Puan vermedi·348 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 13:19
Kitabın adı:Zorba Yazarın adı:Nikos Kazancakis Sayfa sayısı:348 Kitabımız 1930'larda geçiyor. Kitabımızda iki farklı kişinin yaşamı inceleniyor. Kitabı çok güzel çok güzel ve severek okurken birden basın hatasıyla karşılaştım o yüzden sonuna doğru isteksizlikle (zorla) okudum. Basım hatası 287. sayfayı okurken tekrar 30 sayfa geriye giderek 257 -58- 59 diyerek devam etti ta ki 280'e kadar 280'den itibaren normal okurken 288 sayfadan sonra bir de baktım 321'e atlamış Allah'ım Yarabbim dedim bu benim kaderim mi nedir çünkü iki üç defa daha aynısı olmuştu o zaman yayınevini arayıp kitabı değiştirmiştim ama bu sefer öyle bir şey yapmadım çünkü kitabım emanet kitaptı. Veliha asılı kelam son sayfaları bölük pörçük okuduğum için pek anlayamadım kitapla kalın.
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
Başkasının Bakışından Özgürlüğe
Puan vermedi·280 syf.··
2026 79. kitabı
“Ben, benden başkası değilim, bu doğru.” (s. 251) Kitaba başlarken karşıma çıkacak temel meselenin yalnızca ırkçılık olacağını düşünmüştüm. Kitaba dair inceleme yazma kararını verme sebebim ırkçılık ya da özgürlük meselesi olmadı. Bunlar elbette başka metinlerde de karşımıza çıkan, üzerine çokça düşünülen konular. Bu kitapta benim asıl ilgimi çeken yer, benliğin nerede ve nasıl kurulduğu sorusuna etkili bir örnek sunmasıydı. İnsanın kendisini yalnızca kendi içinden değil dışarıdaki gözün, bakışın ve başkalarının onu görme biçimlerinin içinden de kurması… Frantz Fanon'un bu kitabını okurken en çok bu konuya odaklandığımı fark ettim. Kitap ırkçılığın ne olduğuna dair ayrıntılar sunarken insanın başkasının bakışı altında nasıl değiştiğini de nitelikli bir biçimde gösterebiliyor. İnsan kendini yalnızca kendi gözleriyle görebilir mi yoksa başkalarının ona yönelttiği bakışlar da bu noktada belirleyici mi olur? Fanon'un anlatısına bakınca siyah insan dünyaya yalnızca bir insan olarak çıkamıyor. Daha baştan bir bakışla, bir adlandırmayla, bir yükle karşı karşıya kalıyor. Siyah insan sadece dışarıdan gelen bir ayrımcılıkla karşılaşmıyor. Bundan daha fazlası onun yaşadığı. Henüz kendini kuramamışken başkalarının onun hakkında kurduğu bir imgenin içine doğuyor. Önce kendi olup daha sonra yargılanmıyor. Daha kendisini bile tam olarak tanımamışken başkalarının gözünde belirlenmiş bir kimlikle karşı karşıya kalıyor. Fanon bu noktada Georg Wilhelm Friedrich Hegel’e başvuruyor haliyle: “Öz-bilinç kendinde ve kendi-için olmaktır; bunun içindir ki öz-bilinç ya da kendi-bilincinde-olmak, başka bir öz-bilinç için kendinde ve kendisi için olmak demektir aynı zamanda. Bu da öz-bilincin ancak tanınmak ve bilinmekle gerçekleşebileceği anlamına gelir.” (s. 257) İnsan var olmak isterken hem de birileri tarafından
Felsefe
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Encore Yayınları · 2016690 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
1/10
·376 syf.··
2026 7. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 20:46
Kitap beklentilerimin çok altinda kaldi öve öve bitirilemeyen, fazlaca sisirilmis bir Elif Şafak kitabı daha.iyiki, kütüphaneden almısım dedirtti. Paraniza yazik en onemlisi de vaktinize yazık okurlar.Şimdi gelelim kitap incelemesine.Seçilen karakterler isimler o kadar nokta atısli secilmis ki. Türklere karşı olan dūsmanligini o kadar sinsice yedirmiski.Sonrada buna tarafsizca herkesimden insanin yasantilarindan kesitleri,kadinlarin zor hayat sartlari bulundugu kilifiyla lanse ediliyor.Turk ailesinde her dalavere var, Ermeni ailesindeki karakterler idealist dūzgūn hicbir kusuru yok varsada olabilecek ufak tefek seyler.Tarafsiz dedigi halde yazik onlar soykirima kurban gittiler agitlari. Bunuda cinine soyletmesi. Kurban zihniyetinin arkasina gecerek Türklere giydirmis sozum ona. En saygisizca olani da tecavuz olayinin bir Türk ailede yasanmasi ve ailenin kizlarindan en kucugununde veen guzel alimli acik giyinen Zeliha karakterinde gerceklesmesi. Tecavüz eden kardeşinin adi Mustafa olmasi neden ? ermeni ailede gerceklesmeyip bide o kadar isim arasinda gelip bu ismi seciyorsunuz sayin elif hanim?Anlıyoruz Müslümanlardan nefret ediyorsunuz ama saygida duymuyorsunuz.Suan yasadiniz arizonada daha iyisinizdir. Türkiyeyi sevmediniz soyadinizi annenizin adini kullaniyorsunuz . Bari isminizinde aslinda Elif olmadigini soyleyinde tam olsun. Gizli kapakli degil gercekci bi sekilde tarafi bulundugunuz yerden seslenin.Kimliklerini saklayan insanlardan misiniz sizde kitapta bahsettiginiz gibi? Gercekten Elif gibi dimdik olun..Baba ve Piç Baba ve Piç
