00.23
İnsan ruhuna yara bandı yapıştıramıyormuş artık anladım.
Duygu ve Düşünce
23:31
İyi geceler kalbi güzel insanlar 💐
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsan sevdiğinin üzülmesini istemez. Yüreğinin en ufak bir sızıyla burkulmasını, gözlerinin bir an olsun hüzünle dolmasını istemez. Çünkü senin yüzündeki bir gölge bile benim içimde tüm ışıkları kapamaya yetiyor. Güçlü duruşunun arkasında ne kadar hassas, ne kadar yufka bir kalp taşıdığını biliyorum. Belki herkes fark etmiyor ama ben görüyorum. O yufka yüreğinin içinde, her fırtınadan çıkmayı başaracak kadar güçlü bir kadında var. İnan bana, sen sandığından çok daha güçlüsün. Her zaman güçlü olmak zorunda değilsin, Yorulabilirsin, düşebilirsin, Ağlayabilirsin, Üzülebilirsin, Ama sen tekrar kalkabilecek kadar, gözünün yaşını kendin silebilecek kadar güçlü bir kadınsın. farkında mısın bilmiyorum çok özel bir kadınsın. Tüm kadınlar özeldir yanlış anlaşılmak istemem. Ama gücünü unutma sakın, sen çok başka bir kadınsın. ben görüyorum, biliyorum, tanıyorum… Yorulsan da, kırılsan da, düştüğünü sansan da ayağa kalkmayı başaran o güzel kalbi tanıdım ben. seni bu kadar çok sevmemin sebeplerinden biri de buydu, güçlü bir kadındın. Tanıdıkça her geçen gün daha da aşık olduğum kadınsın.. yufkacık yüreğinin ardındaki güçlü kadına ben her gün yeniden aşık oldum. Bu zor günler geçecek. Belki bugün değil, belki yarın da değil ama mutlaka geçecek. Ve o gün geldiğinde, bugün hissettiğin tüm acıların yerini huzur alacak. Ben de senin yeniden gülümsediğini görmek için sabırla bekleyeceğim. senin gülüşün, dünyanın bütün karanlığını aydınlatabilecek kadar güzel.. Sen gülünce çiçek açar her yan.. Keşke yanında olabilseydim de omuzlarındaki bütün yükleri tek tek alabilseydim. Keşke seni üzen her şeyi senden uzaklaştırabilseydim. senin gülüşün benim en güzel huzurum.
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Safran, Serotonin ve Takviye Pazarı
Safranın bazı psikiyatrik belirtiler üzerinde etkili olabileceğini düşündüren çalışmalar bulunmaktadır. Ancak mevcut veriler, sosyal medyada ve takviye pazarında oluşan heyecanı bütünüyle destekleyecek kadar güçlü görünmemektedir. Üstelik safran zaman zaman bilimsel verilerin ötesine taşınarak neredeyse mucizevi bir ürün gibi sunulabilmektedir. Buradaki sorun yalnızca pazarlama değildir. Depresyon da çoğu zaman aşırı basitleştirilmiş bir şekilde anlatılmaktadır. Sosyal medyada sıkça şu mantıkla karşılaşabiliyoruz: “Safran serotonini artırıyor.” “Depresyonda serotonin azalıyor.” “O hâlde safran depresyona iyi geliyor.” Oysa depresyon yalnızca serotonin eksikliğinden ibaret değildir. Bugün birçok araştırmacı depresyonun; biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin iç içe geçtiği oldukça heterojen bir tablo olduğunu vurgulamaktadır. Üstelik mevcut çalışmaların önemli bir kısmı hafif ve orta şiddette belirtileri olan gruplarda yürütülmüştür. Bu nedenle sonuçları tüm depresyon tablolarına genellemek doğru olmayabilir. Bu nedenle herhangi bir maddeyi yalnızca tek bir nörotransmitter üzerinden değerlendirip geniş sonuçlara ulaşmak yanıltıcı olabilir. Ayrıca safran bir ilaç değil, bir takviye ürünüdür. Takviyeler ve ilaçlar aynı düzenleyici süreçlerden geçmez. Bir ürünün raflarda bulunması ya da yaygın biçimde satılması, etkinliğinin ve güvenliliğinin ilaçlar düzeyinde kanıtlandığı anlamına gelmez. Bu durum safranın etkisiz olduğu anlamına gelmez. Ancak mevcut kanıtların sınırlarını bilmek ve pazarlama diliyle bilimsel dili birbirine karıştırmamak gerekir.
Bibliyosmia
Allah'a ve âhiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun. (Buhârî, Edeb 31, 85, Rikak 23)
Din