ise aslında klasik anlamda bir sezon değil. Diziyi tamamlamak ve hikâyeyi sonlandırmak amacıyla çekilmiş tek bölümlük bir final niteliğinde. Bu yüzden tempoyu ya da olay örgüsünü önceki sezonlarla kıyaslamak çok doğru olmaz. Daha çok karakterlerin yolculuğuna ve yarım kalan duygulara bir kapanış sunuyor. Ben finali izlerken hikâyenin tamamlanmış olmasından memnun kaldım ama yine de ilk sezonun büyüsünü ve eğlencesini biraz daha fazla özledim. Bazı hikâyeler mutlu sonla değil, tamamlanmış hissettirmesiyle güzeldir. Good Omens da bana tam olarak bunu hissettirdi. 📌"Bazen bir meleğin ve bir şeytanın dostluğu, dünyanın kaderinden daha ilginçtir." ✨ 🔄 DEVAM / İPTAL Seri finaliyle hikâye tamamlandı. 🎯 Bunu sevenler şunları da izleyebilir: • Lucifer • American Gods • Dirk Gently's Holistic Detective Agency • Pushing Daisies
KERTENKELELER DE DANS EDEBİLİR!..
Dünya giderek küçülüyor. Kütlesinde bir değişim olmuyor belki. Fakat iletişim/ulaşım imkânlarının gelişmesiyle uzaklıklar yakınlaşıyor. Gitmeler-gelmeler, söylemeler-duymalar, etkilemeler-etkilenmeler artıyor. [...] Âhirzamanla ilgili hadîsleri tefsir edenler "deccalin kırk günde dünyayı dolaşması" veya "öldüğünde bir şeytanın bunu dünyaya işittirmesi" gibi rivâyetleri de bu eşikten analiz ederler. Yâni, Efendimiz aleyhissalâtuvesselâm, gayb-âşinâ gözüyle bize âhirzamanda ulaşılacak iletişim/ulaşım imkânlarını sezdirmiştir. Elbette edeb-i peygamberîye yakışır bir tesettürle. Dikkatli nazarların aşabileceği bir billûrlukla. Bunlar da mûcizesidir. Yâni, haberi hakikat-i nübüvvetinin bir delili, örtmesi sırr-ı imtihanın bir gereğidir. Tabiî, ıskalamayalım, böylesi imkânların bedelleri de oluyor. Nasıl bedeller? Bu konuda fehmimize yardımcı olacak bir hadis-i şerif var. Aleyhissalatuvesselam bir mecliste ashabına buyuruyor: "Sizler karış karış, arşın arşın öncekilerin yolunu izleyeceksiniz. (Onların yaşayışlarını ölçü edineceksiniz.) Hatta küçük bir kertenkele deliğine girecek olsalar siz de onları takib edeceksiniz. Sorduk: Yâ Rasulallah! (İzlerini takib edeceğimiz bu topluluklar) Yahudiler ve hristiyanlar mı olacak? Buyurdu: Ya başka kimler olacaktı?" (Buhari, Enbiya 50; Müslim, İlm 6) Her imkanın bir imtihanı var. Ahirzamanda gelişen iletişim/ulaşım imkânlarının da bedeli toplumlar arasındaki etkileşimi arttırması. Evvelemirde bunun sadece hasenâtı gözümüze görünüyor. Fakat, kaçırmayalım, seyyiâtı da var. Çünkü hâkim/baskın kültür dediğimiz şey sonuçta imkanları da yönetiyor. **Hani şöyle bir söz vardır: "Medyanın gücü yoktur. Gücün medyası vardır!" denir. Bunun hakikatini yaşadıklarımız üzerinden de okuyabiliriz. Öyle ya. Bugün küresel medyayı kim
Tefekkürât
Reklam
Reklam