Allah Rahim’dir
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Hep beraber Allah’ın isimlerini anlamaya çalışıyorduk. Allah’ın isimlerini anlamak; Allah’ı, Allah’ın kendini tanıttığı gibi tanımaya çalışmak demektir. Bu yüzden Allah’ı tanımaya çalışırken Fatiha’daki isimlerle tanımaya başladık; ama Fatiha’daki isimleri anlamaya çalışmadan önce temel olan, öz olan, anlaşılması gereken, yaratılışın sebebi olan ismi; yani Allah’ın sevmesiyle ilgili olan Vedud ismini anlamaya çalıştık. Vedud isminin; seven, sevilmeyi isteyen, sevilmeye layık olan anlamına geldiğini söyledik. Sonra nüzul sırasına göre Fatiha’daki isimlere başladık. Fatiha tam olarak inmiş olan ilk suredir. Alak Suresi’nin ilk beş ayeti ilk inen ayetlerdir; ama tam olarak inen ilk sure Fatiha Suresi’dir. Bu yüzden işe Fatiha Suresi’yle başladık. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz; “Fatiha ümmül kitaptır (kitapların anasıdır), Kur’an’ın özetidir, özüdür”(Darekutni, Salat, Babu Vucubi Kıraati Bismillah) buyurur. Kur’an’ın anlaşılması için önce Fatiha’nın anlaşılması gerekir. Biri Fatiha’yı öz olarak bilir, öğrenirse Kur’an’ı özetle anlamış olur. Bunun için biz de Allah’ı isimlerinden tanımaya çalışırken Fatiha’yla, Allah’ın Fatiha’daki isimleriyle tanımaya başladık ve önce onları kısaca öğrenelim, dedik. El hamdu lillâhi rabbil âlemin:(Fatiha /1) “Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir.” Rabbimizi Fatiha’daki isimleriyle tanımaya çalışırken ilk önce bu ayette geçen, Hamid ismini, devamında Rab ismini, sonra da “er rahmânir rahîm”(Fatiha /2) ayetinde geçen Rahman ismini anlamaya çalışmıştık. Şimdi biraz da Rahim ismini anlamaya çalışacağız
Sayfa 113·Kitabı okuyor
Ruhları şad olsun...
Hasan Oğlu Mehmet diye çağırırlardı beni o zaman. 24. Fırka, 2. Alay, 2. Tabur, 2. Bölük'teydim. Biz İngilizlerin toplarının sesini duyuyoruz. Üçüncü Fırka Yemen'den gelip harbe giriyor. Biz de bir gün daha gitseydik Süveyş'i bulacaktık. 158. Alay Süveyş'ten geçiyor. 25 gün çarpışıyor, İmdat gelmeyince teslim bayrağını çekiyor. İngiliz Kumandanı esir olan 158. Alay'ın kumandanına diyor ki: Topla askerini! İşte askerim. Şöyle bir konuşma geçiyor iki kumandan arasında. Bu asker mi? Evet, bu asker. İngiliz Kumandanı: 25 gündür bu askere mi hücum ediyordum ben? Evet bu askere. Eyvah...! diyor gavur, korkuyor. Bizim asker açlıktan bitmiş. Onun için hayret ediyor gavur kumandanı. Hindistan'dan İngiliz'in toplayıp getirdiği askerleri Süveyş'in beri yakasında biz karşıladık. Bir ordu toplamış İngiliz Hindiye'den... Aylıklı ordu... "Alaman'ın üstüne götürüyorum." diye kandırmış. Bizim üzerimize sürüyor. Bir ordu askerle, bir tümen ne yapsın. O akşam sabaha yakın hücuma kalktık. Hücuma kalktık, ama biz azlıkta kaldık. Yanımdaki arkadaşı Hint askerleri süngülediler. O zaman ben korktum. Ben bağırdım, onbaşıya.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Reklam
“Kadın yanıma gelip derdini anlattı ve kendisine yardımcı ol­sun diye eşim Muhammed’i sordu. Öylesine güzeldi ki o an kal­bime, Hz. Muhammed’in ona el koyacağına dair şüpheler doğdu. Çünkü, onu görenin kalbine, güzelliğinden ötürü ille de bir şey­ler doğardı. O yüzden Hz. Muhammed belki onu alır diye çok korktum. Sonunda kendisine Hz. Muhammed’in çadırını göster­dim; doğruca oraya gitti. Gidiş artık o gidiş; nitekim Hz. Mu­hammed ona el koydu ve o tarihten sonra da artık onun eşlerin­ den biri oldu. İçerde kendisine şunları söylüyor: Mademki gayen özgürlüktür, o halde benim eşim ol, ben seni azat edeyim diyor ve böylece kadınla anlaşıp evleniyor.” (267) 267. Tecrid-i Sarih. No: 1117. 7/454; Ebu Davud. Cihad. No:2633. İtk. No:3931. Buhari, İlk. 13; Müslim. Cihad. No: 1730 (az bilgi var!); İ. Canan, age. 12/159; TDV İslam Ansiklopedisi. 8/146; Hayal-i Sahabe. Tere. Ahmet Mey lam. 3/308: Ze- hebı. Sireti Alam. 2/262...: İbni Sad. age. No:4122; Kastalani. age. 1/412; Halebi. age. 3/413; İbni İshak. Tere. Sezai Özel, 322; Hakim, age. 4/26: İbni Kesir. el-Bi- dayc.. 4/159; Taberi. MEB Tere... age. 5/527; İbni‘1Cevzi. el-Müeleba. 95; Sıfat - i Safvc. 2/36; ibni Abdi'l Ber. age. No:3282: Tabeıam. age. 24/58; Muhibbüddın Taberi. Scınl-ı Semin. 99...; Tarihi Hamiş. 1/474 ve daha nicelen.