Baba ve PiçElif Şafak · Metis Yayınları · 200617,8bin okunma
Elif Şafak
6/10
·416 syf.··
2026 30. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:22
Sonu çok ters köşeydi Kitaba başlarken ne okuyacağıma dair hiçbir fikrim yoktu o yüzden pek bir beklentim yoktu. Tarihle, kaosla, sırlarla ve ters köşelerle harmanlanmış bir kitap, aslında bu içerikler barındıran bir kitabı okumak ister misin diye sorsalar “kesinlikle evet” derdim beni çok etkileyeceğini düşüneceğim için ama bu kitap sonu çok ters köşe olmasına rağmen, aman aman etkilemedi beni… Belki de Elif Şafak’ın kesinlikle tavsiye ettiğim On Dakika Otuz Sekiz Saniye kitabı gibi etkilemesini beklediğim için… Her neyse yine de bu kitaba şans vermek isterseniz tavsiye ederim. Elif Şafak Baba ve Piç
Baba ve PiçElif Şafak · Doğan Kitap · 202417,8bin okunma
Bu değerlendirmeyi sanırım 2024 yılında yazmıştım;))
10/10
·608 syf.··
Beğendi
·
2025 117. kitabı
"Bir kitap, içimizdeki donmuş denize indirilmiş bir baltadır… Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?" ~Franz Kafka Bu kitap okumaya zahmet edilebilecek bir kitap mı? Kesinlikle evet. Hepimizin kitap okurken farklı amaçları vardır. Kimimiz güzel bir cümlenin altını çizmek için okur. Kimimiz ise bilgi gereksinimini karşılamak için okur. Kehribar Geçidi bu iki özelliği de içerisinde bulunduruyor. Olay örgüsünü canlı tutarak okuru da canlı tutmuş oluyor. "Öyle ölüler var ki öldüğünün farkında değildir."(sayfa 17) Siz bu sıfat içerisinde yer almamış oluyorsunuz. Kendinizi o kadar kaptırıyorsunuz ki okumaya, kelimeleri sanki siz söylüyormuşsunuz gibi geliyor. Bazı cümlelerle ağlıyorsunuz bazı cümleler ile gülüyorsunuz. "Bunları yazarken genellikle gülümsüyorum nadiren ağlıyorum. Bunları okuyacak kişinin benimle aynı yerlerde gülüp ağlamasını temenni ediyorum."(sayfa 86) Temennisini gerçekleştiren Nazan Bekiroğlu ve biz okurlar arasındaki o ince bağı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. "An gelir duyguya da kelimeye de doyduğunu zanneder insan."(sayfa 85) Ama o an bu kitapta yer almıyor. Her zaman yeni bir duyguya, yeni bir kelimeye aç oluyorsunuz. "Acaba" kelimesi yiyor içinizi ve kitabın içinde hapsolmuş bir şekilde buluyorsunuz kendinizi. Bir parça buluyorsunuz kendinizden. Kitabı okudukça keşfediyorsunuz içinizi. Ben kendimi Naso olarak gördüm. Naso okuma yazmaya bilmiyor ama avukat olmak istiyordu. Ve yazıya sürekli sitem ediyordu. Bense matematik yapamıyor lâkin savcı olmak istiyordum. Ve sürekli "Matematik ile hukukun ne alakası var, ne işime yarayacak hayatımda?" gibi sitemlerde bulunuyorum. Naso ve Nisa, ismimiz dahi birbirine çok benziyor. Eğer MS 300'lü yıllarda bulunsaymışım Naso olarak ben
Kehribar GeçidiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,580 okunma
Yeni kuşaklara geçmişi anlatırken geçmişten soğutmamalı.
4/10
·224 syf.··
2026 9. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 11:20
"Ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz. " ın doğrusu Ane gibi yar ( Bağdat'ta bir uçurum) olmaz, Bağdat gibi diyar olmmaz. Geçmiş yüzyıllarda kadın , sadece Türklerde değil tüm dünyada söz sahibi değildi. Kaldı ki bir çok Türk kadını ülkelere , ordulara liderlik yapmıştır. "Öte yandan ,daha XI. yüzyılda Divan'da geçen ve insanın (bu sözde insan etinin) sağlıklı iken değerli olduğunu anlatan, Kişi eti tirigle tatır(tatlıdır)(III 257 ) " Bu satırdan ne anlamalıyız. Gençlerin anladığını söylemek isterim. " Sağlıklı insanın eti yenebilir" Ol dost bana gelsün demiş Sundum kadeh alsun demiş Aldum kadeh içtim şarap Ayruk gönlüm ölmez benim Yunus Emre Bu satırlar Yunus Emre'ye ait. Tasavvuf bakış açısıyla kadeh ve şarap incelenmesi gerekirken kitap şarabın islamda kullanıldığını kanıtlamaya çalışıyor.Pes... Aslında; Kadeh, şarap: Sosyal ilişkilerdeki geçiciliği ve öznenin kendine has yaşam tarzını simgeler.
Türkçeye Yansıyan Türk KültürüDoğan Aksan · Bilgi Yayınevi · 200891 okunma