Puan vermedi·184 syf.··
2026 5. kitabı
“Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır” sözünü en çok hissettiren eserlerden biri sanırım Şeker Portakalı. Zeze’nin küçücük yaşına rağmen taşıdığı yalnızlık, sevgisizlik ve hayal gücü insanın içine işliyor. Kitabı okurken bir çocuğun dünyasının ne kadar kırılgan ama aynı zamanda ne kadar güçlü olabileceğini görüyorsunuz. Jose Mauro de Vasconcelos, acıyı abartmadan ama çok derinden hissettiriyor. Özellikle Zeze’nin şeker portakalı fidanıyla konuştuğu anlar hem masum hem de hüzünlüydü. Bazen gülümsedim, bazen durup uzun uzun düşündüm. Bu kitap bana çocukların sadece büyütülmediğini, aynı zamanda anlaşılmaya da ihtiyaç duyduğunu hatırlattı. Bitirdiğimde içimde tatlı ama ağır bir boşluk bıraktı. Kısacası, duygusal yönü güçlü ve insanın kalbine dokunan bir kitap okumak isteyen herkesin mutlaka şans vermesi gereken bir eser. Şeker Portakalı
1000Kitap
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
10/10
·336 syf.·
2026 48. kitabı
Nurullah Genç ~ Omuzlarımda Dünya Omuzlarımda Dünya, Nurullah Genç’in hayatından izler taşıyan otobiyografik bir eserdir. Kitap, yoksul ve imkânları kısıtlı bir dağ köyünde yaşayan Seyfullah’ın oğlunu okutma hayalini ve bu uğurda verdiği mücadeleyi anlatır. Seyfullah, tüm zorluklara rağmen oğlu Nurullah’ın eğitim alarak başarılı bir insan olması için büyük fedakârlıklar yapar. Eserde; azim, sabır, çalışkanlık, aile sevgisi ve eğitimin önemi ön plana çıkar. Nurullah’ın çocukluk yıllarında karşılaştığı maddi sıkıntılar, uzun ve zorlu eğitim yolculuğu ile başarıya ulaşma süreci anlatılır. Aynı zamanda Anadolu insanının dayanışması, iyilikseverliği ve manevi değerleri de vurgulanır. İnsan, inançla ve kararlılıkla çalıştığında en zor şartları aşabilir; eğitim ve gayret hayatı değiştiren en önemli güçlerdir. @timasyayingrubu @nurullahgenc1 “Çalışacaksınız ve okuyacaksınız. Dua edeceksiniz ve kendinizi yetiştireceksiniz.”(syf;17) “Fiili dua olmadan kalvi ya da sözlü duanın tesiri arzulanan düzeyde gerçekleşmez.”(syf;17) “Yardım etmek üzere uzandığımız her el kendi elinizdir.”(stf;18) “Tartışabilirsiniz ama kavga edemezsiniz. Çünkü fikir tartışması yapılırken kavga etmek insani değildir.”(syf;23) “Tamamen zıt düşüncelere sahip olabiliriz. Hakaret etmeden, küçük görmeden, aşağılamadan, birbirimize saygı duyarak tartışmayı beceremediğimiz sürece bu ülke mesafe alamayacaktır.”(syf;27) “Haksızlığa karşı koyarsanız zulme engel olursunuz. İnsanlık haksızlığa karşı çıkmadığı için dünya zulümlerle dolu bugün.”(syf;47) “İnsan sahip olduğu herhangi bir malı satarken kusurlarını saklamamalı.”(syf;55) “Koysan yüreğimin pervazlarına Bilmem ısınır mı ayaz ellerin…”(syf;59) “Nicedir yaralarıma ruhunu sürüyorum…”(syf;70) “Ben ağı örümceğe öğretenin adıyla açarım
Omuzlarımda DünyaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20242,000 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çocukların çocuk olmasına izin verin..!
