Hadis
قال النبي صلي الله عليه وسلم : يبصر أحدكم القذاة في عين أخيه وينسى الجذع في عينه. ابن حبان في [صحيحه، ج13 ص 73]، البيهقي في [شعب الإيمان، ج5 ص 311]، البخاري في موضعين [الأدب المفرد، مرة بلفظ يبصر، ج1 ص 207، ومرة بلفظ يرى ج1 ص 305]، المنذري في [الترغيب والترهيب، ج3 ص 167] Peygamber Efendimiz (ﷺ) şöyle buyurdu: "Sizden biri kardeşinin gözündeki çöpü görür de kendi gözündeki kütüğü unutur.” İbn Hibbân tarafından Sahîh’inde (c. 13, s. 73), Beyhakî tarafından Şuabu’l-Îmân’da (c. 5, s. 311), Buhârî tarafından iki yerde el-Edebü’l-Müfred’de (birinde “يبصر / görür” lafzıyla: c. 1, s. 207; diğerinde “يرى / görür” lafzıyla: c. 1, s. 305) Münzirî tarafından et-Terğîb ve’t-Terhîb’de (c. 3, s. 167).
“Allah’ın insanlara gönderdiği iki elçisi (resûl) var: Birincisi, içimizdeki elçi olan akıldır; ikincisiyse dışımızdaki elçi olan peygamberdir. İçimizdeki elçiyi (aklımızı) kullanmadıkça dışımızdaki elçiden (peygamberden, onun öğretisinden) yararlanmak imkânsızdır” (ez-Zerî‘a…, Kahire 1985, s. 207). Râgıb el-Isfahânî
Reklam
Zühd dünyaya rağbet etmemek, ona ilgi göstermemektir. Dünyaya rağbet etme halinin fenâsı âhirete rağbetin bekāsını gerektirir. Kul dünyaya uzak durduğu (zâhid olduğu) nisbette âhirete rağbet eder, onu ister. Rağbet ve rehbet havf ve recânın gereği olarak âbidlerin kalplerinde baskın his olarak bulunur (er-Risâle, s. 207, 211, 212, 217). Rağbet ve rehbet TDV
Ebu’l-Abbâs Abdullah b. Abbâs b. Abdulmuttalib’den (ra) rivayet edildiğine göre; Resûlullah (ﷺ) , Allah Teâlâ’nın: Allah, iyilik ve kötülükleri kaydeder, dediğini belirtti ve sonra bunun anlamını şöyle açıkladı: Bir kimse iyilik yapmaya niyetlenir de, onu yapamazsa, Allah, o kimse için tam bir iyilik sevabı yazar. Eğer hem niyetlenir hem de o iyiliği yaparsa, on iyilik sevabı yazar ve bu sevabı yedi yüze ve/veya daha fazlasına kadar çıkarır. Eğer kötülük yapmaya niyet eder de, sonra onu yapmaktan vazgeçerse, Allah onun için tam bir iyilik sevabı yazar. Şayet kötü bir işe hem niyetlenir, hem de onu yaparsa, Allah o kimse için sadece bir tek günah yazar. (Buhârî, Rikâk, 31;   Müslim, Îmân, 207)..𝑵𝒖𝒓𝒍𝒖 𝒈𝒆𝒄𝒆𝒍𝒆𝒓𝒊𝒏𝒊𝒛 𝒐𝒍𝒔𝒖𝒏..✨
Din İslam
Bölüm 6°•○
II. İtiraf O denbû mücrimin zerre sevabım varsa defterde Ya sehv-i kâtiban, ya iftiradır ya Resulallah “Bu suçlu kulun defterinde zerre kadar sevap varsa, ya yazanın yanlışıdır ya da bana yapılmış bir iltifattır ey Resulallah.” ☆ Derûnum zikr ü fikr-i hazrete bigânedir gerçi Nice beyhude fikre âşinadır ya Resulallah “İç dünyam hakikati anmaktan ve düşünmekten uzak; ama nice boş düşünceye alışkındır ey Resulallah.” ♡ Vücudum bir günehdir kim ana benzer günah olmaz İşim gücüm günüm gicem kabahat ya Resulallah “Varlığım başlı başına bir günah gibidir, böylesi bulunmaz; işim de gücüm de gecem gündüzüm de kusurla doludur ey Resulallah.” ☆ Şu denbû yekke tâz-ı arsa-i isyandır Kânî Ki nefsi kendiden eyler şikâyet ya Resulallah “Şu günahkâr Kânî isyan meydanında tek başına kalmıştır; öyle ki kendi nefsi bile kendisinden şikâyet eder ey Resulallah.” ♡ Hata vü sehvi Kânî itiraf et nezd-i baride Duanın efdali çok “lâ-tüâhiz inne seynâ”dır “Kânî hata ve kusurlarını huzurda itiraf eder; çünkü duaların en güzeli ‘Unutursak bizi sorumlu tutma’ duasıdır.” III. Zamane adamı Bu bisamanlığın aslı nizama meylimizdendir
Edebiyat
SAİT FAİK'TEN "SON KUŞLAR"
Sabahattin Ali hikâyeciliğinden farklı olarak, klâsik vak’â tarzını bir kenara bırakıp, “durum hikâyeciliği” diye adlandırılabilecek olan duygu ve düşüncelerin ön plânda yer aldığı, modern tarzın öncüsü sayılabileceğini daha önce ifâde ettiğimiz Sait Faik’in “Son Kuşlar” isimli oldukça tanınmış hikâyesi mevzuumuza numûne olarak alınabilecek bir çalışma… Bu “tarz öncülüğü”nün Türk edebiyatı için geçerli olduğunu ve Sait Faik’in bundaki payının, dünya edebiyatında daha önce keşfedilen ve yaygınlaşan bir usûlü başkasından önce (haydi “taklid” demeyelim) tatbik etmekten ibaret olduğunu da önemle belirtmeliyiz. Sabahattin Ali’deki gibi başı ve sonu belli bir olaydan ziyâde, çevre karşısında yazarın içinde belirginleşen duyguların ifâde edildiği bu hikâyenin özetini vermek elbette çok zor ve hattâ hikâyeyi tanımamız için çok yetersiz… Çünkü bu tür hikâyelerin lezzeti bütününde… Lâkin bu çalışmanın bir edebiyat antolojisi görünümünde olmaması için metnimizi iktibaslarla doldurmak istemiyoruz. İlgilenenler hikâyenin tamamını hemen her kütübhâneden veya kitabçılardan elde edip okuyabilirler. İşte hikâyenin özeti: “Kış, Ada’nın her tarafına yerleşebilmek için rüzgârlarını poyraz, yıldız poyraz, maystro, dramudana, gündoğusu, batı karayel, karayel hâlinde seferber ettiği zaman; öteki yakada yaz, daha pılısını pırtısını toplamamış, bir kenara, oldukça mahzun bir göçmen gibi oturmuştur.” Yazar, “gitmekle gitmemek arasında sallanır bir hâlde, elinde bir pasaport, çıkınında üç beş altın, bir güzel yüzlü göçmen taze”ye benzettiği bu mevsimi, Ada’da kendisinden başka hemen hiç kimsenin sevmediğini ifâde eder. __“Herkesin yeni başlayacak olan altı yedi aylık soğuk hayata kendini şimdiden alıştırmak ve hazırlamak için bir şeyler yapmaya çalıştığı öyle günlerde” yazar,
Sait Faik Abasıyanık
Reklam
Reklam