"Hayatındaki en iyi günden sanki bir daha iyi bir gün geçirmeyi beklemiyormuş gibi bahsediyorsun. En güzel anın asla sahip olamayacağın şeylerin ucuz bir taklidine sokulmak mı? O parti seninle alay etmiş. Asla içinde yaşayamayacağın "oturma odası" mı? Neden biri sana, diğerlerinin yaşamak için gerekli bulduğu şeyleri göstermek ister ki? Neden biri seni değiştirmek ister? Seni bu şekilde "düzeltmek" ister?
Neden senin sevdiğin şeyleri yüceltmemiş? Başardıklarını? Glockenspiel çalmanı. Kaligrafini. Gelişmekte olan origami becerilerini. Öykü anlatışını!
Neden herkesin tanıdığı için memnun olacağı harika, komik, sinir bozucu, yetenekli bir genç erkek olduğunu kutlamamış? Benim tanışmak için her şeyi verebileceğim birini?
Sana düşmüşken vurmuyorum, Ollie. Sana hayatında gerçek olan şeyleri kutlamanı söylüyorum. Olduğun kişiyi kutla. Liz'in olmanı istediği kişiyi değil. Kazdığın bu nostaljik çukurdan çık.
Ayağa kalk. "
"Liz'in gözlerini kaybederse ruhunu da kaybeceğini mi düşünüyorsun? O, Liz olduğu sürece her şeye benzeyebilir. Yani, hadi ama moritz. İnsanın kimliği, görüntüsü değildir
Eğer Liz gözsüz olup da ruhsuz olmayacaksa o zaman sende ruhsuz değilsin."
" İşte mutlaka bildiğin bir özdeyiş:Gözler ruhun aynasıdır.
Diğerlerinin çoğu şeyini görebiliyorum. Ama kimse benim içimi göremiyor. İlkel seviyede bu benim ruhum yokmuş gibi gösteriyor. Belki de ruhum yoktur. Eğer bir şekilde daha az insan isem, insanlardan insanlık beklemiyorum."
"Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza değildir, ağır da olsa, hifif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir."
"Gerçek yalnızlık... Verlaine'in sesi keman kadar zarifti."uzayda dolaşan bir kuyruklu yıldızdır. Etrafı hiçlikle sarılıyken daima tenhadadır. Kimsenin görmesi mümkün değildir, kimsenin yanına yaklaşması mümkün değildir. Soğuk sessizlikte binlerce yıl böyle yaşayıp gider. Sence bu, nasıl bir şeydir? Sen hariç kimse bilemez Chuuya."