Puan vermedi·184 syf.··
2026 190. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 17:02
Çocuğu yetişkinle karıştirmayın. Bir çocuk dünyası vardır ve çocuğun o dünyası kirletilirse bir daha hayata çocuk gibi bakamaz... Şeker Portakalı Bu kitap bir çocuk nasıl hayata küstürülür,bir çocuğun umutları nasıl yok edilir onu cevabı... Çok isterdim bir çocuğun ağlamasının bütün yeryüzünü soldurmasını... Bir çocuk ağlarsa insanlık ağlamalı... Bir çocuğun umutları yıkılırsa insanlık da yıkılmalı... Bize yazıklar olsun ki kendi ellerimizle o çocukların hayallerini, umutlarını, yaşama haklarını,mutlu olma haklarını kendi ellerimzle kana buladık... Bir çocuk her akşam yediği ve yiyeceği dayağı düşünmemeliydi. Bir çocuk uyumadan önce yarın oynayacağı oyunları ve çok daha güzel yarınlarını düşünmeliydi... Ama kendi ellerimizle kirettik. Şeker Portakalı aslında şimdinin dünyasına da ışık tutan bir kitap. Yıllardır yamaçlarımızda çocuk başları akıyor. Duymuyoruz, görmüyoruz, görmek istemiyoruz... Görsek bile aldırmıyoruz.... Ama onlar çocuk ve çocuk olarak yaşamaları gerek... Eğer onlar şu an suça sürüklenmişse suçlusu biziz. Eğer onlar sevgi eksikliğinde yanlış yoldaysa bunun en büyük sorumluları biz yetişkinleriz. Ve maalesef hiçbirimiz bu bilinçte değiliz. Sevgili anne babalar, sevgili öğretmenlerim çocuğunuzu,öğrencinizi sevin... Çünkü sevgisizlik çocukta bir daha kapanmayacak yaralar açar. Bu önü kesilemez bir çığ gibi büyür... Sevgiyle.... Şeker Portakalı José Mauro de Vasconcelos
Alıntı
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
Kitap Fuarından Okumalar/2
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 21:09
Bana göre İçimdeki Ressam çocuk kitabı değil, çocuklardan çok yetişkinler okumalı bence. Bu kitabı okurken memleketimde ne kadar çok 'Mehmet'ler olduğunu düşündüm. Benim hep bir düşüncem vardır, bu düşüncemi bu kitap da somutlanmış bir şekilde gördüm. Bana göre çocukların ve gençlerin değeri bilinmiyor, herkes bir Z Kuşağı diyor. Değerini bildiğimiz çocuklar ise cennete yolcu oluyorlar. En net olarak Eren. Keşke aramızdayken "iyi ki varsın Eren" dediğimizi duysaydı... Şehitler ölmez ama biz Eren'i görerek deseydik... Bana bu kitap çok şey hissettirdi ve direkt olarak düşüncelerime daldım, biraz da konudan bahsedeyim: Konumuz bir aile hikâyesi. Başkarakterimiz Mehmet. Genel olarak hikâyeyi ondan dinliyoruz. Annesini kaybetmiş; ablası, babası ve anneannesiyle yaşayan Mehmet'in ressamlık yolculuğunu okuyoruz. Mehmet resim çizmeyi her zaman sevmiş ama onun yeteneğini ortaya çıkaran öğretmeni, Gizem Hoca oluyor. Tabii Mehmet'in resim çizmesi için öyle özel bir nedeni var ki... Kitabın konusu tamamen yazara ait, başka bir esere benzetme niyeti olmadığı kesin yalnız... Mehmet'in temiz kalbini Şeker Portakalı'daki Zeze'yi anımsatıyor, Gizem Hoca ile olan ilişkisi ise İlk Öğretmenim kitabını... İçimdeki Ressam Osman Aytekin
2026 Okuma Raporları
İçimdeki RessamOsman Aytekin · Salon Çocuk Yayınları · 20251 okunma
8/10
