204. İnsanlardan öyleleri vardır ki, dünya hayatı hakkında söyledikleri senin hoşuna gider. Hatta böylesi kalbindekine Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, hasımların en yamanıdır. 205. O, dönüp gittiğinde yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez. 206. Böylesine "Allah' tan kork!" denilince benlik ve gurur kendini günaha sevkeder. Ona Cehennem yeter. O ne kötü yataktır. 207. İnsanlardan öyleleri de var ki, Allah'ın rızasını almak için kendini feda eder. Allah da kullarına şefkatlidir. (Bakara suresi)
Sayfa 238 - Ensar vakfı yayınları (kitap)
1K
Bakara Sûresi 2
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik, o(kimsenin iyiliği)dir ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere inandı; sevdiği malını yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere ve boyunduruk altında bulunan(köle ve esir)lere verdi; namazı kıldı, zekatı verdi. Andlaşma yaptıkları zaman andlaşmalarını yerine getirenler; sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabredenler, işte doğru olanlar onlardır, (Allah’ın azabından) korunanlar da onlardır. Bakara 177 يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ Ey inananlar, sizden öncekilere yazıldığı gibi (günahlardan) korunmanız için sizin üzerinize de oruç yazıldı; 183 اَيَّاماً مَعْدُودَاتٍۜ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَر۪يضاً اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ وَعَلَى الَّذ۪ينَ يُط۪يقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْك۪ينٍۜ فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْراً فَهُوَ خَيْرٌ لَهُۜ وَاَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ Sayılı günler olarak. Sizden kim hasta veya seferde olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutar). Oruca (güç) dayananların fidye vermesi, bir yoksulu doyurması lazımdır. Bununla beraber gönül isteğiyle kim
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gazel 207
"Gül yüzlü sâki, gel, şu kızıl şarabı sun. Gönlümüzde bundan daha iyi bir fikir yok!"
Ben kalabalıklar için yazmadım ... Çalışmalarımı, zamanın seyrinde nadir rastlanan istisnalar olarak ortaya çıkacak düşünen bireylere miras bırakıyorum. Onlar da benim gibi ya da gemisi batıp ıssız bir adaya çıkan ve kendisinden önce aynı sıkıntıları yaşayan birinin izlerinin, ağaçlardaki bütün papağanlardan ve maymunlardan daha fazla teselli sunduğu bir denizci gibi hissedeceklerdir. Schopenhauer, Manuscript Remains, cilt 4, s. 207-7 "Pandectae ll" § 84.
İslam'da sırra ve sır saklamaya büyük önem verilir ve sır saklamak ahlaki bir erdem olarak kabul edilir. Fıkıh âlimleri de sır saklamayı ahlak temelli olarak ele almışlardır. İslam'a göre sır, onu bilen veya kendisine bu konuda güvenilen kimse nezdinde bir emanettir. Emanete riayet imanla alakalı bir hassasiyet ve sorumluluk olup kişinin kendisinde kalması gereken her türlü sır bu emanet anlayışına dâhildir. Sırrı ifşa eden hem sırrın sahibine hıyanet etmiş hem de onun özel hayatını ihlal etmiş sayılır (Mâverdî, 1985: 295-8; Gazâlî, 1994/III, 207-8). Konuyla ilgili bir ayet şöyledir: "Verdiğiniz sözü ve yaptığınız anlaşmayı yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir" (Isra 17/34).
Sayfa 84·Kitabı okuyor
Alıntı
Sizden birinizin ensesine geceleyin Şeytan üç düğüm atar. Eğer gece uyanıp Allah’ı zikrederse düğümün biri çözülür. Kalkıp abdest alınca biri daha çözülür. Kalkıp namaz kılınca üçüncüsü de çözülür ve dinamik ve ruhen canlı olarak sabaha girer, büyük hayra erer. Eğer böyle yapmazsa, tembel ve uyuşuk bir ruh haleti içinde sabaha girer ve hayra da ermez.” Buhârî, Teheccüd 12; Müslim, Müsâfirîn 207; Ebû Dâvud, Tetavvu 18.