Sirius’um..En güzel yıldızım.. hayatıma ışık verenim… Sen yanımdayken zaman aynı ama içinden geçtiğim dünya bambaşka. Her yerde ay gibi parlayanım, Güzeller güzelim, Ay ile yıldız ne kadar da güzellerdi, Tıpkı senle, ben gibi.. Ay mı yıldızdan alır ışığını, yıldız mı aydan alır görkemini. Ben söyleyeyim, Ayın bir ışığı yoktur tıpkı ben gibi, Yıldızdan alır tüm ışığını, Tıpkı benim hiçbir ışığım yokken beni aydınlatan sen gibi.. Tıpkı gülüşünde saklı olan o ışık gibi.. Tıpkı bugün ki ışığın gibi.. Elinde meşale yok, Kocaman mucizeler de, Ama şu gözümün içine ışığı bir tek varlığın koyuyor, gülüşündeki o aydınlık.. Sana rastlamadan önce de gökyüzünde yıldızlar vardı, ay vardı, geceler vardı. Ama hiçbirinin bir anlamı yokmuş meğer. O yıldıza baktığımda, o güzelliğinde, parlaklığında seni gördüğümde, Onunla sana anlam kattığımda, Kimsenin kimseyi tamamlamaya çalışmadığı, sadece varlığıyla güzelleştirdiği o kusursuz uyumu fark ettiğimde anladım ki, Gökyüzü aynı gökyüzü ama o yıldız çok başka bir yıldız. Seninle geçirdiğim dakikaları hiçbirşeye değişmem, senli saatlerle sensiz geçirdiğim saatler asla bir değil biliyor musun. Aynı yerde bugün iki kez oturdum. İlk oturduğumda biraz oturup sıkıldım kalkalım hadi dedim,
Gurbet,23.05
"Gurbet, evinden ayrılmak değildir. evine döndüğünde artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlamaktır." Bülent Parlak
Duygu ve Düşünce
Reklam
23.02
İyi geceler gençler ve her zaman genç kalanlar...
1K
23:00
Görmek ilk defadır Sonrası hep bakmak
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Ebû Hureyre radıyallahu rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’a ve âhiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhârî, Edeb 85, 23)
Reklam
Reklam