Sayfa 145 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
Sen Değişirsen Her Şey Değişir
Küçücük bir çocukken yaşadıklarım ve oturduğumuz lojmanda yaşadığım o olay neticesinde bilinçaltıma ben değerli değilim, ben mükemmel değilim, ben yeterli değilim, ben sevilmeye layık değilim ve sevilmek için çok başarılı, çok ünlü, çok güzel, çok mükemmel olmam gerek programı yüklenmişti ve kayıt arka planda durmadan oynamaya ve benim hayatıma bu programa uygun kişileri çekmeye devam ediyordu. Hayatım boyunca ne kadar daha güzel, daha bilgili, daha donanımlı olmaya çalışırsam çalışayım, ne kadar herkesin tanıdığı, beğendiği, alkışladığı ünlü biri olursam olayım hiçbir şey bana kendimi değerli, yeterli ve sevilmeye layık hissettirmezdi. Çünkü içimde 7-24 durmadan oynayan bir program vardı ve ben o programı değiştirinceye kadar da oynamaya devam edecekti.
Alıntı
Haşr suresi
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ Göklerde ve yerde olanların tamamı Allah’ı tesbih etmektedir. O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz, (hüküm ve hikmet sahibi olan) El-Hakîm’dir. Haşr 1 هُوَ الَّـذ۪ٓي اَخْرَجَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ لِاَوَّلِ الْحَشْرِۜ مَا ظَنَنْتُمْ اَنْ يَخْرُجُوا وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ مَانِعَتُهُمْ حُصُونُهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَاَتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا وَقَذَفَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُمْ بِاَيْد۪يهِمْ وَاَيْدِي الْمُؤْمِن۪ينَ فَاعْتَبِرُوا يَٓا اُو۬لِي الْاَبْصَارِ Ehl-i Kitap’tan kâfir olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O’dur. Siz, onların çıkacağını düşünmemiştiniz. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’a karşı koruyacağını sanmıştı. Allah onlara, hiç beklemedikleri yerden geldi ve kalplerine şiddetli bir korku saldı. Evlerini kendi elleriyle ve müminlerin eliyle harap ediyorlardı. İbret alın ey basiret sahipleri! 2 ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَٓاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۚ وَمَنْ يُشَٓاقِّ اللّٰهَ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ Bu, onların Allah’a ve Resûlü’ne kafa tutmaları ve karşı safta yer almalarındandır. Kim de Allah’a kafa tutar ve karşı safta yer alırsa şüphesiz ki Allah, cezası çetin olandır. 4 وَمَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْهُمْ فَمَٓا اَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ Allah’ın onlardan (alarak) Resûlü’ne verdiği fey’e gelince, siz (onu elde etmek için) ne bir at ne de deve sürdünüz. Fakat Allah, resûllerini dilediğine musallat eder. Allah, her şeye kadîrdir.<p> <sup> <i>Savaşmadan elde edilen ganimet mallarına “fey” denilmektedir. Bu, savaşılarak elde edilen ganimet
Şûra Suresi
كَذٰلِكَ يُوح۪ٓي اِلَيْكَ وَاِلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكَۙ اللّٰهُ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ (İzzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz, (hüküm ve hikmet sahibi) El-Hakîm olan Allah, sana ve senden önceki (resûllere) işte böyle vahyeder. Şûrâ 3 لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ Göklerde ve yerde olanların tamamı O’na aittir. Ve O, (zatı ve sıfatları en yüce olan) El-Aliy, (zatı ve sıfatları en büyük olan) El-Azîm’dir. 4 تَكَادُ السَّمٰوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْ فَوْقِهِنَّ وَالْمَلٰٓئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَنْ فِي الْاَرْضِۜ اَلَٓا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ Neredeyse üstlerinden gökler (Allah’ın azametinden dolayı) yarılacak, melekler de Rablerini hamdiyle tesbih ederler ve yerde olanlar için bağışlanma talebinde bulunurlar. Dikkat edin! Hiç şüphesiz ki Allah, (evet) O, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) El-Ğafûr, (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm’dir. 5 وَالَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهُ حَف۪يظٌ عَلَيْهِمْۘ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِوَك۪يلٍ Allah’ı bırakıp da veliler edinenler (var ya!) Allah, onların üzerinde gözetleyicidir. Sen, onların üzerine vekil değilsin. 6 وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَهُمْ اُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰكِنْ يُدْخِلُ مَنْ يَشَٓاءُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ۜ وَالظَّالِمُونَ مَا لَهُمْ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ Şayet Allah dileseydi onları tek bir ümmet yapardı. Fakat dilediğini rahmetine dahil eder. Zalimlerin ise ne bir dost ne de bir yardımcısı vardır. 8 اَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَٓاءَۚ فَاللّٰهُ هُوَ الْوَلِيُّ وَهُوَ يُحْـيِ الْمَوْتٰىۘ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ۟ Yoksa, Allah’ın dışında dostlar/veliler mi edindiler? Gerçek veli/dost Allah’tır. O, ölüleri diriltir. O,
Reklam
Reklam