Yılın 23'üncü kitabı bitti. Hedefime son 1 :) Ama okuduklarıma ekleyemiyorum çünkü 1000Kitap arşivinde bu kitap yok. Bende Trabzon'a gittiğimde yazarın lokantasında şans eseri tanışıp almıştım zaten ilginç bir anı oldu bana.
ŞEHİT ÖĞRETMEN NECMETTİN YILMAZ... Size bir hikaye anlatmak istiyorum... Necmettin Yılmaz'ın hikayesi... Gerçi, bu topraklar ismini bilmediğimiz vatan sevgisiyle dolu mazlumların hikayeleriyle dolu... Onlardan biride 23 yaşında şehit edilen sınıf öğretmeni, Necmettin Yılmaz... Gümüşhane’nin küçük bir köyünde dünyaya gelen Necmettin Yılmaz, 9 Eylül Üniversitesini kazanmış, yatay geçişle Karadeniz Teknik Üniversitesine ordanda daha ekonomik olacağını düşünerek tekrar yatay geçişle Artvin Çoruh Üniversitesi’ni gider ve bitirerek sınıf öğretmeni olur. Öğretmen olmak ve kimseye yük olmamak için çalışır. 2016 yılında Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki Çiftçibaşı İlkokulunda göreve başlar. Öğrencileri onu çok severler.. Necmettin Yılmaz okulun tek öğretmeni vede Müdürüdür. Daha 23 yaşındadır. 8 Aylık öğretmendir. Okul tatil olur, Gümüşhane'ye Ailesini ziyaret etmek için yola çıkar, PKK’lı teröristler Tunceli yolu üzerinde yolunu kestiler, Necmettin Yılmaz'ın aracını ateşe verdiler, kendisini kaçırdılar. Babası duyar duymaz Tunceliye koştu, bir ümit Necmettin Yılmaz'ı belki geri getirirler diye... Ama hiç bir haber alınamadı... 5 gün sonra Pülümür çayında Necmettin yılmaz'ın cesedi bulundu. PKK'lı teröristler Necmettin Yılmaz'ı şehit edip, cesedini Pülümür çayına atmışlardı... Necmettin Yılmaz'ın cenazesi, memleketi Gümüşhane'nin Torul İlçesine götürülüp toprağa verildi. Geride gözü yaşlı bir baba, annesi ve kız kardeşi kaldı... Babası 2 yıl sonra Necmettin'in öğretmenlik yaptığı okula gider, Sıraya oturur, Duvarda Necmettin'in asılı fotoğrafına bakar bakar, Öğrencileri gözyaşlarına boğulur... Allah rahmet etsin... Ailesine sabır versin... Ruhuna EL FATİHA.
Reklam
Irkçıyım demeyin!
1944 davası gibi Türkçü Turancılık yeniden lanetlenebilir. Çünkü küllerinden doğan bir akıma dönüştü. Peki nedir bu 1944 davası? 1944 Irkçılık-Turancılık Davası, bu toprakların gördüğü en büyük haysiyet, sadakat ve aynı zamanda en büyük ihanet kırılmalarından biridir. Türk tarihinin sayfalarına kapkara bir leke gibi kazınan, ama o lekenin içinden birer çelik gibi parlayarak çıkan Türk milliyetçilerinin destanıdır. ​Gelin, hafızamızı bir tazeleyelim de o günlerde ne dolaplar dönmüş, kimler kimlerin arkasına saklanmış bir kez daha görelim. ​Yıl 1944. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına yaklaşıyoruz. Dünyadaki dengeler değişiyor, Sovyet Rusya ayısı pençelerini bileyliyor. Dönemin Ankara hükümeti ise arkasını sağlama almak, "Bakın biz faşist değiliz, komünist hiç değiliz, ortadayız" mesajı vermek için bir kurban arayışına giriyor. İşte tam o sırada, ömrünü Türk ülküsüne adamış, tavizsiz, bükülmez bir kale çıkıyor karşılarına: Hüseyin Nihal Atsız. Başbuğ ​Atsız Ata, dönemin Başvekili Şükrü Saraçoğlu’na yazdığı o meşhur açık mektuplarla (yorumlarda mektupların genel yapısını yazdım, dileyen okuyabilir.) devletin kalbine sızan lanet sapkın komünist yapılanmaları, millî eğitimdeki çürümeyi bir bir deşifre ediyor. Vatan hainlerinin isimlerini bir bir yüzlerine çarpıyor. ​Peki devlet ne yapıyor? Teşekkürü geçtim, hakikati söyleyen her Türk aydınına yapıldığı gibi Atsız’ın üzerine çullanıyorlar! Sabahattin Ali gibi isimleri maşa olarak kullanıp Atsız’ı mahkemeye veriyorlar! ​3 Mayıs 1944’te Ankara’daki duruşma günü, o güne kadar susturulduğunu sandıkları Türk gençliği bir çığ gibi Ankara sokaklarına dökülüyor. (Benzeri yaşanacak, biliyorum. Tarih tekerrürden ibarettir ve biz tekrar bunları yaşayacağız) Binlerce Bozkurt, "Kahrolsun komünistler!" diye bağırarak Atsız’ın
1000Kitap

umay • İTC

@otuken_okuru
·
Bunu alıntılayıp ırkçılık üzerinde konuşacağım. Diyemiyoruz.
Gerçek düşüncelerimizi belki bu vakte kadar sakladık. Ancak şu anda tutukluyuz. Esir alındık. Artık tüm gücümüzle aktif olma yaktidir.
Alıntı
De ki: “Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O’dur. Ne az şükrediyorsunuz! Mülk suresi 23
Din
23.59
Bu zor geceyi de ekle kader defterime be fatih. Atlattın ha gayret düşmanlarına sevindirme kötüleri sevindirme. Hepsinin pis canı cehenneme.. Hak ettikleri tek yer..
23.38
Sen zihnini Allah demeye yor zira hiç bir şey zihne Allah'ı düşündürtmek kadar değerli değil. Zihinde, kalpte O'nun.. Onsuz her şey çöpe atılmaya değer misâli..(nefsime)
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam