Yakîn üç mertebededir:
1- Muayene, müşahede mertebesi: Bu mertebede bilinen, görülene ters düşmez; Allah’ı bilen kimse O ’ndan en iyi haber verendir. Bu yakîn mertebesi, sıddıklar ve şehidlere hastır. 2- Tasdik ve teslim mertebesi: Bu, haberlerde kendisini gösterir. Bu mertebede Allah’ı bilen kimse, O’ndan haber veren bir müslümandır. Bu, müminlere ait bir yakîn mertebesidir. Onlar ebrar sınıfıdır. İçlerinden bir kısmı sâlih, bazısı da daha aşağı bir hâldedir. Ayet-i kerimede: “Bu onların ancak iman ve tesllmiyetlerini arttrdı." [Ahzab 33/22] buyrularak imanın artması ve eksilmesi yönüne işaret edilmiştir. Bu mertebede bulunanların iman ve yakîni bazen onu takviye edecek sebeplerin bulunmayışı ve ihtiyaç duyulan şeylerin noksan olmasıyla zayıflar. Sebeblerin bulunması ve normal seyrin devamıyla da kuvvetlenir. Onlar, vasıtalara bakıp onlarla fazlaca ilgilenmeleri sebebiyle perdelenirler aynı zamanda onlar sayesinde gerçeği keşfederler. Halkla içiçeyken ünsiyet ve gayret içinde; onlardan ayrı iken yalnızlık ve noksanlık hâlindedirler. Aralarında çeşitli ihtilaflar ve değişik görüşler bulunabilir. Bu, onların eşyaya ve olaylara değişik bakışlarından ileri gelmektedir. 3-Yakînin üçüncü ve en alt derecesi zan mertebesidir. Bu, ilim, doğru haber ve alimlerin sözleriyle kuvvet kazanır. Bu gruptakiler, Allah-u Teâlâ’nın özel yardımı ve nasibi ile imanlarını kuvvetlendirirler. Delillerin yok olması ve söz sahiplerini susmasıyla zayıflar. Bu, istidlale, aklî ilim ve izahlara dayanan bir anlayıştır. Müslüman kitlede, rey, aklî ilim ve kıyasa dayanan kelamcıların yakîni bu kısma girmektedir.
Sayfa 33, 34 - Semerkand Yayıncılık, 3. Baskı, Eylül 2004 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Ama hiçbir zaman farkında olmayız zaten, değil mi? Hayat bir anda altüst oluverir.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Eğer aşk gerçekse, çiçekbozuğu bile bir gamze kadar sevimlidir.”
"​Gözlerine bakarken güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyorum... ​Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum, durup dinlenmeden değişen ebedî madde gibi gözlerin: sırrını her gün bir parça veren fakat hiçbir zaman büsbütün teslim olmayacak olan..."
Şiir
"Dağın üstünde: akşam güneşiyle yüklü olan bir bulut var dağın üstünde. Bugün de: sensiz, yani yarı yarıya dünyasız geçti bugün de. Birazdan açar kırmızı kırmızı: gecesefaları birazdan açar kırmızı kırmızı. Taşır havamızda sessiz, cesur kanatlar vatandan ayrılığa benzeyen ayrılığımızı.."
Şiir
25 Eylül 1945
"Yaşamak: ümitli bir iştir sevgilim, Yaşamak: seni sevmek gibi ciddi bir iştir..."
Şiir