Bütün uluslar sosyalizme varacaktır; bu kaçınılmaz, ama hepsi aynı yoldan değil. Her biri demokrasinin bir biçimine, proletarya diktatörlüğünün bir çeşidine, sosyalist dönüşümlerin toplumsal yaşamın farklı alanlarından etkilenme derecesine, öyle ya da böyle kendilerine ait bir şeyler katacaktır. Geleceğin görünümlerini 'tarihsel materyalizm adına' tekdüze bir griye boyamak kadar, teorik açıdan ilkel, pratik açıdan gülünç bir şey olamaz. Sonuçta ortaya çıkan, ancak kötü bir Suzdal sıvası olur. (Eserler, c. 23, s. 58)
Sosyalizmin inşası tek başına bir ekonomik yapılanma meselesi değildir. Ekonomi, sosyalist yapılanmanın sadece temeli ve öncülüdür. Sosyalist yapılanmanın düğüm noktası, bütün toplumsal dokuyu baştan ve yeniden yapılandırmada, onu sosyalist devrimci demokrasi temelinde yeniden inşa etmektedir.
Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.
Mü'minûn 23/53
“… Medeni kanunun 23. maddesi, kişiyi kendinden korunmayı hedefliyormuş. Yani tam böyle değildir tabii de böyleymiş gibi algılamakdan hoşlanıyorum. Sen yokken kendimi kendimden korunmakta güçlük çekiyorum, kanun namına dön…”
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
1. Hayır, öyle değil! Kıyamet gününe yemin ederim ki,
2. Öyle değil! Kendisini ısrarla kınayan benliğe de yemin ederim.
3. İnsan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor?
4. Hayır, sandığı gibi değil! Biz onun parmak uçlarını da tam bir biçimde düzenlemeye gücü yetenleriz.
5. Fakat insan kendi önünde rezillik sergilemeyi ister.
6. "Kıyamet günü nerede/ne zaman?" diye sorar.
7. Göz şimşek çaktığında,
8. Ay tutulduğunda,
9. Ve Güneş'le Ay bir araya getirildiğinde,
10. Der ki insan o gün, "Kaçılacak yer nerede?"
11. Hayır, yok sığınacak yer!
12. Varılıp durulacak yer Rabbinin huzurudur o gün.
13. Haber verilir insana o gün, önden gönderdiği de arkaya bıraktığı da.
14. Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;