—Kur'an-ı Kerim 23 yılda inmiştir. —Kur'an-ı Kerim 13 yıl Mekkede inmiştir. —Kur'an-ı Kerimde 30 cüz vardır. —Kur'an-ı Kerimde 120 hizb vardır. —Kur'an-ı Kerimde 114 süre vardır. —Kur'an-ı Kerimin 55 adı vardır. —Kur'an-ı Kerimde 77.439 kelime vardır. —Kur'an-ı Kerimde 6.236 ayet vardır. —Kur'an-ı Kerimde 321.250 harf vardır. —Kur'an-ı Kerimin en yüce suresi Fatiha süresidir. —Kur'an-ı Kerimdeki en yüce ayet Ayete-l Kursi'dir. (Bakara, 255) —Kur'an-ı Kerimin en uzun süresi Bakara süresidir. —Kur'an-ı Kerimin en uzun ayeti borç ayetidir. (Bakara, 282)
Din İslam
(Rüya) (10.06.2026) (İki polis konuşuyordu. Biri bayandı.) Bayan Polis: Lilithi yakalayacağız Polis:Anlamıyorsunuz Lilithi yakalayamazsınız. Bayan Polis: Yakalanacak Sadece zamanı var Polis: Yanlış anlamayın ama planınız çok dandik bir plan Benim çocukluk arkadaşımdı Boşa vakit harcıyorsunuz 23 ünde cephedeydi-Doğuda bir Albayın en iyi askeriydi- Sonrasında yanlış işlere karıştı atıldı askeriyeden Ben Lilithi kendimden iyi tanırım Zehir gibi kadındır Bayat numaraları yutmaz Bayan polis: Siz öyle zannedin Polis: Zannetmiyorum Biliyorum
Edebiyat
Reklam
🌹 Enver Abi'nin (Rahmetullahi aleyh) vefatlarından sonra Osman Ünlü Hocamızın dinleyicilerin suallerine cevap verirken Enver Abi'den bahsettikleri bölümler.. *Enver Abi 001. Bölüm (23.02.2013) [43:41 dk.]* dinimizislam.com/download/Ses/En... 🌐 *Dinimiz İslam* dinimizislam.com 🎥 *Dinimiz İslam YouTube Kanalı* youtube.com/@dinimizislamtv 💙 *Osman Ünlü ile Huzura Doğru YouTube Kanalı* youtube.com/@osmanunluhuzur...
Alıntı
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
ÖLÜRÜM TÜRKİYE’M SELİMGÜRBÜZER Uzun yıllardır hem Bayburt Postası, hem En Politik adlı internet sitesinde yayınlanan yazıları 2023 yılı içerisinde Ölürüm Türkiye’m adlı üçüncü eserimi Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık’tan okuyucu ile buluşturmanın heyecanını yaşamak apayrı bir duygu seli olsa gerektir. Yayınlanan bu eserim 612 sayfa hacimli, 10 bölüm altında 100’e yakın makaleden oluşuyor: -Hayat öykümden Ölürüm Türkiye’m Sevda kareleri, -Ölürüm Türkiye’m Sevdama ruh katan Şahsiyetler, -Türkiye’m Sevdasını Tehdit Eden İç ve Dış Mihraklar, -Fitne Katilden Beterdir, -Hepimiz Aynı Kilimin Desenleriyiz, -Türkiye’m Sevdasından Yeni Türkiye Yüzyılına Doğru, -Kimlik Bunalımı, -Kültür Buhranı ve Medeniyet Ruhu, -Rol Model Arayışları, -Sivil Toplum-Sivil Katılım-Sivil İnisiyatif vs. adlı bölümlerden oluşan kitapta, ayrıca Lise çağlarımda matbaasında çalıştığım Bayburt Postası Gazetesinin kurucusu Osman Okutmuş’u da “Kop Tipisi Işığı: Osman Okutmuş” başlıklı yazısı ile yâd etmiş oldum. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Ölürüm Türkiye’m ölümüne bir sevdadır. Çocukluğumuzdan gençliğe, gençliğimizden ihtiyarlığımıza ve ölene dek heyecanı hiç dinmeyecek sevda yüklü bir tutkudur bu. Hatta sevda yüklü bu tutku seli öyle derinlemesine ruh iklimimize işlemiş ki, geriye dönüp şöyle baktığımda hayat hikâyemin hemen her karesinde bunu görebiliyorum. Nitekim kaleme aldığım eser incelendiğinde Dede Korkut hikâyeleriyle doğup büyüdüğüm Bayburt’tan tutun da Dadaşlar diyarı Erzurum’da üniversite yıllarıma uzanan öğrencilik anılarımda, mezuniyet sonrası meslek hayatına başladığım Aziz İstanbul’un manevi ikliminde ve kuvayı milliye ruhunun merkezi Ankara’da meslek hayatımın devamında bir kısım
