"Goethe, zamanında Johann Peter Eckermann'a yazdığı bir mektupta [23 Mart 1829] şöyle belirtmiştir: 'Benim gözümde mimari dondurulmuş müziktir.’ Navidsonların evindeki biçimin buzunun çözülmesiyle bu müzik ortaya çıkar. Ne yazık ki, söz konusu müzik zamanın ve değişimin bütün ahengini içinde barındırdığından, yalnızca ölümsüzler onun tadına varabilir. Faniler ise duvarların dağdağasından korkmadan edemezler. Sonuçta o duvarlar ecelimizin geldiğini belirten türküyü söylemiyor mu sanki?"
Atatürk Türk’e kimlik verdi. Mustafa Kemal Osmanlı'nun son kuşağındandı. Türk'ün, Osmanlı iktidarı tarafından nasıl aşağılandığını bizzat gördü. Osmanlı münevverlerinin Babıâlí’de "Türk" sözünü Arap aksanıyla ifade ederek "Terk" diye yazdıklarını unutmadı. "Terk" sözcüğünün çoğulu Arapçada "Etrâk" demekti ve Türklere "Etrâk-ı bi idrak" yani anlayışsız Türkler denirdi!
Oysa Atatürk'e göre Türk yıldırımdı, kasırgaydı, dünyayı aydınlatan güneşti.
Tarih: 23 Mayıs 1928.
Böylece asırlardır hor görülen Türk, yurttaşlık payesiyle onurlandırıldı. Osmanlı ile Cumhuriyet farkı buydu.
Ey iman edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz imana karşılık küfürden hoşlanıyorlarsa, onları dost edinmeyiniz. Sizden her kim onları dost edinirse işte onlar da zalimlerin ta kendileridir.
Kongrenin açıldığı günün gecesiydi. Yani 23 Temmuz'u 24 Temmuz'a bağlayan gece. Saat ikiyi geçiyordu. ilk önce İstanbul şifre ile haber verdi:
"Hükümet tevkifiniz hakkında askeri ve sivil makamlara emir verdi ve bir beyanname de neşeederek sizi asi tanıdığını ilan etti."
Mustafa Kemal Paşa, İstanbul'da kendisine bağlı gizli teşekkülün verdiği bu haberi öğrenince hiç telaş ve endişe göstermeyerek sadece:
"- Daha bu başlangıç, ileride çok daha müşkül durumlarda kalacağız ve fakat her türlü müşkülatı yeneceğiz.
Buna şüphem yok."
Bu 23 yılda ne oldu?
Resûlullah (sav) vahiy ile toplumda çok büyük dönüşümlere sebep oldu. İnsanların sadece yeme içme âdetleri değişmedi, uyuma ve uyanma şekilleri de değişti. Temizlenme biçimleri değişti. Evlenme ve boşanma hukukları değişti. Nefret ettikleri ve sevdikleri davranışlar değişti. Bakışlarının şekli değişti. Seslerinin rengi değişti. Sohbet konuları değişti. Dost-düşman olma kriterleri değişti. 23 yılda kültürel, sosyal, dinî, ekonomik, siyasi açıdan her şey değişti. İnsanların eski hallerinden eser kalmadı; kalan sadece kendi dilleriydi. Araplar yüzyıllardır şiirleriyle iftihar ediyorlardı. Sonraki yüzyılda ise artık kimse şiir yazmıyordu çünkü artık nesilden nesle geçen tek şey Kur'ân ve Resûlullah'ın (sav) sünneti olmuştu.
Bu durumu -bu kelimeyi sevmiyorum ama- 23 yıl süren herhangi bir devrimle karşılaştırın. Devrim sona erdiğinde, ekonomik ya da siyasi sistem belki değişir ama dinî görüş genellikle aynı kalır. Siyasi görüş belki değişir ama kültür aynı kalır. İslam söz konusu olduğunda ise "Ne değişti?” değil, "Ne değişmedi ki?" demeniz gerekir.