·320 syf.·
2026 56. kitabı
Hannah Arendt “Kötülüğün Sıradanlığı” 1963’te yayımlanan Eichmann in Jerusalem: A Report on the Banality of Evil (Türkçede genellikle Kötülüğün Sıradanlığı alt başlığıyla biliniyor), Hannah Arendt’in Nazi Almanyası’nın lojistik planlayıcılarından Adolf Eichmann’ın Kudüs’teki yargılanmasını izleyerek kaleme aldığı çarpıcı bir eser. Arendt, beş ay süren davanın altı haftalık bölümünü izlemiş ve gözlemlerini aktarmış. Arendt’in en sarsıcı bulduğu nokta şu: Eichmann, şeytani bir canavar gibi görünmüyor. Aksine, klişe cümlelerle konuşan, düşünme yetisini reddeden, bürokratik rutinlere uyan sıradan bir memur portresi çizer. Onun savunması hep aynı cümledir: “Ben sadece emirleri uyguladım.” Arendt, kötülüğün kaynağını nefret ya da sadizmde değil, düşüncesizlikte ve kör itaate dayalı bürokratik mekaniklikte bulur. Ona göre en büyük kötülükler, düşünmeyen, sorgulamayan ve yalnızca emirlere uyan sıradan insanlar eliyle yapılır. İşte bu yüzden “kötülüğün sıradanlığı” kavramı, insan doğasına ve modern bürokrasiye tutulmuş en sert aynalardan biridir. Eichmann, milyonlarca insanı ölüm kamplarına gönderen bir lojistikçi olarak, yaptığı işi bir “teknik görev” gibi görür. İnsanların acısı onun gözünde bir “lojistik meseleye” indirgenir. Arendt’in korktuğu nokta tam da budur: İnsan, başka insanların hayatını teknik bir ayrıntıya çevirdiğinde, korkunç şeyler normalleşebilir. Kitap yayımlandığında büyük tartışmalar yaratmış. Bazı kesimler Arendt’in Eichmann’ı “hafiflettiğini” düşünüyor. Oysa Arendt amacının onu masum göstermek olmadığını, tam tersine, Eichmann’ın suçlu olduğunu söylüyor. Ancak asıl tehlikenin, kötülüğün insanüstü bir şey değil, gayet insani bir şey olmasında yattığını ekliyor ve şöyle diyor:”Eğer kötülüğü sadece “canavarlara” ait sayarsak, sıradan insanların da
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022987 okunma
10/10
·360 syf.··
2026 14. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 13:40
Hekayəni Scout adında balaca bir qızın dilindən dinləyirik. Buna görə də kitabı ilk oxuyanda Şeker Portakalı ilə bənzər hekayə gözləyirdim. Hər iki kitabda uşaqların dünyasından böyüklərin dünyasına baxırıq. İki kitab arasında ortaq cəhət sadəcə budur. Ədalətsizliyi, irqçiliyi, qərəzləri uşaqların gözündən görürük. Nümunəvi ata olan Atticus Finch uşaqlarını yetişdirmə tərzi, həyata və insanlara olan baxışı ilə mənim üçün unudulmaz obraz oldu. Atticus mənəvi keyfiyyətləri yüksək, dürüst və ədalətli bir ata və vəkil idi. Övladlarının ondan örnək alaraq böyüdüyünü bilir, onların gözünə baxa biləcəyi şəkildə yaşamağa çalışırdı. Atticus övladlarına başqalarını qınamazdan əvvəl özünü onların yerinə qoymağın əhəmiyyətini öyrətməyə çalışırdı və buna nail olmuşdu. Onun uşaqlarına öyrətdiyi bu dərs kitabın sonlarına doğru cəmiyyətin qorxduğu və qınadığı insanların daxilindəki mərhəmət və məsumluğu kəşf etməyə kömək edir.
1000Kitap
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 202088,6bin okunma