Türkiye’de 1919-1924 arası dönemi, sadece bir askeri kurtuluş mücadelesi olarak okumak eksik kalır. Bu beş yıl, aynı zamanda dünya tarihinde eşine az rastlanır şekilde, bir savaşın ortasında yürütülen, son derece canlı, kaotik ve radikal bir demokrasi deneyi alanıdır. Daha sonra kurulacak monolitik (tek sesli) yapıdan önceki bu dönem; tabandan tavana yükselen sivil inisiyatifler, parlamentonun yürütmeyi nefes aldırmadan denetlediği "hiper-parlamentarizm" ve hatta Türkiye tarihinin en ileri yerel yönetim (ademi merkeziyet) tasavvurlarını barındırır. Milli Mücadele, Ankara’da tek bir merkezden düğmeye basılarak başlamadı; aksine yereldeki sivil direniş odaklarının (Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin) birleşmesiyle doğdu. 1919-1920 arasında Anadolu ve Trakya’da 30’a yakın yerel kongre (Balıkesir, Alaşehir, Erzurum, Sivas, Nazilli, Lüleburgaz vb.) toplandı. Bu kongreler, bürokratik bir atamayla değil, bölgenin eşrafı, din adamları, tüccarları ve eski mebuslarının seçimiyle oluşan otonom meclisler gibi çalıştı. Örneğin Balıkesir ve Alaşehir kongreleri, İstanbul Hükümeti’ni de Mustafa Kemal’i de doğrudan muhatap almadan, kendi bölgelerinde vergi toplama, askere alma ve idari kararlar verme yetkisini kendilerinde gördüler. Bu, devlet otoritesinin çöktüğü bir fetret devrinde, halkın meşruiyeti kendi yerel iradesinde araması bakımından müthiş bir taban demokrasisi örneğidir. 23 Nisan 1920’de açılan Birinci Meclis, dünyadaki pek çok parlamento tarihine taş çıkartacak bir yasama üstünlüğüne sahipti. Meclis Hükümeti Sistemi yürürlükteydi; yani ayrı bir hükümet veya kabine yoktu, meclisin kendisi hükümetti. Başbakan veya Cumhurbaşkanı kendi bakanlarını seçemezdi. Her bir bakan (vekil), meclis genel kurulunda milletvekilleri tarafından tek tek oylanarak seçilirdi. Bu durum, icranın
Tarih
İFK HADİSESİ (Hz. Aişe Anlatıyor)
Allah (ﷻ) şöyle buyurdu: 🌷 İçinizden (harcama ile) fazilet ve servet sahibi olanların akrabaya, yoksul (miskinlere) ve Allah yolunda hicret eden (muhacirlere, mallarından) bir şey vermeyeceklerine dair yemin etmesi (gerekmez). Affederek (terk etsinler) ve kusurlarını görmezlikten gelsinler. Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah (kusurları) çok bağışlayan ve (Tevbe eden kimseye) merhametli olandır. Sebeb-i Nüzul: Hz. Ebubekir’in “Aişe konusunda söze dalan akrabaya, (teyzesinin oğlu, miskin ve muhacir) Mistah ve ashabına asla infakta bulunmayacağım” şeklinde yemin etmesi üzerine Nur suresi 22. Ayet nazil oldu. Bunun üzerine Hz. Ebubekir “Evet, ya Rabbi! isterim” dedi. Bu ayetin ardından akrabasına ikram ve ihsanda bulundu. Ardından Aişe ve Safvan konusunda söze dalan Abdullah ibn Übeyy ve ashabı hakkında Nur Suresi 23. Ayet nazil oldu. (İbn Abbas - Nur 22. Ayet) 🌷 O namuslu (hür), bir şeyden (zinadan) habersiz (iffetli), mümin kadınlara (Tevhid ehli Aişe’ye) zina iftirası atanlar, bu dünyada da (celde cezası ile) ahirette de (cehennem azabı ile) lânetlenmişlerdir. Onlar için büyük (dünyada olandan daha şiddetli) bir azap vardır. Sebeb-i Nüzul: Ben habersiz iken bana iftira atılmış ve daha sonra bu bana ulaşmıştı. Şöyle ki: Rasulullah (sav) benim yanımda oturmakta iken birden ona vahiy geldi. Ona vahiy geldiği zaman onu uyuklama hali gibi bir hal kaplardı. Benim yanımda otururken vahiy geldikten sonra yüzünü silerek doğrulup oturdu ve “Ey Aişe müjdeler olsun” buyurdu. Ben de “Allaha hamd olsun, sana değil” dedim. Bunun üzerine Peygamber (sav), Nur Suresi 23-26. Ayetlerini okudu. (Ahmed bin Hanbel, el-Müsned, XLI, 245 (24720, Şuayb el-Arnaut); İbn Hibban, es-Sahih, XVI, 21 (7102); Taberani, el-Mucemül Kebir, XXIII, 121 (156); İbn Cerir et-Taberi, Camiul
Edebiyat
Reklam
Reklam